bu yorumu yazmadan önce şu ana kadar yapılan yorumları inceledim, yorumumun pek hüsn-ü kabul görmeyeceğini düşünmem bundan mütevellid aslında.
şöyle özetlersek, kitapta sap saman, mesih/buda birbirine girmiş vaziyette. kişisel tasaffideki buda tefridi kahramanımızın sırat-ı mustakim seyr-i sulukünde bir merhale olarak belirtilmiş. şakirt! ne yaptın bakayaım sen!? demek istiyorum filibelime.
yazık, tolstoy gibi bilmeyen bir adam olsan, ben-süleyman-şopenavır desen anlayacağım. ancak farkında olmadan birleştirilmemesi gereken konuların çok acemice birlikte telif edildiğini söyleyebilirim amak-ı hayal için.
ey filibeli de ki;
-şüphesiz aç kalmakla kamil insan olunmaz
-az uykuyla yahut az konuşmakla da
-en yakın mesai arkadaşınla hollandaya kaçıp evlenmek de bize göre değildir
-fakat onların birçoğu bundan yüz çevirdiler
...
bir türlü farkında olunmayan ise şudur. bu tür kitapların yetiştirdiği insanlar dini bir tür "karma felsefesi" gibi telakki edecekler ve genel olarak "iyilik" ve "iç temizliği" gibi sığ temalardan mürekkeb bir din anlayışına sahip olacaklardır.
"rasputin de mucize gösteriyordu o da peygamber olabilir mi?"
"aborjinler ve budist rahipleri mekan ve zamana meydan okuyorlar belki onlarınki hak dindir?"
nev'inden sorular üreteceklerdir.
...
filibeli! seni gazaliye havale ediyorum.