Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Sibel_Ksk Tarafından Yapılan Yorumlar

03.08.2025

Kitap Marco adında bir göz doktorunun hayatındaki iniş çıkışlar ve zorluklara, hayatından geçip gidenlere ve yeni girenlere karşın, bir “sinekkuşu” misali sabit ve dimdik ayakta kalmasını anlatıyor. Kitabın doğrusal bir zaman anlatımına sahip değil. Zamanda sıçramalarla anlatıyor Marco’nun yaşadıklarını. Ayrıca kitapta anlatı, diyalog, mektup, şiir, e-posta, whatsapp yazışmaları gibi anlatım tarzları kullanılmış. Kitap genel olarak kadın-erkek ilişkileri, yas, ebeveynlik, umut, aşk, sevgi, kardeşlik gibi temaları işliyor. Bazı bölümler epey duygusal sahneler içeriyor. Kitabın sonunda ,yazarın kitabın bölümlerinin ilham kaynaklarına dair açıklamalarını içeren bir bölüm var. Okuması sabır istese de sonunda kesinlikle karşılığını veriyor. Kitabın ilk üçtebirlik kısmını sabırla okursanız gayet tatmin edici bir okuma deneyimi sunuyor.
31.07.2025

Stephen King okumayalı aylar, hatta yıllar olmuş. 500 sayfa civarında olmasına rağmen gayet de güzel gitti ve hızlı bitti. Ama ben okumayalı beri Stephen amcamız daha bir polisiye tarza kaymış gibi geldi, nitekim hiç doğaüstü unsur göremedim bu kitabında.
Epey heyecanlı ve ilgi çekici bir kitaptı. Ön planda klasik bir cinayet soruşturması işlenirken, arka planda Amerikan toplumuna dair birçok çatlak noktaya yer veriliyor: Irkçılık, cinsiyet ayrımcılığı, Covid döneminin getirdiği toplumsal kırılmalar, Trump taraftarlığı ve karşıtlığı, aşı karşıtlığı gibi meseleler… Artı Amerikan aile yapısındaki çöküş, ebeveyn-evlat çatışmaları, bireysel yalnızlaşma, beyaz Amerikalıların üstünlük algısı gibi temalar da dikkat çekiyor.
Aralarda geçen edebiyat ve şiirle ilgili tespitler ile bahsi geçen yazar ve şairler sayesinde yeni isimler keşfetmek kitabın güzel bir katkısı oldu.
Polisiye tazı severleri epey hoşnut edecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Türü ve yazarı sevenlere tavsiyemdir.
15.07.2025

Bu roman, 1976’da yaşayan siyahi bir kadının, zamanda gidiş gelişelerle 1819’un kölelik dönemine ziyaretlerini konu alıyor. Butler, köleliğin ve ötekileştirmenin insan ruhunda yarattığı tahribatı zamanda yolculuk temasını kullanarak etkileyici bir dille aktarmış. Roman, tarih, kurgu ve psikolojiyi ustalıkla harmanlıyor. Karakterler o kadar gerçekçi yazılmış ki kendimi okurken hikâyenin içinde hissettim. Kitabın dili akıcı, merak duygusu hep canlı. Kitabın başındaki çevirmen Emek Ergun’un açıklamaları ve sonundaki Robert Crossley’in değerlendirmesi eseri daha derin kavrama açısından faydalı eklemeler olmuş. Çoğu kadın bilimkurgu yazarı ile benzer tarzada Butler bilimkurguyu ötekileştirilmişleri görünür kılmak için bir araç olarak kullanmış. Yakın, yalnızca bir zaman yolculuğu değil, aynı zamanda hafızaya, kimliğe ve direnişe dair sarsıcı bir yüzleşme. Şiddetle tavsiye ederim.
13.07.2025

Meltem Hanım’ın İrlanda’da yaşadığı süre boyunca ülkenin tarihi dokusuna, ülke insanının yaşayışına ve gurbette olmanın getirdiklerine dair paylaşımlar yaptığı kısa yazılardan oluşan bir eser. Kitapta bir çok yazar ve esere atıfta bulunuluyor. Kitapta adı geçen eserler ve yazarlar ülkemizde pek okumadığımız, Türk yayın dünyasının çok da rağbet göstermediği eserler. Bu yönüyle pek fikrim olmayan bir ülke edebiyatından kaliteli eser tavsiyeleri almış gibiyim. Diğer taraftan yazar İrlanda'yı o kadar güzel anlatmış ki keşke bende oraları gidip görsem dedim çoğu bölümde. Hatta hızımı alamayıp internetten görsellerini ve videolarını izledim bu bölgelerin. Bu tarz içerikler ilginizi çekiyorsa mutlaka okuyunuz derim.
30.06.2025

Kitap, yaşadığı büyük bir acı nedeniyle aklını yitiren ve aklı bir çantaya hapsolan bir adamın hikâyesini anlatıyor. Bu adamın bir buçuk gün boyunca yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. Bir yandan da kitap 17. yüzyıl da Portekizli bir rahibenin aşık olduğu ve onu terk eden Fransız bir asilzadeye yazdığı "Portekiz Mektupları" adlı eserin yeniden yazımını içeriyor.
Başlarda gerçekten ilgi çekici bir romandı, arada şeytanla olan diyaloglar güzeldi ancak bir yerden sonra ana kahraman Gustav beni çok yormaya başladı. Çok fazla konuşup, konudan konuya atlaması, olayların bir yerlere bağlanmıyor olması gittikçe kitaptan kopmama neden oldu. Belki metin biraz daha kısa yazılsaydı ya da anlatım bu kadar dallanıp budaklanmasaydı, hem daha okunabilir olur hem de böylesine ilginç bir fikir heba olmamış olurdu.
Portekiz Mektupları'nın yeniden yazılmasının ya da bu kitapta yer almasının gerçekten gerekli olup olmadığı da ayrı bir soru işareti.
İlgiyle okumaya başlayıp zorlanarak bitirdim.