Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Perulu yazar Mario Vargas Llosa ile edebi yolculuğum Genç Bir Romancıya Mektuplar adlı eseriyle başladı. Llosa, bir romanın nasıl yazılması gerektiğine dair sorulara, mektup biçiminde ve oldukça samimi bir üslupla yanıt veriyor bu kitabında.

Her bir mektup, romanın kurucu öğelerinden birini ele alıyor: zaman, mekân, anlatıcı, karakterler, gerçeklik, inandırıcılık… Llosa, bunları örneklerle ve deneyimlerle temellendirerek işliyor. Bu sayede edebi derinlik de kazanıyorsunuz.

Yazarın kullandığı dil oldukça sade ve konuşma havasında. Bu da metne doğal bir akış ve yakınlık katıyor.

Sonuç olarak, Llosa’nın romanı bir “dünya kurma sanatı” olarak görmesi benim için hem öğretici hem de ilham vericiydi. Romanın anatomisini merak edenler için bu eser, güzel bir başlangıç noktası olabilir.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Antik Yunan’dan başlayıp Roma dönemine uğrayarak günümüze uzanan bir serüvene çıkmaya ne dersiniz? 2022 yılında yayımlanan Papirüs tam da bu yolculuğa davet ediyor okuru. Kitap sayfalarının nasıl ortaya çıktığını, papirüsten parşömene geçişi, ciltlerin nasıl yapıldığını, kütüphanelerin kuruluşunu ve zamanla nasıl yok edilip daha sonra korunduğunu ve çok daha fazlasını bu kitapta bulmak mümkün.

Kitabın en etkileyici yanı yazarın kullandığı dil. Vallejo, akademik bir dilden uzak, herkesin anlayabileceği sadelikte yazmış.

Bence her okurun kütüphanesinde bulunması gereken, giriş niteliğinde bir eser Papirüs. Üstelik bu yolculukta birçok yeni yazar ve kitap ile de tanışıyorsunuz: Juan Goytisolo, İsmail Kadare, Miguel Hernández, Ruth Rendell, Françoise Frenkel, Jean Rhys…

Kitap bittikten sonra Cortado Podcast’in Papirüs bölümünü dinlemek de ayrıca güzel bir deneyim oldu.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın birkaç röportajını dinledim. Cecile Pin, yazmaya büyük bir iddia ya da planla başlamamış. Önce sadece birkaç diyalog yazmış, ardından ayrıntıları ekleyerek metni bir romana dönüştürmüş. Ve bu süreci yaşarken annesini üzmemek için ona neredeyse hiçbir soru sormamış. Bunun yerine aile fotoğraf albümlerine bakarak, araştırarak ve okuyarak geçmişi anlamaya çalışmış.

Pin, sığınmacı olmanın yalnızlığını ve gerçekliğini çocukların gözünden anlatıyor. Göçmenliğin getirdiği kültürel farklılıklar, dil bariyerleri ve aidiyet arayışı romanın merkezinde yer alıyor. Yeni bir ülkeye tutunmaya çalışan bu çocukların hikâyesi, göçmen olmanın ne kadar çok katmanı olduğunu gösteriyor. Böylece hem göçmenliğin hem de savaşın insanda bıraktığı o görünmez yaraları hissediyorsunuz kitabı okurken.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Søren Kierkegaard'ın biyografisi çerçevesinde varoluşçu felsefesini temel düzeyde anlatan akıcı bir çalışma olmuş. Søren Kierkegaard ile tanışmak için başlangıç kitabı olarak okunup daha sonra Kierkegaard'ın üç aşaması kronolojik sırayla takip edilerek okuma yapılabilir. Kitap, Søren Kierkegaard'ın hayatında önemli olan kırılma noktaları üzerinden ilerlerken Kierkegaard'ın düşünce yapısında etkili olan önemli kavramlar üzerinde de durulmuş ve ilgili alanlarda Kierkegaard'ın kendisinin yazmış olduğu eserlerden alıntılar yapılmış. Çağdaşları tarafından pek tanınma imkanı bulamamış Kierkegaard'ın ölümünden sonra felsefe ve diğer disiplinlerde yer ettiği önem göz önüne alındığında Kierkegaard, felsefeye ilgi duyan okuyuculara hitap etmenin yanında; varoluş kavramı üzerinde yoğun bir düşünüş hali sürdürdüğü ve melankoliyi bir miras gibi taşıdığı için, insan doğası gereği her okuyucuda anlam ifade edecektir. Ayrıca son kısımda özet bir tarihçeye ve okuma önerilerine yer verilmesi iyi olmuş.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öykü iki kız çocuğunun hikayesi gibi başlıyor ama sayfalar ilerledikçe adeta zihnimizde görünmeyen bir ayna kuruyor. Morrison bu aynayı öyle bir yerleştiriyor ki asıl hikaye karakterlerde değil bizim zihnimizde şekilleniyor. “Hangisi siyah, hangisi beyaz?” sorusu sanki "ben kimi nasıl görüyorum" sorusuna dönüşüyor. Bence ırkçılığı anlatmıyor, ırkçılığın düşünme biçimimizde ne kadar kök saldığını anlatıyor. Morrison renkleri gizleyerek bizi kendi önyargılarımızla yüzleştiriyor. Ustaca yazılmış bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Gece Açan Çiçekler” gizli kalmış acıların, içsel direncin ve kadın dayanışmasının (Halide ve Nihal) sembolü gibi okunabilir. Roman, yüzeyde sade bir yaşam öyküsü anlatıyor gibi görünse de alt metninde insanın karanlık yanlarını, geçmişin izlerini ve yeniden doğma cesaretini işliyor. Her karakter, kendi karanlığında filizlenen bir çiçek gibi; kırılmış ama köklerinden vazgeçmeyen. Okuru içe baktıran, sarsıcı ama bir o kadar da iyileştirici bir dili var. Yazar, karakterlerin sessiz çığlıklarını doğanın döngüsüyle ustaca birleştiriyor; gece açan çiçek metaforu da aslında karanlıkta bile güzelliğini bulabilen ruhları temsil ediyor. Dili yalın ama duygusal olarak yoğun, okuruna hem hüzün hem umut bırakıyor. Kısacası, karanlıkta bile ışığını bulma cesaretini anlatan, kırılgan ama dirençli insanların hikayesi diyebiliriz.
Ek olarak yazarın dili o kadar keyifli ki altını bolca çizdiğim bir kitap oldu.
Yanıtla
4
1
Destekliyorum  2
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Erik Hobsbawm’ın Devrim Çağı bence yalnızca bir tarih kitabı değil, insanlığın nasıl yeniden doğduğunu anlatan bir hikâye gibi. Okurken sanki dünyayı bugünkü hâline getiren o büyük kırılmaları adım adım izliyorsun. Fransız Devrimi’nin düşünsel yankılarıyla, Sanayi Devrimi’nin insan hayatını nasıl kökten değiştirdiğini öyle bir anlatıyor ki, tarih sadece geçmişte kalmış bir şey olmaktan çıkıyor.
Bazı yerlerde Hobsbawm’ın dili yoğun, hatta biraz akademik geliyor ama arka planda hep güçlü bir duygu var: değişimin kaçınılmazlığı. Kitabı okurken fark ediyorsun ki, modern dünya bir anda değil; sancıyla, mücadeleyle, büyük bedellerle kurulmuş. Bu yüzden Devrim Çağı bana sadece “ne olmuştu”yu değil, “biz bugün neden böyleyiz” sorusunun cevabını da düşündürüyor.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gösteri Peygamberi başta medya olmak üzere sistemsel eleştirinin çokça yapıldığı bir eserdir. Literatürde "transgressive fiction" (transgresyonel kurgu) olarak geçen, bizde de yeraltı edebiyatı adıyla isimlendirilen türde yer alan postmodernist bir romandır.

Ana karakter Tender Branson'ın Boeing uçağının kokpitinde anlatmaya başladığı kendi hikayesi, pek çok olayı ve ironik eleştiriyi içinde barındırmaktadır. ABD'de yaşan Amish tarikatına benzeyen Tender'ın da içinde yer aldığı Creedish tarikatı, isimleri yalnızca Tender olan erkek çocuklarını ve Biddy olan kız çocuklarını barındırmaktadır. Bu tarikatın tıpkı 1978 yılında Guyana'da topluca intihar eden Halklar Tapınağı üyeleri gibi topluca intiharı ve kalan üyelerin de teker teker ölmesi metni postmodern polisiyeye dönüştürmektedir.

Bu roman hem transgresyonel kurgu hem de postmodernist bir roman olarak çok özel bir eser. Palahniuk'i daha çok Dövüş Kulübü romanıyla bilsek de bu kitabı da çok başarılı.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat tercihlerimizden ibaret öyle değil mi? Biz bir tercih yapar ve onun getirdiklerini yaşarız. Kimi mutlu oluruz kimi mutsuz ve hep düşünürüz bunu tercih etmeseydim, buraya gitmeseydim, bu okulu okusa bu hayatı seçse idim... O zaman mutlu olur muyduk...

Yazar tercih demiş ve öyle akıcı öyle duygulu anlatmış ki iki tercih, iki yol, iki hayat... Kah güldüm kah ağladım. Bir sayfada yazarın ilk kitabındaki karaktere denk geldim ki tanıdık birini görmüş gibi sevindim ve hüzünlendim. Çok sıcacık bir roman bir solukta bitti.

Teşekkür ederim Ceren Ceran bir kitapla daha farklı hayatlara sürüklediğin için beni...
Yanıtla
3
0
Destekliyorum  2
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2025
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap, abartısız ama yürekten bir yasla, babanın ölümüyle açılan boşluğu ve onun bahçesinde filizlenen anıları kucaklıyor; hüzün, toprağın nemi gibi, her satıra sızıyor ama yaşamın döngüsüyle barışıyor. Kitabı içselleştirerek okursanız hüzün olarak ağır gelen bir kitap, alelade bir kitap gibi okursanız cümleler vuruculuğunu yitiriyor. Herkese hitap edecek bir kitap değil, zaman zaman gözler yaşarıyor zaman zaman gülümseyerek okuyorsunuz. Şiirsel ve dili sade bir kitap. Daha önce Zaman Sığınağı kitabını okuyup beğenmiş biri olarak, bu kitabını da beğendim.
Yanıtla
21
1
Destekliyorum  17
Bildir