Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap Selim İleri'nin Tozlu Aşk Romanları serisinin ilk kitabı. Üç kitaptan oluşuyor seri. Sonraki kitapları da edindim elbette. Sırayla gideceğim bakalım nasıl çıkacak. Selim İleri'nin okuduğum ilk kitabı oldu Ölünceye Kadar Seninim. Süha Rikkat isimli bir karakterimiz var kitapta. Kendisi romans türünde yıllardan beridir kitap yazan bir yazar. Yıllar önce Ferit isimli bir beye aşık oluyor, hatta nişanlanıyorlar. Fakat Ferit başka birine aşık olup kendisini terk ediyor. Süha Rikkat annesini ve babasını kaybediyor. Tam kapağındaki gibi Yeşilçam tadında bir roman. Selim İleri gibi denemeleri ve daha ciddili bir külliyatı olan bir yazarın böyle bir türde kitap yazabilitesinin de bulunması ise asıl kıymetli olan. Gelelim madalyonun öbür yüzüne... Yer yer okumakta güçlük çektiğimi itiraf etmeliyim bu arada. Sanıyorum kitapla ilgili yapabileceğim tek eleştiri de budur.
Schopenhauer'e göre aşk; türün devamlılığı için insanların yaşadığı bir illüzyondan fazlası değilmiş, bunu öğretti kitap bana. Okurken yer yer yok artık be kardeşim dediğim yerler olsa da inandığı şeyi savunma şekli her kitabında olduğu gibi çarpıcıydı. Kitapta aşk için intihar edenleri eleştiriyor yazar. Aslında çıkış noktası biraz da bu. Özetle diyor ki "aşk uğruna ölünecek değil tam aksine üreyip çoğalacak bir şeydir." Bu açıdan bakınca, evet, kendi içinde makul bir argüman gibi görünüyor. Aşık olduğumuz bireyi seçerken güdümüzü sağlıklı nesillere ulaşmak olarak yorumluyor buradan yola çıkınca da. Erkeğin güçlü ve korumacı olmasını önerirken kadın için de benzer fiziksel özelliklerin seçimi ve dolayısıyla da aşık olmayı kolaylaştırdığını yazıyor. Schopenhauer'in argümanlarından sonra da en sonda bir makale var kendisini eleştiren. Ufuk açıcı, düşündüren bir kitap oldu benim açımdan.
Yeni bir Marple hikayesi Cinayet İlanı. Gazeteye günü gününe saati saatine bir cinayet işleneceğine dair bir ilan veriliyor. Konu komşudan da bu ilanı duyan geliyor. Kalabalık bir ekibin içinde, elektrik kesiliyor ve gerçekten bir cinayet işleniyor. Kimdi neydi nasıldı diye düşünürken okuya okuya iki yüz sayfayı nasıl bitirdiğinin farkına varmıyor insan. Gel gelelim kitabın karakter listesi biraz kalabalık. Kim kimdi diye düşünürken Yüzyıllık Yalnızlık okur gibi hissettim kendimi yer yer. Bir aile ağacı olmasa da, kitabın başında bir karakter listesi mevcut. İtiraf etmek gerekirse ben katilin kim olduğunu bulamadım. Bahanem ise bir önceki cümlede gizli: Çok fazla karakter vardı, kimin kim olduğunu öğrenemeden kitap bitti. Polisiye severim, çözdüğüm polisiye daha çok severim, çözemediğim polisiye sevmem ama saygı duyarım. Kitap saygımı kazandı.
Karayipler'e gidiyoruz. Kitap bir Bayan Marple hikayesi, külliyata vakıf olanlar için söylüyorum. Vakıf olmayanlar için Marple bir İngiliz, yaşını başını almış bir teyzemiz. Görmüş geçirmiş. Çevresinde o kadar çok şey olmuş, öyle şeyler yaşamış ki bir cinayeti gördüğü zaman affetmiyor. Karayipler'de yeğeninin sponsorluğunda çıktığı tatilde kaldığı otelde emekli bir binbaşı ölüyor. Yüksek tansiyon ve aşırı alkol tüketimi neticesinde öldüğü düşünülse de işin rengi biraz farklı. Marple olayı eşeleye eşeleye bir şekilde çözüyor. Katil kim türündeki kitaplarda her ipucu kitaptaki farklı bir karakteri işaret eder ve çözdüm dediğiniz ana kadar heyecan seviyesi yüksektir. Bu kitap özelinde ben katili bulmakta sonlara kadar epey zorlandığımı itiraf etmeliyim.
Bu bir büyüme hikayesidir! El bebek gül bebek büyütülen, asilzade Hump'ın çıktığı deniz yolculuğu neticesinde bir adama, Bay Van Weyden'e dönüşmesinin hikayesi! Kitap o kadar çok yönlü ki neresinden ele alacağınızı şaşırıyorsunuz. Humphrey ile başlayayım. Bir gemi kazasından sağ kurtuluyor. Sonra fok avcılığı yapan bir gemide kaptan Larsen tarafından tutsak ediliyor. Larsen wolf, Larsen korsan gibi mafya gibi bi herif ama Larsen kendini geliştirmiş, okuyan, yazan, denizde yön bulmak için aletler icat etmeye çalışan bir adam. İki karakter arasında seçim yapmak gerekirse bir iyi/kötü kahraman olan Wolf'u seçerim. Hump gemide çeşitli işlerde çalıştırılmasının ardından tekneye Maud isimli bir kadın gelir. Ve Tolstoy'un da dediği gibi şehre gelen yeni biri de tüm hikayeyi değiştirir. Buradan sonrası spoiler'a girecek o yüzden hikayeyi kesiyorum. Kitapla ilgili yapacağım tek eleştiri denizcilik terimlerinin çok yoğun olması. Elimden sözlük düşmedi desem yeridir.