Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

harputelazig Tarafından Yapılan Yorumlar

23.09.2025

Yazar felsefi metnini 6 bölüme ayırarak ilk bölümde bilimsel çıkarımlar ile hareket edip şüphe ve sorgulama ile devam ediyor. İkinci bölümde bu bölümde kendi tarzında ki oluşturduğu yöntemlerden bahsediyor.
1- doğruluğundan emin olmadığım hiç birşeyi kabullenmemek
2- incelediğim zorlukların her birini parçalara ayırıp çözümlemek
3- basit nesnelerden başlayıp adım adım ilerleyerek düşünceleri yönetmek sıra oluşturmak
4- hiçbir şeyi atlatmadan emin olana dek eksiksiz sayımlar yapmak gözden geçirmek Üçüncü bölümde oluşturduğu kendi yöntemlerinden çıkardığı ahlak kurallarından bahsediyor. Tanrı ve insan ruhu kavramlarına dayandığı gerçeklerden bahsediyor.“Düşünüyorum öyleyse varım“ meşhur sözü ile şüpheciliği düşüncenin önemini vurguluyor. Beşinci bölümde fiziksel sorgulanma kalbin hareketinin yorumu ile insan ruhu ve hayvan ruhu arasındaki farkı ve Altıncı bölümde ise doğanın incelenmesinden bahsediyor. Düşünmenin ne kadar önemli olduğunun farkına varanların okuması gereken bir kitap.
19.09.2025

Makale türünde diyeceğim bir kitaptı ve yazar sanki bir topluluğa hitap ediyormuş gibi başlamış. Öncelikle çeviri çok kötü ve cümle düşüklükleri nedeniyle maalesef bazı sayfaları ikinci kez okumak zorunda kaldım, düzenlemeye anlamaya çalıştım. 17.yy ‘da rasyonalizm temelini atan Descartes bu eserinde felsefenin konusu olan insan ruhunun doğası, maddelerin özü Tanrı’nın varlığı ve hakikatin bilgisi v.b olmak üzere toplamda 6 düşünce belirtmiş. "Kendisinden en ufak şüphe duyulmayan ve belirsiz olduklarına hükmettiğim şeyler dışında bir şey yoksa neyi bilebilirim?" sorusuna da yanıt aramış. Varlığından emin olduğu her şeyi unutmaya karar verdikten sonra, mutlak hakikate ulaşmak için her şeyden şüphe edilmesi gerektiği savunmuş. Her şeyi sorgularken güvendiği matematik yönteminden analitik düşünmeden de bahsetmiş. İnanç ve iman Descartes için önemli olduğunu anlıyoruz.Kitapta eleştirileri ve sundukları ile biz okuyuculara kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Üzerine notlarımı yapıştırdım
17.09.2025

Kitapta savaşa giden Kırgız erkeklerinin geride kalan eşlerin, çocukların, yakınlarının yaşadıkları zorlukları anlatıyor. Karakterler iki aşık eş Seyde ile İsmail. İsmail Savaştan kaçar, ona gözü gibi bakan Seyde’nin karlar eriyip bahar gelince kimsenin bilmediği yere gidecekleri hayali. Totoy’u eşinin ölüm haberi köyde duyulup ancak Totoy ve 3 erkek çocuğunun bundan habersiz ondan bir haber bekleyişi Savaş zor, şartlar zor. Köyde bir kıtlık. Totoy ve çocuklarının ineklerinin doğurmasını bekledikleri ama asker kaçağı İsmail’in ineği çalması ve İşte o zaman İsmail’in insanlıktan çıkmasıyla Seyde’nin gözünün açılması. Ne kadar güçlü ve cesur olduğunu göstermesi.
Başta Seyde’yi çok itaatkar bir pasif bir kadın sanmıştım ama gücünü gösterip karşı durmasına şaşırdım sevindim. Kitap betimlemelerle dolu ve öyle güzel yansıtılmıştı o anı yaşıyormuşsun gibi hissettiriyor yazar. Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırını ve soğuğunu hissettiğiniz bir kitap olacak şiddetle tavsiyemdir.
17.09.2025

Sokrates gençleri din konusunda kafalarını karıştırdığı ve dinsizleştirdiği için yargılanması kararı verilmiştir. Euthyphron’un ise babasının bir cinayete sebebiyet vermesinden ötürü babasına karşı dava açaması nedeni ile alınmıştır Kahin olan Euthyphron’un din ve dindarlık üzerine bilgisinden faydalanmak isteyen Sokrates, sokratik ironi dediğimiz yöntem ile karşıdaki kişiye sorular yönelterek hiçbir şey bilmediğini ve ondan duymak istediğini söyleyerek görüşlerini öğrenmeye ve şüphe ile çürütmeye çalışıyor.
İkinci bölümde Sokrates’in idamından evvel kaçmasına yardımcı olmak isteyen sadık dostu Kriton ile zindanda geçen konuşmaları anlatılıyor. Yıllarca doğru yaşayıp ömrünün sonunda, sırf ölmemek için bu doğruluktan vazgeçmeyen bir insan, yıllarca uğrunda çabaladığı iyi insan olma hedefine ulaşmış oluyor. Sokrates kişiliğinin ve bilgeliğinin heder olması yerine idamı tercih edip kendisini feda ederek, bilge bir insan olduğunu göstermiş olup bu erdemi ile büyük bir ders veriyor.
17.09.2025

Francis Bacon bu eserien tanınmış ütopyalardandır. Kitap denizde kaybolan “Bensalem” adında bilinmeyen bir adaya ulaşan bir grup denizciyi ve yöre halkı ile diyaloglarını etkileyici bir biçimde anlatıyor. Eserde iyilik, doğruluk, adalet, dürüstlük kavramlarının önemsendiği ve bu ilkelere bağlı olarak saf din çerçevesinde bir devlet oluşturulmaya çalışıldığı devletin kendini diğer devletlerle karşılaştırdığı ve bunun denizcilere anlatıldığı Bacon’un ideal toplumunu anlatıyor. Ayrıca Katoliklerin yoldan çıkmış, şehvet düşkünü olduklarını ve Atlantis’te ki haliyle Hıristiyanlığın gerçek hali anlatılıyor. Adadakilerin Tanrı’nın seçkin kulları olduğu vurgulanıyor. Adada yöneticilerin bilim adamı yani kutsanan bilim adamları olduğu ve Hz. Süleyman’ın bilim adamı olarak anıldığı da anlatılıyor.
Kitapta hoşuma giden kısım “Namuslu olmayan bir insanın kendisine saygısı hiç olmaz. Bensalemlire göre, dinden sonra, insanın nefsine hakim olmasını sağlayan başlıca şey onun kendisine saygısıdır.”