Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

e8akpinar Tarafından Yapılan Yorumlar

31.01.2025

İlk kez Tahsin Yücel okudum. Türkiye distopyası. Hukukçu olduğum için "hukuk hizmetinin özelleştirilmesi" teması ayrıca ilgimi çekti. Diyaloglar akıcı ve olaylar ise hızlı gerçekleşiyor. Yazarın bazı kelime seçimleri dikkatinizi çekse de üslubu çekici. 2073 yılında geçiyor ancak -kitap 2006'da yayınlandığından mıdır bilmiyorum- 2030'da vs geçse de bir şey değişmezdi gibi, o kadar uzağa gitmeye gerek yok bence. Muhtelemen özelleştirme furyası hukuk sistemine varıncaya kadar yazar uzun bir sürenin geçmesi gerektiğini düşündü. Başka birtakım yozlaşmalar için de. Ama bu kadar uzak gelecekte geçmesine rağmen hala bunu içselleştirememiş bir ekip var. O kadar uzun süreçte daha fazla kanıksanır bence. Yazar buradaki motivasyonu sosyalizm ideolojisiyle ve sermaye eleştirisi ile doldurmuş.Ama çok uzak bir gelecekteki toplum sistemine klişe sosyalist antitezlerle eleştiri yapılmış. O yüzden diyorum ki o kadar uzun gelecekte değil de daha yakınlarda geçseydi, biraz daha sağlam zemine oturabilirdi.
19.09.2024

Bu tür kitapları okuduğumda aklıma ve kalbime gelen şey insanın, kemâle ne kadar müştak olduğudur. Onu elde edemesem de -hatta buna niyetim olmasa da- bu iştiyak kalbimin en derin köşelerinden birinde mevcut. Ve ne zaman böyle kitaplar okursam o iştiyak kendisini gün yüzüne çıkarıyor. Belki de ahlâkî olarak eğitimimiz, buna göre yapılsa ve her öykünün ruhumuzda bıraktığı izin üzerine bir şeyler bina edilebilseydi, bugün belki de ruhumda şehirler kurulu olacaktı. Öyle olsa bile bu iştiyakın bitmemesi gerektiği aşikâr. Çünkü kendini yeterli görmek en büyük noksaniyet örneğidir. Ama burada işler karışıyor. Demek ki zirve, son nokta, kâmil insan gibi sıfatlar; sahip olmak için değil, kendini her daim o yolda yürümeye adamak için varlar. Kemâl mertebelere ulaşmak değil de kemâl mertebelerinde yol almak var. İşte bu yüzden olmalı ki, ister yeryüzündeki en noksan insan olsun, ister bütün insanların ‘kâmil insan’ diyerek gösterdiği kimse olsun, hiç kimsenin kemâle iştiyakı bitmiyor, bitmemeli.
19.09.2024

Kitap bana şunu düşündürdü:Kudema varlıkları tasnif ederken her insanın ayrı bir nev' olduğunu söylemişler.Peki insanlar bu gerçeğin farkında olarak mı davranıyorlar?Mesela birbirlerine ve farklılıklarına saygı duyarlar mı?Böyle olacağına emin değilim açıkçası.İnsan farklı bir dünyaya, farklı bir gezegene adım attığında ne hisseder?Gördüğü şeyleri takdir edip ‘saygı duyma’ya geçmeden önce aşması gereken bir his var, belirsizlik gerilimi gibi.‘Acaba ne düşünüyor?’,‘Şöyle yapsam böyle yapar mı?’,‘Bana kızdı mı?’ gibi düşünce bulutları kafamızda gezinir.Peki insanların arasında o çok bahsedilen duvarların taşları bunlar olabilir mi?O duvarlarla çevrili bir ‘Sakinler Sitesi’ne dönmüş olabilir miyiz?Açıkça sormanın,konuşmanın çok güç geldiği; birbirinin hareketlerinden evhamlı çıkarımlar yaparak gerilimin yok yere tırmandırıldığı bir topluluk düşünün.İşte buradaki her kişi yalnızdır ve yalnızlık saikiyle hareket eder.Herkes ayrı bir hikayedir.Kitaptaki gibi birbirinden bağımsız hikayeler...
04.09.2024

Hayat rotasında hiçbir problem olmadan ilerlediğimizde sürekli ufka bakarız. Ancak bir sorunla karşılaştığımızda olayları sürekli geriye sara sara aynı anları tekrar tekrar yaşarız. "Şu olmasaydı böyle olmazdı, bu olmasaydı böyle olmazdı" diye sebep sonuç ilişkisinin ustası oluruz. Probleme sebebiyet veren veya verme ihtimali olan en küçük etkeni bile etraflıca ve detaylı olarak analiz ederiz. Kader sorgulanır, determinizm tartışmaları yapılır, özgür irade irdelenir. Kitapta eşini kaybeden bir kadın olarak kendini anlatan yazar, kitabı 15-20 tane "Eğer şöyle olsaydı/olmasaydı..." konulu bölüme ayırarak bu incelemesini romanlaştırmıştır. Her insanın içinde yer alan bu motivasyonu baz alarak bir roman yazılması ise gayet özgün bir fikir. Betimlemelerle dolu edebi bir deneme-roman değil, ancak bu orijinal tarzı akıcı bir şekilde işleyen ve kısa bölümlerle kolay okunabilen bir eser. Farklı bir şeyler denemek isteyenlere tavsiye ederim.