Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Zweig'in bu kitabını otobiyografik olarak değerlendirebiliriz. Çünkü hayatından kesitler okuyoruz. Ben özellikle İkinci Dünya Savaşı'nın başladığı döneme dair anekdotlarından etkilendim. Oysa ne güzel bir gençliği varmış. Viyana'nın kültür ortamında yetişmiş. O konser senin bu bale benim şu opera öbürünün fik fik gezmiş. Tarihi sokaklarında kaybolmuş. Okurken o hissiyatı -hiç görmemiş olsam bile- hissettim. Savaş dönemlerindeki milliyetçilik akımının, faşizmin, ülkeleri nasıl yozlaştırdığından, ite kaka insanların nasıl savaşın içine çekildiğinden bahsederken günümüze bile ışık tutmayı başarıyordu. İşte bu yüzden Stefan, işte bu yüzden Zweig! O kadar kıymetli bir anlatım dili var ki... Ben okurken her seferinde çarpılıyorum. İster bir lokmalık novella yazsın, ister biyografi türünde yazsın, isterse de kendinden bahsetsin bu kitaptaki gibi. Sokakta yazsın kaldırımda okurum, öyle beğeniyorum anlatımını.
Aslında ilk kitaptan sonra ikincisinden epey gözüm korktuğunu itiraf etmeliyim. Çünkü çok akademikti, dili epey ağırdı ve amatör bir tarih okuyucusu olan beni bir hayli yormuştu. İkinci kitap yani Sultan ve Siyaset ilkine göre çok daha keyifli geçti benim için. Vergi sisteminden, Fatih devrinden ve bazı savaşlardan, bazı sadrazamlardan bahsediyor kitabın geneli. Dil gayet akıcı ve okuması keyifliydi. Bir de öyle kallavi, akılda kalmayacak, bence akademik bilgiler olmayınca aktı gitti. Bazı pusulaları, dipnotları sardırarak geçtiğimi yine de itiraf etmeliyim ama. Belki ileride bu konuda bir araştırmam olursa yeniden okur, faydalanırım, kim bilir?.. Seri olarak derlenmiş bu sıralamada yanlış bilmiyorsam 2 kitap daha mevcut. Diğer iki kitap için umutlandığımı itiraf etmeliyim bu noktada. Belki de diline alışınca kanıksıyorsunuz, sonra da okuması daha akıcı hale geliyor, bilemedim şimdi.
Bir polisiye bağımlısı olarak, üstüne üstlük Nevzat Amirim de kurgusal olarak en sevdiğim karakterlerden birisi olması sebebiyle sazan gibi atladım ben bu kitaba. Birkaç günde de hakkından geldim zaten. Polisiye türü biraz da bu yüzden güzel. Tüketimi çabuk, keyifli, aşina olduğunuz bir yazarsa kolay da açıkçası. Kitabın alt başlığı da Nevzat'ın eşi Güzide ve kızı Aysun'un katillerini bulması üzerineydi. Ve evet okuduğumuz bütün Nevzat baş karakterli kitaplarda bu konu kafasının bir köşesindeydi. Sonuçta bulundu. Kendi adıma kitabın bir yerlerinde "evet, katil buymuş demek vay anam vay" diye düşündüm. Öyle de çıktı. Ahmet Ümit okurlarına "dostunu yakın tut, düşmanını daha yakın" sözünün doğruluğunu bir kez daha kanıtlamak istemiş sanıyorum diye mini minnacık bir de spoiler vereyim haydi. Bir Kavim değil, ki bence en iyi Nevzat kitabı açık ara hem de Kavim'di. Fakat bir doz Nevzat'ı saldı damardan ve iyi de geldi, ne yalan söyleyeyim. Su gibi aktı, okuduk geçti.
Spotify'de aynı isimde bir podcast yapmaya başlamıştı. Sonra Doğan Kitap kapısını çalmış, gel bunu kitap yapalım demiş herhalde. Varol da kabul etmiş ve bu kitabı oluşturmuşlar. Etimolojik bir şeyler denk getirdiğimde -hele Ali İhsan'ın tarzı keyifli bir anlatım varsa ortada- ıskalamamaya çalışıyorum. Bu kitabı da iyi ki almışım. Müthiş keyif alarak okudum. Kelimelerin kökenlerinin geldiği hikayelerden, bazı kelimelerin şaşırtıcı akrabalığından, argodan, kadın isimlerinden, çiçeklerden, veletlere hitap şekillerimizin anlamlarından ve aslında demememiz gerektiğinden bahsetmiş kesinlikle yormadan, sıkmadan, didaktik olmadan hem de! Yazar olmayan insanlara karşı biraz önyargı duyuyoruz. Kendi adıma konuşayım, bende o snopluk var, yalan yok. Ali İhsan'ın kitabında o önyargıyı sakın hissetmeyin eğer alsam mı diye düşünürseniz. Gözüm kapalı referans olurum.
Farklı bir okuma deneyimi vaat ederken keşke daha kuvvetli bir yazın dilini, esaslı bir dilbilgisi arka planı olsaydı yazarın. Edebiyat eğitimi aldığını, çeşitli yayınevlerinde editörlük yaptığını falan kitap metninin içine yedirmiş ama yer yer bağlaç ayırmasını bile başaramadığını görüyoruz. Kitapta yazarın kendi tecrübelerinden ve çevresinden yaptığı çıkarımlarla birlikte hayatı olumlayın, kariyerinizden memnun değilseniz değiştirin gibi kişisel gelişim cümlelerini bir kez daha pazarlıyor. Aynı şeyleri tekrar etmiş gibi görünmemek için de muhtemelen kelimeleri şu şekilde modifiye ederek sıralamış sayfalara: "briini mi ödeilnz? Ara!" Türkçesi "birini mi özledin? Ara!" Tabii efendim! Nasıl aklımıza gelmedi özlediklerimizi aramak?! Gerçekten bu kişisel gelişim sektörünün ılıklığı beni olduğumdan daha sinirli bir insan yapıyor. Niye bu janrdan kitap okumadığımı bir kez daha hatırlattı bana bu kitap. Neyse, biraz beyin jimnastiği oldu, buradan da bunu çıkaralım olumlu olarak.