Toplam yorum: 2.688.007
Bu ayki yorum: 600

E-Dergi

bir_okuyucu Tarafından Yapılan Yorumlar

18.01.2012

Gazetelere makâle yazarak hayatını sürdürmeye çalışan bir entelektüelin açlığın, sefaletin kıskacında kalması ve buna rağmen onurundan, yaşama tutunma gayretinden tâviz vermeden insan olarak yaşamaya çalışması eserin konusudur. Hamsun'un otobiyografik bir eseri de diyebiliriz. Çünkü yazar eserde anlattığı olayları yaşamıştır. Açlık romanını okumak isteyenler Elips Yayınevi'nden başka bir ayyınevi tercih etmeli. Çünkü bu yayınevi tercümeyi hakkıyla yapamamış bence. İyi okumalar...
09.07.2011

1967’de yayınlanan ve 1987’de yasaklanan edebiyatımızın klasikleri arasında sayılabilecek bu eserde Mısır ülkesi ve Minyeli Abdullah karakteri üzerinden “yeniden şekillenen” dünya düzeni karşısında gerçek-dürüst-samimi Müslümanların maruz kaldığı trajik-acı durumlar anlatılıyor. Mısır’da Nasır yönetiminin uygulamaları, Müslümanlığın suç olduğu Müslüman bir ülke ve “öz yurdunda garip, öz yurdunda parya” olan dürüst Müslümanlar... Kitabı okuyunca Mısır’daki ortamın ülkemizdeki ortama pek de uzak kalmadığını göreceksiniz. Bu daha da trajik değil midir? Kitaptan birkaç alıntı: “Fertler, şahıslar için çalışmamalı, İslamiyet için, Allah için çalışmalıdır.” “İslam âlemi bir insan hükmündedir. ‘Ayağa batan dikenin ıstırabını bütün vücud duyar’ esasınca; bütün mü’minler bir ‘şahs-ı mânevî’ durumuna geçerler ve birbirlerinin dertleriyle dertlenirler, saadetleriyle mes’ud olurlar.” İyi okumalar…
09.07.2011

Kitap 3 bölümden oluşuyor. Başkarakterlerden Murad, Doktor ve Hurrem hakkında 1. bölümde önemli bir izlenim ediniliyor. 1.bölüm okuyucudan sabır ve meşakkat istiyor. 2. ve 3. bölümler ise daha akıcı bir üslûptan ve daha sık diyaloglardan oluşuyor. Konu ise; Yalnızlar başlığı içinde Murad’ın, içinde boğulmak üzere olduğu bohem-boş bir hayat ile Doktor’un çocukluk yıllarındaki sefaletin de etkisiyle materyalizme bulaşmış hayat anlayışı arasında git-gellerle işleniyor.
Doktor Rıza, önemli tespitler yapıyor ancak bu da onun yalnızlığını değiştirmiyor ve maddeci tespitlerle mânâya ulaşamıyor. Eserdeki karakterlerin çevresi insanlarla dolu olsa da hepsi yapayalnız ve buradaki yalnızlık, iç âlemindeki boşluk, mânâya olan gayesizlik olarak değerlendirilebilir. Eserde yalnızlığını yenebilmiş kimse yok aslında. Psikolojik roman diyebileceğimiz eser Tarık Buğra’nın eserleri arasında önemli bir değere sahiptir. İyi okumalar…
23.06.2011

Eser 3 bölümden oluşuyor: Hüseyin Hüsnü Şen, Eşi Arzu ve Oğlu Özgür. Karakterler olayları kendi diliyle anlatıyor. Çağımızda ailenin karşılaştığı durumlar eserin konusunu oluşturuyor. Yazar, bir fotoğraf çekmiş ancak fotoğrafın ayrıntılarına inmeyerek çıkış yolunu da işaret etmemiş. Akıcı bir dille işlenmiş eser. Bir bankada şef olan Hüseyin Hüsnü’nün müdürlük hayali, otomobil sahibi olunca her şeyin güzel olacağı inancı, aileyi oluşturan bireylerin birbirine karşı ilgisizliği eserde öne çıkıyor. Maddi hayatın sıkıntılarını yine maddi çözümlerle yenme isteği… Ancak saadet-huzur-sevgi yalnızca maddeye mi bağlı? Eser bunları düşündürtüyor okuyucuya. İyi okumalar…
14.06.2011

Kitap hakkında anlamlı ve dolu bir yorum yazmaya çalışacaktım ta ki kitabın son sayfasını okuyana dek. Çünkü son sayfada yazanlar kitabı öylesine güzel anlatıyor ve yürek taşıyan ve taşıdığı yüreği bilen insanları öyle etkiliyor ki işte buyurun:

“Sen yüze yüze masalına sığındın. Balık olacağın zaman, Issık Göl’e ulaşamayacağını, beyaz gemiyi göremeyeceğini, ona ‘Merhaba beyaz gemi, benim, ben!’ diyemeyeceğini biliyor muydun?

Yüze yüze gittin.

Ve bana tek bir şey söylemek düştü: Çocuk ruhunun bağdaşamadığı çirkinliği ittin elinin tersiyle. Bu benim tesellimdir. Sen, bir defa parlayıp sönen yıldırım gibi yaşadın. Yıldırımları gökler doğurur. Göklerinse ölmezliği var. Bu da benim tesellimdir. Her çekirdekte yeni bir hayat oluşumu vardır. Çocuk vicdanı ise, insanlarda gelişen yeni bir hayatın belirtisidir. Bu da tesellimdir. Ve bu yeryüzünde bizi ne beklerse beklesin, insanlar doğup öldükçe, doğruluk ölmeyecektir. Senden ayrılırken, kendi sözlerini tekrarlıyorum yavrum: ‘Merhaba beyaz gemi, benim gelen!” Bu kitabı okuyalım ve tavsiye edelim… İyi okumalar…