Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
MuaLLiM_74 Tarafından Yapılan Yorumlar
Güzel bir seyahatname. Bazı yazım yanlışları var ama ben okurken çok sorun etmedim. Bunun yanı sıra arka kapak yazısının da tam anlamıyla içeriği yansıtmadığı kanaatindeyim; "Okur, Rålamb’la birlikte dönemin İstanbul sokaklarında dolaşır, kayıkla Boğaz’a ya da Marmara adalarına kürek çeker, Belgrat ormanındaki su kemerlerini seyreder, Eyüp’ü ziyaret eder…" şeklindeki ifadeler okuyucuyu oldukça romantik ve masalsı bir Osmanlı anlatısı beklentisine sokmakta. Ancak Claes Ralamb, diplomatik bir görev için gönderilen bir devlet yetkilisi, bu nedenle de seyahatnamesinde daha ağırlıklı olarak Osmanlı devlet teşkilatı, dış politikası, bürokrasisi, halkın kültür ve inanç yapısı üzerine çok değerli gözlem ve araştırmalarına yer vermiş. Ayrıca bu gözlemlerini oluştururken Osmanlı ile Avrupa devletlerini mukayese ederek yer yer Osmanlı Devleti'ni eleştirmiş. Eğer seyyahın bu tarz bir bakış açısına sahip olması sizi rahatsız etmeyecekse okumanızı tavsiye ederim. Çok kıymetli bir kaynak.
Seyahatname sevenlerin keyifle okuyacağı bir çalışma olmuş. Girişte kitap ve yazarı hakkında bilgi veren uzunca bir bölüm var. Pero Tafur yaptığı yolculukları çok da ayrıntısına girmeden anlatmış. Yine de satır aralarında tarihi kaynak niteliğinde dikkat çekici bilgiler mevcut. İlgi duyanlara tavsiye ederim.
Kitapta anlatılanlara insanın inanası gelmiyor; vahşet, kaos, cinnet dönemi resmen. Yazar kendine has üslubuyla bu dönemi daha da çarpıcı hale getirmiş. Kitabın sonunda bir de 1979 yılına ait almanak bölümü mevcut. Burada da gün gün olaylar anlatılmış.
Kitaptaki ilk dört masal oldukça kısa olduğu için kolaylıkla okunsa da ilginç altyapılar üzerine kurulmuş, okurken düşünmeye de sevk ediyor. Genel olarak beş anlatıda da "kadın"ın farklı düzlemlerdeki konumunu ele alan feminist bir bakış açısı hakim. Kitaba da ismini veren beşinci masal ise Bülbülün Gözündeki Cin; özellikle bu masalı çok beğenerek okudum. Arkeolojiden edebiyata, sanattan tarihe, mitolojiden teolojiye uzanan keyifli bir metindi.
Kitap bana Lizbon'a Gece Treni yada Bütün İsimler romanlarını anımsattı; çünkü burada da başkalarının gözünden anlatılanları, olayları, yaptıklarını ve yazdıklarını birleştirerek bir kişiyi tanımaya çalışma çabası anlatılmış. Kitapta iki farklı anlatım söz konusu; bazı bölümler Hirschfelder adlı yazar hakkında araştırma yapan birisinin anlattıklarından oluşurken bazı bölümler doğrudan Hirschfelder'in yaşadıklarının anlatıldığı ve daha önce karşılaşmadığım şekilde ikinci tekil şahıs ağzıyla yazılan metinlerden oluşuyor. Arka kapak yazısına bakıp da tarih, savaş ve polisiye tadında hızlı bir kitap okuyacağı beklentisine girenler hayal kırıklığı yaşayacaklardır. Kitabın edebi ve felsefi diyebileceğim bir altyapısı ve ağır bir anlatımı var. Kitap geneli itibariyle (kimi bölümlerde ise çok yoğun olarak) dikkat istiyor; çünkü zamanda atlamalar anlatı içerisine çok güzel yerleştirilmiş ve küçük bir dalgınlık okuma esnasında yavaş yavaş oluşan yapbozu dağıtabilir.