Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Serap.Bahar Tarafından Yapılan Yorumlar
Rusların şairiymiş Puşkin. Sonucunda Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasına neden olan Edirne Antlaşmasının imzalandığı Rus-Osmanlı savaşı döneminde sivil olarak Rusya'dan çıkıp at üstünde Rus ordusuna katılmak için günlerce yol kat etmiş. İşte bu kitap, o yolculuğun günlüklerinden basılmış bir yol hikayesi. Kitapta Kafkaslardaki tüm halklara şöyle bir dokunup geçiyor. Gürcüler şöyleydi, Türkler böyleydi, Ermeniler şunları yaptı gibisinden. Bir tek Çerkezlere biraz sert davranmış sanki. Hoş, bölgede yaşayan Türklerden de çok tatlı bahsetmiyor ama... Doğu Avrupalı nemrutluğuyla mı konuştu bilemiyorum. Yine de yaptığı bu yolculukta bizim cenahtan çok hoşlanmadığı aşikardı yazdıklarından. Kısa bir kitap Erzurum Yolculuğu tek günde bitti.
Kitap kimlik tabanındaki çatışmaları ortak bir kesir çizgisi üzerinde toplayıp pay haline getirmiş. Hem de bunu her zamanki akıcı diliyle yazmış. Bu noktada çevirmen Aysel Bora'nın hakkını vermek gerekiyor. Zira Fransızcadan çevrilmiş olduğunu öngördüğüm kitap, bana hiç de yabancı gelmedi. Dilin, dinin ve tüm toplumsal "bölücülerin" aslında insanları ayıran sınırlar olduğunu ve sırf aynı dili konuşuyor veya aynı dine itikat ediyoruz diye insanlarla aynı olmayabileceğimizi ince ince işleyerek anlatmış kitapta. Kitapta yer yer Türklerden, çokça da Müslümanlıktan bahsettiği için durup düşündürüyor. Sorgulamak iyidir, kendini sorgulatan kitapları okumak daha iyidir düsturundan yürüyerek, kitaptan hoşlandığımı, en az hikayeleri kadar hoşlandığımı itiraf etmek durumundayım bu noktada.
Carl Gustav Jung, Basel'de tıp eğitimi görürken bir öğrenci kulübüne katılır. Kulüp Zofingia adıyla anılır. Bu kulüpte eğitim alan gençler, en iyi olduklarını düşündükleri konuda arkadaşlarına dersler verirler. Jung da psikoloji ve felsefeye yönelik dersler veriyor. Beş farklı konuda verdiği dersleri kitap haline getirmişler Jung'un doğum gününün yüzüncü seneyi devriyesinin anısına. Herhangi bir psikoloji ve/veya felsefe eğitimi almadığım için bana yer yer ağır geldi okumak. Fakat azmettim, tamamladım, yalan yok keyif de aldım. Biraz kulak dolgunluğu biraz göz aşinalığı kazanmak bile kârdır gözüyle bakıyorum böyle sıfır ilgim olan konulara ilişkin okumalar yaptığımda. Özellikle spiritüalizm konusunda konuştukları ve kitaba aktarılanlar benim epey ilgimi çekti.
Kitap bir deneme kitabı. Anlama, Ölüm, Yaşam ve Felsefe isimli dört ana başlığın altında denemeler yapmış yazar. Öyle aforizmalar var ki suratına tokat yemiş gibi sarsıyor insanı. Gerçekliği karşısında canın fiziksel olarak yanmış gibi hissediyorsun. Yalan yok, başta okurken biraz zorlandım. Fakat noktalama işaretlerini doğru takip ederseniz, biraz dingin bir kafayla okursanız akıp gidiyor. Okuduklarınızı anlama çabanız zihin egzersizi gibi zaten. Eğer kitap okurken alt çizen biriyseniz, bu kitabı önermem. Zira kaleminiz bitebilir, kolunuz yorulabilir, biraz yıpranabilirsiniz dur kalk yaparken. Her sayfasında öyle bir cümle çıkıyor ki karşınıza çarpılmadan duramıyorsunuz. Beni en çok çarpan kısım Ölüm bölümünde yazanlar oldu. Madde madde ilerlerken, insan kendini ölüme hazırlanmış hissediyor.
Buket Uzuner'in Defne Kaman serisini okuduğumdan beri mitoloji okuması yapmayı istiyordum. Biraz basitten başlamak istediğim için de belli başlı terimlerden bahseden bu ajandayı aldım. Yılı haftalara bölmüş ve her haftaya bir terim seçip açıklamış. Türk Mitolojisine giriş yaptım diyebilirim bu ajandayla. Ayrıca ajanda olmasından mütevellit haftalık planlama ve takvim sayfaları da mevcut. Hem de zamansız ajanda olduğu için tarih de yazmıyor. Yani bu sene de kullanılabilir, seneye de, beş sene sonra da. Kitabın sıraladığım olumlu özelliklerinin üstüne çıkan en güzel tarafı ise Ayşegül Babalı Ekşioğlu tarafından hazırlanan illüstrasyonlar. Okuduğum sayfalara ve terim anlamlarına harcadığım vaktin neredeyse tamamını terimle ilgili hazırlanan resmi incelemekle geçirdim. Renkli, cıvıl cıvıl bir derleme olmuş. Büyük keyifle okudum.