Aylak Köpek
Aylak Köpek

Kitapyurdu Fiyatı: 80,00TL

Ürüne Git
14Yorum
Nurçin Metingil
Bilge
Sâdık Hidâyet candır! Farkında bile olmadığınız o genel mutsuzluğunuzun sebebini en basit haliyle size sunacak çünkü.
Sanırım kitapla ilgili söylenmesi gereken en önemli şey, karamsar bir ruh halindeyken okunmaması gerektiği. Sekiz öyküden ilki bir köpek üzerinden toplum eleştirisi yapıyor. Ancak bunu yaparken öyle cesur bir dili var ki kendi karakteri dışına çıkarak, kalemi engel olmadan toplumun en acımasız yönlerini sunabiliyor. Öyle ki durup izliyor oluşuna kızarken buluyorsunuz kendinizi. Aslında tam da bu yüzden etkisi büyük. Aylak Köpek öyküsü de dahil olmak üzere pek çok öyküde, çözümden ziyade tatsız durumların çıkmazlığına yaptığı vurgu insanı melankoliye terk ediyor. Yine de hayata tam olması gereken yerden, doğrudan yaşayanın gözünden bakma zorunluluğu sunan diline hayran olmamak mümkün değil. Bir okuma süreci boyunca köpek olma şansı sunulan okurun, sokakta karşılaştığı bir köpeğe bir daha aynı gözle bakamayacağını düşünüyorum. Yanından geçip gittiğimiz çoğu şeye karşı bir farkındalık oluşturuyor. İnsanın kendi yalnızlığını ve ruhunu başka bir bedende görmesi uykuda olan ve hatta belki de öldüğü düşünülen pek çok düşünceyi, duyguyu ayağa kaldırıyor. Beslenen kötü duygulara konu ettiği öyküleri öyle sıradan bir cümlelerle bitiyor ki bu da bana kötünün normalleştirildiği ve bu konuda bir farkındalık yaratılabileceğine dair yazarın da umudunun kalmadığını, toplumun çoktan razı geldiği ruh yalnızlığına artık itiraz edecek gücünün olmadığını düşündürüyor. Sâdık Hidâyet, zaten Vejetaryenliğin Yararları kitabında da böyle iz bırakmıştı. Bu sekiz öykünün her birine bakınca toplumun öğrettiği, bir gen gibi nesilden nesile aktardığı için normal gibi düşünülen, kiminin sorgulamayı dahi düşünmediği ve doğrudan kabul edip üstelik kendi değerini bu dayatmalarla belirlediği noktalara eleştiriler görmek mümkün. Ancak bir an bir adım geri çekilip de olan bitene dışarıdan bakabilenlerin hissettiği çaresizliği, çabaları da var bu satırların arasında. İnzivaya çekilip toplumdan uzaklaşarak kendini uyuşturma, korumaya alma, ailenin tamamen bencil nedenlerle dünyaya getirdiği çocukları daha fazla mutsuzluğa iterken bunu normalleştirmesine karşı duruş ve beklentilerin karşılanmadığına aşılanan utanç hisleri, okurun yüreğini de zihnini de karman çorman ediyor. Tüm okurlara tavsiyem şudur, bu yazarın kitaplarından herhangi birini okumadan evvel kendinize güvenli bir alan seçin. Çünkü dünyayı artık başka bir pencereden göreceksiniz. Herkese ve her şeye bakışınızı değiştirecek. Çünkü eleştirilerini didaktik olarak değil, doğrudan kişiler veya şeyler üzerindeki etkisiyle aktarıyor ki bunun usul usul kana karışan bir etkisi var.
Murat GÖKÇEK
Bilge
Huzursuz Bir Ruhtan Huzursuz Hikayeler
Modern İran edebiyatının güçlü kalemi ve bir o kadar da karamsar yazarı. Huzursuz bir ruhun cümlelere dökülmüş sekiz öyküsü. Aylak bir köpekle başlar her şey, köpek "pat" sahipsizdir artık. "Pat, sahipsiz nasıl yapabilir, Tanrısız nasıl yapabilirdi? Çünkü onun için sahibi Tanrı hükmündeydi" (s.11) bu hikayeyle sokakta kalan bir köpeğin ruh halini duyumsayacaksınız. Kerec Don Juanı öyküsü ile bir acayip karşılaşmaya tanık olacak, Don Juan'ın, Hasan'ın sevgilisi ile yan yana otobüste gidişini okuyacaksınız. Çıkmaz'da; bir evladın ölümünün, babasıyla aynı olabileceğini ve buna tanık olan eski bir dosta üzülecek; Katya ile bir aşk hikayesi yaşayacak; Taht-ı Ebu Nasr'da kadim zamanlardan gelen bir mumyanın aşkının, küle dönüşünü izleyeceksiniz. "Dünyada sadece başkalarının bedbahtlıklarından ve avareliğinden mutluluk duyan kötü niyetli insanlar bolca bulunur" (s.75) derken yazar, belki de Tecelli hikayesinde kendi çevrenizden örnekler bulacaksınız. Lakin şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki; Karanlık Oda beni en çok etkileyen hikaye idi, sanırım bunda da hikayenin konusuyla birlikte şu cümle etkili oldu: " Kış uykusuna yatan hayvanlar gibi bir deliğe girmek, kendi karanlığıma dalıp kendimde demlenmek istiyordum. İnsanın içindeki latif ve gizli olan şey, hayat mücadelesi, gürültüsü ve aydınlığında boğulup ölüyor."(s.85) Son olarak Vatanperver hikayesiyle bir politikacının ihtirasına kurban giden ve korkularının kurbanı olan Seyit Nasrullah Veli'nin ölümüne tanık olacaksınız. Az biraz karamsar öyküler seviyorsanız, Sadık Hidayet size hitap edecektir. 112 sayfalık 8 öykülük bu kitabı bir çırpıda okuyacağınızdan şüphem yok.
Ahmet Veske
Kitapkurdu
Sadık Hidayet’te Aylak Köpek Figürü
Modern İran Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Sadık Hidayet’in 1942 yılında yayımlanan öykü kitabı Aylak Köpek, sekiz öyküden oluşuyor. Kitap; Aylak Köpek, Kerec Don Juanı, Çıkmaz, Katya, Taht-ı Ebu Nasr, Tecelli, Karanlık Oda, Vatanperver başlıklarından oluşan, konu olarak birbirinden farklı kısa öyküleri içeriyor. Sadık Hidayet, Aylak Köpek’i oluşturan öykülerini; kahramanların hayata dair kırgınlıkları, yaşadıkları olaylar örgüsündeki hayal kırıklıkları, bir anda hiç ummadıkları biçimde düştükleri boşluk, insanların birbirlerine karşı ikiyüzlülükleri, ayrılıklar, umutsuzluklar… bir anda karşılarında ölümün soğuk yüzüyle karşılaşmaları üzerine kurgulamakta. “Gözleriyle insanların gözleri arasında sadece benzerlik değil bir tür eşitlik vardı; acılar ve dertlerle dolu iki ela göz, sadece aylak bir köpeğin yüzünde görülebilecek bir intizar duygusu yaratıyordu.” (sf.2) Sadık Hidayet öykülerinde rastladığımız realistik/ sürrealistik anlatımın bir örneği diyebiliriz buna. Sözkonusu öyküde aylak köpeğin yerine bir insan objesini yerleştirdiğinizde, öykünün kurgusunun değişmediğini rahatlıkla görebiliriz. Sahibinin koyduğu kuralların dışına çıktığında ödediği bedelin ağır olduğunu, “dişi bir köpeğin kokusu”nun delirtmesi, “dünyevi güçlerin üstünde olan bir güç”ün ayartıcılığının ağır basması sonunda gelişen süreçte görebiliyoruz. Sahibinin izini kaybetmesiyle “Pat’ın o günden sonra, buradaki (Veramin Meydanı) insanlardan tekme, taş ve sopa yemekten başka bir nasibi olmadı.” (sf.12) Yeni hayatına alışmış olması, ara ara önceki hayatından parçaları hatırlamasını engellemez. O’na eziyet veren şeyin “okşanma” ve “sevilme”ye olan duyduğu ihtiyaçtan nüksettiğini bilir. Sonuçta Pat (Aylak Köpek) kendisine geçici ilgi gösterenlerin peşinde koşarken, geri dönüşü olmayan bir yola girmesiyle acımasız bir sona doğru ilerler.(sf.15) Sonuç olarak Sadık Hidayet’in her öyküsünde farklı figürler üzerinden kendi yaşamına dair ipuçları verdiğini söyleyebiliriz.
Cevahir Yardımcı
Kitapkurdu
Etkilendim dili ve anlatımı akıcı
Hadimcik
Kitapkurdu
diğer iki kitabını da aldım ama aynı sorunu yaşadım. "aylak köpek" son sayfaları yanlış ciltlenmis ve kopmak üzere. yazıları çok silik. korsan kitaplar gibi. yüzlerce kitap alıyorum ilk kez böyle bir şey yaşadım ve ilk kez şikayet ediyorum.
AYŞİN AĞRITMIŞ
Hezarfen
Sadık Hidayet, devrinin en iyi hikayecilerinden biri , tüm hikayelerinde kendi iç dünyasından bir şeyler sezdiriyor ve intihar konusu tekrarlanarak işleniyor. Bu kitabında da Aylak Köpek ve Karanlık Oda en etkileyici hikayelerinden kesinlikle ..
SinemBayram
Kaşif
Birbirinden bağımsız hikayelerden oluşan bir kitap. Umutsuz bir yazarın hayata bakışı.
yeninesil2222
Kitapkurdu
Moğol istilası kitabındakinden daha kaliteli öyküler var bu kitabında. Sadık Hidayet’i okumayı seviyoruz.
J'aimerais..
Sadık Hidayet'in hikaye kitaplarını sırasıyla okumalısınız kesinlikle. Bu da sonuncusu. O umutsuz ama samimi dil.. Sonuncu hikayesi olan Vatanperver, kara mizahının son vuruşu olmuş. :))
Mr. Nothing
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bu ismi yeni keşfetmiş olmanın utancını duyuyorum ve heyecanını yaşıyorum.
nurcan kalaycı
yazarın okuduğum ilk kitabi.cok beğendiğim.diger eserlerine de bakacağım
Anes2691
Sadık hidayet karamsarlığın en üstündeki insan . Ölümünü ve hayatını kitaplarına nakşetmiştir.
VezirTonyukuk34
Modernist İran edebiyatının önde gelen isimlerinden Sadık Hidayet’in sekiz öyküden oluşan harika bir kitabı
KY-5034140
Sadık hidayetin en güzel kitabı olabilir