Toplam yorum: 2054495
Bu ayki yorum: 5712

E-Dergi

bir_okuyucu tarafından yapılan yorumlar

06.04.2013

" Nihayet sakladığım en büyük sırrı çözmüşlerdi. Ben aslında ipekböceğini kozasının içindeyken öldürmüştüm. Başka türlü kumaş dokunamıyordu ne yapayım..." diye sona eren kitap aslında anlatılan konuların nedenini sembolik olarak açıklıyor.

Eserden anlaşılabilecek önemli konu şu: Bir çocuğun yetiştiği aile ortamı ve çevre, tamamiyle onun karakterinde birinci derece etkili. Bir karakterin çevresini ve çevresine karşı tutumunu anlatıyor yazar. Karakter hakkında daha fazla bilgi edinilemiyor. Örneğin; gözaltı sürecinin nedeni yok. Ancak roman karakteri bunu kendi geçmişiyle ilintili hâle getiriyor. Yazarın kendi geçmişiyle bağlantılı, otobiyografik yanı ağır basan bir kitap denebilir. Çetin Altan, batılı yazarların etkisiyle yazıyor, bu eserde de bu özellik geçerli. Yine de okumayanlar çok fazla bir şey kaybedecek gibi görünmüyor, yazarın diğer eserlerine bakılabilir... İyi okumalar...
06.04.2013

2. cilt 1.’sine nazaran daha bilgi yüklü. Bu açıdan okuyucudan sıkı bir ilgi istiyor. Kitapta geçen çok sayıda rakam ve istatistik, zaman zaman okumayı zorlaştırabiliyor. Buna karşın okumaya devam edildiğinde kitap sonunda Türkiye ekonomisi hakkında bir görüntü oluşuyor. Bu ciltte 1950 sonrası ekonomik yapı daha çok işlenmiş ve kitap sonunda da 3 tip kalkınma yolu açıklanmış. Yazar, “milli devrimci kalkınma” yolunu çıkış yolu olarak görmüş. Bu ciltte geçen konular, işlenen bilgiler 1950-1975 arası Türkiye'sini anlatıyor. Günümüz ülke ekonomisinin evveliyatını iyi tespit etmekte yararlanılabilecek önemli bir kaynak özelliği taşıyor bu eser. 2 cilt hakkında şunu söyleyebiliriz: Türkiye’nin ekonomik ve siyasi düzeni konusuna meraklı olanların mutlaka ve özellikle ilgiyle okuması tavsiye olunur. İyi okumalar…
18.01.2012

Kerami Efe ve Kerami Efe gibi İstiklal Savaşı yıllarında dürüstçe savaşan Anadolu insanı... Bu savaş içerisinde yer almamakla beraber işgal kuvvetleriyle dostluk kuranlar ve sonrasında bu işbirlikçilerin gittikçe güçlenmesi meselesine vurgu yapıyor yazar. İşgalin püskürtülmesiyle her şey daha iyi olacak derken Müslüman halkın mukaddesatına karşı girişilen yanlış politikaların halkı daha da yalnızlaştırması ve halkın, çareyi "çok partili hayat" sonrası gelişen siyasi değişimlerde aramaya başlaması... Edebî açıdan çok güçlü bir eser olmasa da anlattığı konu itibariyle mutlaka okunmalı diyebilirim. İyi okumalar...
18.01.2012

Gazetelere makâle yazarak hayatını sürdürmeye çalışan bir entelektüelin açlığın, sefaletin kıskacında kalması ve buna rağmen onurundan, yaşama tutunma gayretinden tâviz vermeden insan olarak yaşamaya çalışması eserin konusudur. Hamsun'un otobiyografik bir eseri de diyebiliriz. Çünkü yazar eserde anlattığı olayları yaşamıştır. Açlık romanını okumak isteyenler Elips Yayınevi'nden başka bir ayyınevi tercih etmeli. Çünkü bu yayınevi tercümeyi hakkıyla yapamamış bence. İyi okumalar...
09.07.2011

1967’de yayınlanan ve 1987’de yasaklanan edebiyatımızın klasikleri arasında sayılabilecek bu eserde Mısır ülkesi ve Minyeli Abdullah karakteri üzerinden “yeniden şekillenen” dünya düzeni karşısında gerçek-dürüst-samimi Müslümanların maruz kaldığı trajik-acı durumlar anlatılıyor. Mısır’da Nasır yönetiminin uygulamaları, Müslümanlığın suç olduğu Müslüman bir ülke ve “öz yurdunda garip, öz yurdunda parya” olan dürüst Müslümanlar... Kitabı okuyunca Mısır’daki ortamın ülkemizdeki ortama pek de uzak kalmadığını göreceksiniz. Bu daha da trajik değil midir? Kitaptan birkaç alıntı: “Fertler, şahıslar için çalışmamalı, İslamiyet için, Allah için çalışmalıdır.” “İslam âlemi bir insan hükmündedir. ‘Ayağa batan dikenin ıstırabını bütün vücud duyar’ esasınca; bütün mü’minler bir ‘şahs-ı mânevî’ durumuna geçerler ve birbirlerinin dertleriyle dertlenirler, saadetleriyle mes’ud olurlar.” İyi okumalar…