Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar

14.09.2024

Zübeyde Hanım'ın Oğlu isimli ilk anekdotla başlayıp, Atatürk'ü anlamak isimli 37. anekdotla kitabı bitiriyor Hoca. Sonunda İkinci Dünya Savaşı ve Sonrasında Türkiye isimli, aslında Cumhuriyet'in Doğuşundan ziyade, o "mutlu sonun" ardından ne olduğundan bahsediyor kendince. Son olarak kaynakça ve kelime dizini ile de bitiyor kitap. Geçen sene Cumhuriyet'in yüzüncü yılına özel olarak yazılmış ve basılmış bir kitap. Eğitim ve sağlık alanında çuvalladığımızdan, hadi kitaptaki "orta yollu" üslupla bağlayayım, cumhuriyetin ilk yıllarından geriye düştüğümüzden bahsediyor yer yer. Ve acı olan o kadar haklı ki. Bugün kardeşinin, evladının, yeğeninin sağlıklı şekilde eğitim aldığını düşünen var mı? Bütün sorunların kaynağı günümüz Türkiye'sinde bence tamamen bu. Hocanın dillere pelesenk olmuş "cahil" tabiriyle konuşmak hadsizlik mi olur bilemiyorum ama hissiyatım bu.
14.09.2024

Tarih okuması yapmayı düşündüğüm andan itibaren bu işin zirvesinden okumanın daha doğru olacağına kanaat getirdim. Gel gelelim en zirveyi tercih etmişim o da biraz sert oldu benim açımdan. İnalcık Hoca’nın dilinin ağır olduğunu okuyan birkaç arkadaşım söylemişti zaten haklılarmış. Kitabın dilinin ağır gelmesinin yanısıra çok istediğim gibi de çıkmadı. Ben tarih okuması yapmak isterken Osmanlı’nın işleyişi, ki kitabın alt başlığı da Toplum ve Ekonomi olduğundan beklentim o şekilde yönlenmişti, padişahların topluma ve ekonomiye etkisi falan anlatılır sanmıştım. Beklentim; Osmanlı Devleti 101 şeklinde anlatılan hap, akılda kalıcı bilgilerdi. Eh koca tarih profesörü sana ders mi verecek Serapcığım diyenler kazandı. Vermedi, evet. İçinde Arapça metinler, Fransızca metinler vardı tercümesiz şekilde… Kitap bir tarih öğrencisi için, Osmanlı’da vergi sistemi ile ilgili makale yazacaklar için biçilmiş kaftan. Gel gelelim benim gibi okuduğu tarihi unutan biri için bir parça sertti.
14.09.2024

Ayşe Kulin okurken zaten öyle uzun uzun okumalar yaptığının farkına varmıyorsun, tek nefeste okunan müthiş hikayeler kaleme alıyor. Bu kitabında 27 Mayıs darbesi dönemine giriyoruz. Sevda isimli ana karakterimiz dönemin hükümetinin milletvekillerinden biriyle evli ve eşi diplomatik temaslar için yurtdışına gidiyor. Dönemde yapılan yürüyüşlerden birinde dayak yiyen Yusuf isimli bir genç Sevda’nın yaşadığı binanın asansörüne sığınıyor. Eve o hengâmeden çıkıp gelen Sevda gayrı ihtiyari kendisini eve alıyor. Kitabın adı da buradan geliyor işte. Birlikte sokağa çıkma yasağı nedeniyle 4 gün 3 gece geçiriyor ikili. Aralarında 20-25 yaş fark olmasına rağmen yakınlaşıyorlar ve olay kurgusu bu şekilde ilerliyor kitabın. Biyografilerde, özellikle tarihte saklı kalmış önemli kadın karakterlerin hayatlarını anlatmakta gayet başarılı bulduğum Kulin, böyle tarihi merkeze alan kurgulanmış karakterlerin hikayelerini de gayet başarılı kotarıyor ki beni de okuma serüvenimde tatmin ediyor.
14.09.2024

Bu kitapla ilgili söylenebilecek ilk kanı ne kadar yalın olduğu şüphesiz. Sanatsal kaygılar gütmeden, dümdüz derdini anlatıp geçmiş Kristof. Bu sadeliğin de kitabın hikayesiyle bir bağlantısı var bu arada. Kitap bir üçleme. Büyük Defter hikayesiyle başlıyor. Bilmediğimiz bir yerde bilmediğimiz bir savaşta annesi tarafından anneannelerine bırakılan iki oğlan çocuğunun yeni hayatlarına adapte olma çabalarını okuyoruz. Sonra üçlemenin ikinci kitabı Kanıt başlıyor ve birdenbire bambaşka bir üslupla devam ediyor kitap. Artık çocuklar birer birey oluyor, arka kapakta yazdığı için spoiler sayılmaz, yolları ayrılıyor ve iki hikaye okuyoruz. Son bölüm olan Üçüncü Yalan'da ise bambaşka bir kitap okuyormuşuz hissine kapılabilirsiniz, normal, bende de öyle oldu. "Okuduklarınızın hepsini unutun, baştan başlıyoruz" demiş sanki yazar. Oysa üçüncü bölümün anlatımına alışınca, üç kitap arasındaki bağlantıyı kuruyor ve sık sık "aaa" nidaları atıyorsunuz, içeriden veya dışarıdan.
31.08.2024

Christie'nin Hercule Poirot serisinin son kitabı Ve Perde İndi. Son dememin bir sebebi var çünkü Poirot ile vedalaşıyoruz bu kitapta. Yoldaşı Hastings ile son bir cinayeti çözüyorlar Styles isimli pansiyonda. Styles isimli bu pansiyon aynı zamanda Poirot karakterinin Agatha Christie kitaplarında ilk ortaya çıktığı mekanmış. Bu kitapla da son mekanı oluyor aynı zamanda. Christie sanırım hayatının son yıllarında kaleme aldığı bu eserde hayat döngüsüne bir göz kırpmış ve her şeyin döngüsünü tamamlayarak başladığı yerde bittiğinin ipucunu vererek selamı çakmış. Ya da ben fazla ince düşünüyorum bilemedim. Hikayeye dönersem, kitabın en başında katil bu dediğim kişi katil çıkmadı ve son kitapta beni ters köşeye yatırmayı başardı yazar.