Yasa-Üstü İnsan - Platon’dan Agamben’e Yasa Ve Hukuk İkileminde İnsan Hakkındaki Yorumlar

Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
İnsan; gücü, iradesi ve değerler zinciriyle bir bütündür.
Hukuk felsefesi ve sosyolojisi ana bilim dalında araştırma görevlisi olan, akademisyen - yazar; yüksek lisans tezinden hareketle hazırlamış olduğu bir eserle buluşmuş oluyoruz.

224 sayfa ve üç bölümden oluşan eser; antik dönem öncesi, sonrası ve modern çağda, yasa karşısında insanın nasıl bir konumda olduğu, öngörüleri, öğretileri, nitelikli alıntılarla yorumlanıyor.

Yazar 11. Sayfadaki giriş yazısında ise; “amaçlanan yasa ile hukuk arasındaki farkı düşünmeye sevk etmek” amacını vurgulamakta ve “Ümidim, bu çalışma sayesinde, lider enflasyonunun yaşandığı günümüzde, kimi liderlerin tutumlarının da tarihi arka planını ve kaynağını görebilmektir” cümlesiyle bu akademik eserinde, amacının ve özleminin ipuçlarını vermektedir.

“İyi yasa mı, iyi hukukçu mu tercih edilir” sorusunu; bu alanda düşünce üretenler çoğunlukla, “iyi hukukçu tercih edilir; çünkü yasayı daha adaletli yorumlayacaktır” anlamında görüşler ileri sürmüşlerdir. Peki, toplumu/sistemi/ fiziksel varlığı/ yönetecek, yönlendirecek, yargılayacak, yasayı hazırlayacak olan insan, nasıl bir insan olmalıdır? Yasama organına, yasal olarak seçilme hakkı elde etmiş, cep harçlığından ve ergenlikten yeni kurtulmuş bir meclis üyesi; ideal olarak sunulan “yasa üstü insanı” ne kadar temsil edebilir? Veya yaşı kemale ermiş, imaj/konfor/karizma sorunu olmayan herkes “yasa-üstü insan” olabilir mi?

Hukukta kurucu unsur ve irade; yasama meclisi marifetiyle, ortak bir ruhu temsil ediyorsa, bunun bileşenleri ve asli unsuru olan vekillerin niteliği/birikimi/ donanımı/zekâ /kavrayış ve yorumlama düzeyi nasıl olmalıdır? Bu eseri okuyunca; ister istemez, zihninizde güncel ve yerel sorular türetiyorsunuz.

Devlet daha oluşmamışken, kurulmamışken de insanoğlu vardı. Çok gelişmemiş olsa da geçerli ve uygulanan kuralları vardı. Zamanın ruhuna uygun, tarihsel bir bilinçle yorumladığımızda; insanı arka plana iten, küçümseyen, hakkını gasp eden, korku yayan bir üst irade kabul edilemez. Yani devlet unsuruna; kutsallık, masumiyet, dokunulmazlık, hesap sorulamazlık niteliği yüklenemez.

Tüm evren, yaradılışından günümüze bir bütündür. İnsan toplulukları da; renk, lisan, kültür, gelenek, görenek, inanç, düşünce ayrılıkları olsa da bir bütündür. Kazanımları, sevinçleri, üzüntüleri, birikimleri ve talihleri de benzerdir. Mutlu bir dünya insanı gördüğümüzde onunla aynı duyguları paylaşamıyorsak, üzüntüsü ve çığlığı, acısını göklere yükselten bir feryat karşısında biz de ezilemiyorsak, insanlığımızı sorgulamamız gerekir. Bundan dolayıdır ki; insan temel hak ve hürriyetleri, düşünsel ve bilimsel kazanımları, evrensel ortak değerlerdir. Hep birlikte geliştirmek ve tadını çıkarmak gerekir. “Yasa üstü insan” algı ve yargısına; hak eden herkesi, istisnasız yerleştirebiliyorsak, kalıcı bir dünya düzeninin parçası olabiliriz. Yerel düşün, milli hamle yap ama bütünün parçası olmaktan çekinme.

Felsefi ve sosyolojik bir alt yapısı olan bu kitaba; birey ve toplum merkezli, sosyal psikolojik bir yorum eklemiş oldum. İyi okumalar.






Bu yoruma katılıyor musunuz?
Evet (3)
Hayır (0)
Bu Yorumu Yanıtla