Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Peemee Tarafından Yapılan Yorumlar

21.01.2007

baskın hocanın editörlüğünü yaparak çıkardığı bu iki ciltlik eser türkiye'nin birçok okulunun uluslararası ilişkiler bölümünde okutulmakta ve ua ilişkiler alanında yazılmış bir başucu kitap olarak nitelendirilmektedir. kitabın objektifliğini sağlama noktasında Türkiye açısından olaylar değerlendirilmemiştir. yani tek yanlı bir bakış açısı hakim değildir. örnek vermek gerekirse türk-yunan ilişkilerinde, yunanlıların italya tarafından işgale uğraması karşısından verdiği tepkiler verilmiş karşısından da türk yetkililerin bunlara verdiği yanıtlar yer almaktadır. aynı şekilde ıı.dünya savaşı sonrası sovyetlerin türkiyeden toprak talebinde bulunması karşısında her iki tarafın da görüşlerine yer verilmekte, yorum okuyucuya bırakılmaktadır. özellikle kutucuklarda verilen temel bilgiler çok önem arz etmektedir. sadece kutucukların kitap haline getirilmesi durumunda bile, bunu okuyacak okuyucu birçok bakımdan bilgilenmiş olacaktır. melek fırat'ın yunanistan ve ortadoğu ile, çağrı erhan'ın nato ve abd ile ilişkileri, atay akdevelioğlu'nun iran ile ilişkileri, uzgel'in balkanlar ve avrupa konusundaki ilişkileri, kürkçüoğlu'nun ingiltere ile ilişkileri, değerlendirildiği görülmektedir. bunun dışında diğer akademisyenlerin yaptığı katkılar kitabın mükemmelliyetliğini arttıran bir unsurdur.
21.01.2007

ab ile abd arasındaki emperyal politikaların benzeşmezliğine dikkat çeken çağlar keyder, abd modelinin Türkiye tarafından üstlenilmesinin risk taşıdığını ve ab'ye yönelmenin daha avantajlı bir durum teşkil ettiğini belirtiyor. bu açıdan ben kitapta yapılan tespitlere katılmakla beraber, genel anlamda kendi dünya görüşünün bir ürünü eser olduğu için temelde yanlış yaptığını düşünüyorum. avrupa birliğinin genişleme sürecinde süper devletten farklı birimler içeren bir dünya imaparatorluğuna doğru gittiğini söylüyor. ancak bu noktada benim de çok dikkatimi çeken, AB'nin emperyal misyonu ile kültürel kapanma noktasıda çelişkiye düşmesidir.Türk ordusunun, devlet elitinin ve politikacıların abd'nin içinde bulunduğu durumdan dolayı, almanya ve fransa'nın başını çeken bir ab'yi alternatif olarak gördüğü yorumu yapılmaktadır ki bu ordu bakımından kısmen doğrudur. ben halkın ve siyasal elit içerisindeki bazı kesimlerin ab'yi yeniden değerlendirerek bunun ihanet projesi,onurlu üyelik ve gaflet bağlamında ab'ye karşı oluşan tepkinin bir yansıması olarak görüyorum. ancak keyder'in bu kitabı yazdığı anın koşulları büyük köklü değişiklikler geçirmiştir. o yüzden ben Türkiye'nin Avrupa imparatorluğu kapsamında AB'ye alınacağına inanmıyorum. abd'nin küresel politikasının avrupa ayağını oluşturan ve abd'nin avrupa entegrasyonunu ifade eden Avrupa Birliği nereye gidildiği belli olmayan bir yoldur.
21.01.2007

kitabı ilk önce ingilizce yazan çağlar keyder(ki mantıklı bir açıklması olabilir mi bilmiyorum)'in bu kitabı üslup açısından oldukça sıkıntılı. çünkü okurken akıcı bir Türkçe ile okuyucuya hitap etmiyor. osmanlı'nın geçmişinden günümüze kadar Türk siyasal hayatında meydana gelen gelişmeleri anlatırken dünya-ekonomi sisteminden,toplumsal değişimleri devrim süreciyle tanımlama perspektifinden ve bağımlılık kuramından yararlanıyor. bu kitapta Türkiyeye özgü iki önemli özgüllük olduğu vurgulanıyor ki bunlar gerçekten çok önemlidir:
a- Türkiyeye özgü büyük bir toprak sınıfının bulunmaması(toprak oligarşisi)
b- devrim sürecinde Hristiyan burjuvazinin tasfiye edilmesi
kitap bu temeller üzerine inşa edilmiş. bazı yerlerde insanı gerçekten sıkıyor ama doyurucu ve gerekli bilgiler var. okurken altının çizilmesi gerekiyor. 1838 ablatalimanı ticaret anlaşmasının osmanlı açısından tarihi bir dönüm noktası olduğu,askeri darbelerin ve toplumsal olayların değerlendirilmesi noktasında yapılara ve olgulara işaret ederek konjonktürü de göz önünde bulunduran keyder bu bakımdan gerçekten doyurucu bilgiler vermiş. ithal ikameci sınaileşme ve pazar ekonomisi, devlet kapitalizmi ve daha rekabete dayalı neoliberal bir ekonomi arasında kalan Türkiye'nin verdiği tepkilere de ustalıkla değinilmiş.
21.01.2007

atatürk'ün islamiyet ile gizli veyahut da açık bir çatışma içinde olduğunu söyleyenler bu ve bunun gibi birçok kitabı okuduklarında Atatürk'ün büyüklüğünü daha da iyi anlayacaklardır. Atatürk'ün dini reddetmediğini bu kitabı okuduklarında rahatlıkla anlayabilirler. atatürk ün daha çok dini istismar edenlere karşı tavrı vardır ve bu da her müslümanın doğal olarak yapması gereken bir kişidir. onun büyüklüğü dinine ne kadar bağlı olduğuyla değil bu millete verdiği hizmetle ölçülür. kıbrıs davasının yılmaz savunucusu ve Türk büyüklerimiz arasına rahatlıkla alabileceğimiz Rauf Denktaş yeterince aydınlatıcı bilgiler vermiştir.
16.01.2007

küreselleşmenin fikir babalarından birisidir. fukuyamanın tarihin sonu tezine karşın medeniyetler çatışması kısa olarak dünya üzerinde ileride çin, hint, islam , batı medeniyetlerinni çatışma olasaılığı içinde olabileceğini belirterek dünya sistemini batıcı bir perspektifte izah etmeye çalışmıştır. medeniyetler çatışmasında en büyük engelin islam dünyası olması eserin en kırılgan noktasını oluşturmkatadır. tabiki bu noktada türkiyenin ve diğer islam dünyasının devletlerinin takınacağı tavır çok önemlidir. ılımlı islam kavramının ortaya atılması da bu tezle ilişkilidir. dünyaya yön vermek isteyen abd nin en büyük teorisyenlerinden olan huntington'un görüşleri ırak ve afganistan işgali ile uygulanmıştır ve projenin diğer yakları da uygulamaya girecektir şüphesiz.