Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı dün akşam bitirdim. Yazarın hayatını okuduktan sonra kendisinden nasıl izler taşıdığı açıkça görülüyor kitapta. Peter Bey, gölgesi olmayan bir adam ve insanlar hemen anında fark ediyor. Durup düşündüm biz peki çabucak fark eder miydik bir insanın gölgesinin olmadığını. Bu kadar dikkatli miyiz? Yazar kimliğimiz ya da varlığımız yerine gölgeyi koymuş başka bir yazar kokuyu koymuştu( Patrick Süskind - Koku). İnsanların bir yere ait olamaması ve en sonunda mutluluğu doğada bulması. Peter, kitabın sonlarına varmadan şeytana ruhunu satsaydı ne olacaktı peki? Bu sefer akıllara Oscar Wilde'ın Dorian Gray'in Portresi gelir. Bu tarz kitaplar çok güzeldir her zaman. En azından benim için.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kızımla her yıl sonunda okuduğumuz kitapları değerlendirip yılın kitabını seçeriz. Bu yıl ödülü Tatlı Bir Tesadüf'e verdik. Özellikle Penelopi Teyzeyi çok sevdik.

Ekranı karlanma yapan bir televizyondaki film karesine benziyordu Penelopi teyze. Ağzı bir karış açık, donup kalmıştı resmen. Orma-
nına kavuşamayan upuzun bir asma köprüydü uzayan bakışları; basamakları sonsuza uzanan bir merdiven... Havaalanındaki konveyör bandında tekrar tekrar dönen sahipsiz bir valiz gibiydi.

Saniyeler... Dakikalar... Saatler... Günler...
Haftalar... Aylar... Mevsimler...
Bir bakışlık zamanda aradan yıllar geçti.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu on dört hikâyenin tamamına yakını, Van, Bahçesaray'ın Elmayaka köyünde ve yazarın dayısının köyünde geçmektedir. Bu hikâyelerin ne kadar kurgu, ne kadarı yaşanmış olduğunu başta yazar ve yakınları bilecektir. Bu hikâyeler, köy-kent kıyaslama ve gidiş gelişlerinden ziyade, köydeki hayatın zorlukları ve daha çokta özlemle yâd edilmesinin güzellikleriyle yol alındığı görülmektedir. O günlere dair sevgi ve bilgi katılmış muhabbetlerle işlenmiş yaşanmışlıklar okudum. Hayatın sadece imkândan ibaret olmadığı, daha çok vicdan meselesi olduğunu hatırlatıyor bu hikâyeler bize. Günümüze oranla tevekkülün ve şükrün daha çok olduğu yıllardan bahsediyoruz vesselam.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
15 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türkiye'de yayınlanan en nitelikli Hazar tarihi çalışması!
Eserleri ile haklı bir şöhret kazanmış Sovyet tarihçisi ve arkeoloğu olan Mihail Artamonov’un bu eseri konuya dair kaleme alınmış zirve bir eserdir. Artamonov, Leningrad Üniversitesi'nde yürüttüğü akademik çalışmalarla Modern Hazar tarihi çalışmaların kurucusu olarak tarih akademisine önemli katkılarda bulunmuştur.

Artamonov'un Hazar Tarihi adlı eseri öncü bir eser olarak literatürde tanınmış ve yer etmiştir. Nitekim başta Hazarlar olmak üzere bu sahada çalışma ve araştırmalar yürüten akademisyenlerin ilk başvuru kaynaklarından ve referans eserlerinden biri şüphesiz Mihail Artamonov’un "Hazar Tarihi: Türkler, Yahudiler, Ruslar" adlı eseridir.

Eser, Yahudilerin Hazar'a nereden geldiklerini, halkları nasıl köleleştirdiklerini, zaman içerisinde bölgede yükselerek nasıl ülkenin efendisi haline geldiklerini ve Hazarların Yahudiliğe geçişini etraflıca konu almaktadır. Bu çalışma Hazarlara dair siyasi, dini, sosyal ve ekonomik olmak üzere geniş bir tarihsel anlatı sunmaktadır.

Artamonov'un kaleme aldığı bu eser uzun yıllar süren araştırmaların bir sonucudur. Hatta eserin müellifi söylediği her sözü birkaç kaynakla doğrulamaktadır. Bu bakımdan da eserin akademik kalitesi üst düzeydedir.

Bu çalışma yayınlandıktan sonra tüm dünyada gündem olmuş ve büyük tartışmalara yol açmıştır. Aynı zamanda eserin yazarı kitapta daha önceki araştırmacıların yanlışlarını ortaya koymuştur. Bu nedenle de başta Rus bilim adamları olmak üzere Batılı bilim adamlarını sert bir dille eleştirmiştir.

Son olarak söylemek gerekirse "Hazar Tarihi: Türkler, Yahudiler, Ruslar" adlı eser, bu konuda dünyadaki en ciddi ve önemli literatür kaynağı olmasının yanı sıra Türkiye'de yayınlanan en nitelikli Hazar tarihi çalışmasıdır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Açıkçası son yıllardaki Grange kitapları (Kaiken-Ölüler Diyarı-Son Av) beni aksiyon yönüyle yeterince tatmin edememişti. Kurgu ve özgün konu seçimleri konusunda Grange'a sonsuz güveniyorum ancak bunları okurken nedense kitabın ortalarında sonunu çözmüş gibiydim. Yazar alışkın olduğumuz dozun altını sununca, madde bağımlısı insanların yoksunluk krizine benzer bir 'Aksiyon yoksunluğu sendromu' yaşıyorum ben de. Küllerin Günü ise Grange'ın o eski ve görkemli, şiddet dolu aksiyon sahnelerini büyük oranda sağladığı için kalbim ağzımda bitirdim kitabı. Konu yine çok özgündü, anlatımın akıcılığına zaten laf yok. Sadece soruşturma sona yaklaştıkça heyecan katlandığı için su gibi akıp gitti. Tavsiyedir.
Yanıtla
8
0
Destekliyorum  2
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
14 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Arap Uyarılışı: Arap Kandırılışı
Yazar, Arap milliyetçiliğini farklı bir açıdan ele aldığı iddiasıyla farklı ve iddialı bir giriş yapıyor ve Arap milliyetçiliğini misyoner okullarının himayesinde, 1847’de Beyrut’ta kurulan Bilim ve Sanat Derneği’ne dayandırmaktadır. Üyelerinin tamamının Hristiyan olduğu ve Yazıcı ve Bustani’nin entelektüel katkısının bulunduğu bu derneğe, Arap milliyetçiliğinin dayandırılması ilginç bir iddia. II. Abdülhamid döneminde, baskı ve sansür nedeniyle Osmanlı egemenliği altında her yerde olduğu gibi Suriye ve Lübnan’da da kurulan bu derneğe büyük bir anlam yüklenmesi garip gelmektedir. Ardından da kurulan bazı dernekler ve özellikle askeriyede Araplarca kurulan gizli örgütlere değinildikten sonra eserin büyük bir kısmının siyasi gelişmeleri ele alması da bu iddianın sakilliğini göstermektedir. Bu iddianın önemi şu noktada önem kazanmaktadır. Misyonerlerin, halkı Osmanlı’ya karşı ayaklandırmak veya tutum almak için, fikri çalışmaları başta yerli Hristiyanlardan başlayarak Müslümanlara yayma gayesiyle hareket ettiklerini göstermektedir.

Arap milliyetçiliğinde Mehmet Ali Paşa’nın çıkışını yanıp sönen bir aleve benzeten yazar Mehmet Ali Paşa ve haleflerinin Arap milliyetçiliğine katkısını pek önemsememektedir.

Eserde, Arap milliyetçiliği bağlamında detaylı bir şekilde İngiltere destekli Şerif Hüseyin ve oğulları tarafından başlatılan Osmanlı’ya isyan hareketi ele alınmıştır. İç dinamikten ve tutarlılıktan yoksun, Osmanlı’nın kötü yönetimi, İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarının milliyetçi ve dışlayıcı politikaları, iktidar hırsı ve daha da önemlisi İngilizlerin himayesinde gerçekleştirilen harekete Arap ulusal hareketi ve Arap uyanışı denilmesi tamamen aldatmacadır. Büyük hülyalarla kandırılan Şerif Hüseyin’in I. Dünya Savaşı’ndan sonra da olayı tüm çıplaklığıyla görmesine rağmen, hâlâ bu nitelemenin kullanılması son derece manidardır.

Eser, benim açımdan Filistin konusunda Şerif Hüseyin ve oğullarının Batı ve Siyonistler ile ilişkileri dikkat çekicidir. Şerif Hüseyin ile Kahire’deki İngiltere misyonu ile teati edilen yazışmalarda açık bir şekilde Suriye’nin Akdeniz’e paralel kıyıları hakkında İngiltere savaş sonrası taahhüde girmekten bilinçli bir şekilde kaçınmıştır. O dönemde Filistin’e Yahudi göçü olgusu ve çok geçmeden ilan edilen Balfour Deklarasyonu da dikkate alındığında Şerif Hüseyin’e, Filistin ve Lübnan dışarı bırakılarak vaatlerde bulunulmuştur. Ayrıca 3 Ocak 1919 tarihli Şerif Hüseyin oğlu Faysal ile Siyonist Örgütü temsilcisi Chaim Weizmann arasında akdedilen anlaşma da bu durumu doğrulamaktadır. İster milliyetçi açıdan ister İslami açıdan hiçbir Arap’ın kabul etmeyeceği bu durumun ulusal hareket olarak nitelendirilmesi tamamen safsatadır. Zaten I. Dünya Savaşı sonrasındaki Arap dünyasının hâli de bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Eserin ismi “Arap Uyanışı: Arap Ulusal Hareketinin Öyküsü” olmasından ziyade “Arap Uyarılışı: Arap Kandırılışı” olması gerekirdi.

Eserin tercümesi son derece akıcı ve sade olup tercümanları tebrik etmek gerekir. Bununla birlikte iki husus dikkatimi çekti. Bunlardan birincisi 1930’lu yıllarda Arabistan’da otoyola değinilmesi, ikincisi ise bazı yerlerde İskenderun’un İskenderiye olarak adlandırılmasıdır. İnternet kaynaklarında da Arabistan’da ilk otoyolun 1961’de hizmete açıldığı belirtilmektedir.

İçeriğine katılmasam da Arap dünyası üzerine ilgili duyanların son derece istifade edebileceği özgün bir eser olup eserin eleştirel bir gözle okunmasında fayda mülahaza edilmektedir.
Yanıtla
9
2
Destekliyorum  1
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
13 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat öyle bir sinir ağı ki, kimlerle sinaps yapacağını asla kestiremezsin.
Bir roman bu kadar sürükleyici, ilginç ve dâhi öğretici olur mu? Olurmuş.

Doğrusu, bir roman türü olarak Nöro-Roman türü olduğunu bilmiyordum ve bu tarz bir romanlar da okumamıştım aslında. Okurken romanın kahramanlarının beyin nöronlarında, sinapslarında gezindim, davranışlarının, kararlarının ve hatta kaderlerinin nasıl bilinç dışında nöral bağlantılarla şekillendiğine tanıklık ettim.

Kurgu harika, olay örgüsü muhteşem.

Restoran sahibi sinestezik bir kişilik Alef, sinirbilime meraklı ve tıp fakültesinden ayrılmış oldukça zeki bir kadın Tesla, Tesla'nın kız kardeşi Meryam, kötü giden bir evliliğin içerisinde Meryam'ın eşi Perit, sokaklarda büyümüş sonrasında şirket sahibi olmuş güçlü bir mafya lideri fizyolog lakaplı Galen, Tesla'nın yakın arkadaşı ve masum yaşantısının içinde bir hacker olan Derviş lakaplı İlias ve tüm kurgunun bağlandığı, Tesla'nın annesi olarak bildiği Vera. Peki bu kadar farklı hayatlar hangi kurguda ve nasıl bir hikayede buluşabilir.

Okurken öyle ilginç bilgilere ulaşacaksınız ki, roman mı okuyorum yoksa fizyololoji ve sinir bilimi konusunda ders kitabı mı okuyorum diye tereddüte düşeceksiniz.

Sinirli insanların frontal korteksini kullanmakta güçlük çektiklerini (s.184), kakaonun sinaptik bağlantıları güçlendirdiğini (s.187), "Daha önce duydun mu bilmiyorum ama seksor diye bir meslek var" (s. 215) dediğinde, seksorun nasıl bir meslek olduğunu.

Serinin bu ilk kitabı ve romanın sonu, sanırım serinin ikinci kitabı Arachnoid Mater'ın başlangıcı ve ben ikinci kitaba başlıyorum.

Keyifle ve merakla okuyacağınız bir kitap.
Yanıtla
18
2
Destekliyorum  14
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bilimin evrendeki yolculuğu...
İskenderiye’den Şam, Cündişapur’a ve Bağdat’a, Bağdat’tan Endülüs Kurtuba'sına ve Avrupa’ya bilimin yolculuğunu bir solukta okuyacağınız bir kitap. Elinizden bırakamayacağınız bu eser ile bilimlerin ve bilim adamlarının cazibe merkezlerinin, kütüphanelerin tarihi yolculuğunu bulacaksınız. İslam dünyasının antik bilim ve felsefe kaynaklarını nasıl kendi dillerine çevirip sonrasında yorumlayıp, tenkit ederek geliştirdiğini Hikmet Evlerinin kuruluşunu, el-Cahiz, el-Kindi, Farabi, İbn Sina, el-Razi, et-Taberi, Biruni gibi nice bilim adamlarının serüvenlerini, kağıt fabrikalarının kuruluşunu ve bilimlerin Endülüs’e ve Avrupa’ya yolculuğunu zevkle okuyacaksınız.

Çevirisini yapan Ufuk Çoksürer’in değerli katkıları ile bilim tarihi ve İslam dünyasındaki filozof ve bilim adamlarının hayatını daha yakından tanıma fırsatı bulacaksınız.

Özellikle, Endülüs’e iki bölüm ayıran yazarın değerli yorumları ile İslam Medeniyeti havzası içinde olan Endülüs’ün kendine özgü karakteri ile farklı bir İspanya kültürünün doğuşuna önemli katkılar sunduğunu, Yahudilerin ve Hristiyanların uzun bir süre İberya’da barış içerisinde yan yana yaşadıklarını görülmektedir.

Bilimin tekrar Avrupa’ya ulaşmasını anlatan bu eserin özetini, din adamı Lupitus 984 yılında bir yazısında şu şekilde vermektedir:

“Dua saatlerini bilmek, paskalyayı doğru zamanda kutlamak ve kıyamet alametleri hakkında yorumda bulunmak istiyorsanız usturlap kullanmanız elzemdir. Biz Hristiyanlar eskilerin hikmetini unuttuk; Tanrı şimdi bize Araplar aracılığıyla bu hikmeti tekrar bahşediyor.” (s. 122)

Bilime meraklı ya da bilim tarihine ilgi duyan herkesin mutlaka okuması gereken eserlerden biri...


Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
10 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kafka’nın en iyi eserlerinden biri oldukça akıcı bir dil ve anlatım tekniği. Hikaye kurgusu o kadar kusursuz ki hemen bir çırpıda okunacak bir eser hikaye bütünüyle sizi içine çekiyor anlatılanların tanığıymışsınız gibi bir his veriyor okurken sanki ben de o evde o aileden biriydim ve Gregor Samsa’nın acısını içimde hissettim kız kardeşi konusunda hayal kırıklığı yaşadım ağladım sonu çok üzücüydü uzun süre etkisinden çıkılmayacak bir eser herkese tavsiye ediyorum
Yanıtla
5
1
Destekliyorum  5
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
09 Aralık 2022
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İçeriğindeki tablolar ile zengin ve dolu dolu bir eser!
Tanınmış İngiliz arkeolog ve şark araştırmacısı olan Stanley Lane-Poole tarafından 1894 yılında yazılan bu eserin günümüz Türkçesine aktarılması tarih akademisine önemli bir katkı sağlamıştır.

Stanley Lane-Poole, Oxford ve Dublin Üniversitelerinde eğitim almış, İslam sikkeleri konusunda uzmanlaşmıştır. Özellikle de British Museum’da İslamî sikkeler bölümünde idareci olarak çalışmış olması da kaleme aldığı bu eserin yetkin bir tarihçinin kaleminden çıktığının en önemli göstergeleridir.

Stanley Lane-Poole’nun kaleme aldığı bu eser, 19. Yüzyılda önemli tarihi kaynaklar incelenerek İslam ülkelerinin tarihini anlatan kıymetli eserlerin başında gelmektedir. Eser, ilk olarak Halil Edhem Eldem tarafından 1922 yılında "Düvel-i İslamiye" adıyla Osmanlı Türkçesi olarak neşredilmiş ve Türk Tarih Akademisine ve araştırmacılara sunulmuştur.

Bu eser, 139 ülkeyi kapsayan ve İslam ülkelerini batıdan doğuya bütün tarihsel dönem, devlet ve hanedanları gene hatları ile okuyucuyla paylaşmaktadır. Eseri Türkiye’de yeniden yayına hazırlayan Halil Edhem, eksik kalan bölümlere önemli ilaveler yapmıştır.

Samet Alıç tarafından yeniden günümüz Türkçesine aktarılarak yayına hazırlanan eser, Halil Edhem Bey’in en son ilaveli neşrinden hareketle yayına hazırlanmıştır. Selenge Yayınları tarafından yayınlanan kitap kaliteli baskısı ve güzel bir neşir hazırlığı ile seçkin bir eser olmuştur.

Kitap, hükümdarlar, tarikatlar, beyler ve liderler, halefleri ve onların ardılları gibi önemli kişileri soy ağacı ve tablo halinde sunmaktadır. Eser içeriğindeki tablolarla da oldukça zengindir. Kitabı satın alan okuyucular İslam tarihinin erken dönemlerinden başlayarak, sırasıyla Abbasiler, Emeviler, Endülüs Uygarlığı, Selçuklular, Haçlı Seferleri, Anadolu Türk Beyliklerini, Osmanlı Devleti ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini tarihi akış içerisinde inceleme ve öğrenme imkanına sahiptir.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  1
Bildir