Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Sibel_Ksk Tarafından Yapılan Yorumlar

15.04.2025

Shakespeare deyince çoğumuzun aklına Hamlet, Macbeth, Kral Lear gelir. Ama özel hayatı derseniz işler flu: Eşi Anne Hathaway, üç çocuğu, birinin küçük yaşta ölümü ve ailesinden uzakta geçen Londra yılları… İşte Maggie O’Farrell, Hamnet romanında bu boşlukları sezgi ve edebi ustalıkla dolduruyor. Shakespeare’in adını hiç anmadan, onu bir baba, bir eş, bir insan olarak karşımıza çıkarıyor. Kitap, küçük yaşta ölen Hamnet’in yasını tutan bir aile üzerinden acıyı, kaybı ve sevgiyle yeniden bağ kurmayı anlatıyor. Dili sade ama derin; okurken hem duygulanıyor hem merakla sayfaları çeviriyorsunuz. O’Farrell, tarihsel gerçeklik ile kurmacayı o kadar güzel harmanlıyor ki, ortaya sadece bir dönem hikâyesi değil, zamansız bir insanlık anlatısı çıkıyor. Duygusu bol, anlatımı güçlü bu romanı gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
15.04.2025

Genel olarak bakıldığında eserin ele aldığı konu oldukça dikkat çekici; yazarın vermek istediği temel mesaj ve metin boyunca inşa etmeye çalıştığı anlam dünyası rahatlıkla anlaşılabiliyor. Anlatım dili zaman zaman klişelere yaslanmakta, bazı anlatı unsurları ise yeterince derinlemesine işlenmeden geçilmiş. Bu durum da anlatının kimi yerlerde yüzeysel kalmasına neden olmuş. Belki de yazar bilinçli bir tercihle, metni kısa, öz ve doğrudan tutmayı; tekrarlardan, fazlalıklardan uzak durmayı hedeflemiştir. Genel olarak okuması kolay, akışı rahat bir metindi ve bu yönüyle sürükleyiciydi. Metaforlar net, anlam katmanları oldukça açık seçikti — öyle ki, üzerine uzun uzun düşünmeye gerek kalmadan özü kavranabiliyordu. Ancak belki de tam da bu yüzden, bende bir “eksik kalmışlık” hissi bıraktı. Yazarın sadeleşme niyetini anlamlı bulsam da, metin bazı yerlerde daha derine inebilseydi çok daha güçlü bir anlatı olabilirdi.
14.03.2025

Kitap, üç farklı zaman diliminde ve mekânda, insanlık için büyük öneme sahip arıların izini sürerken, geçmişin derinliklerinde yolculuğa çıkartıyor ve geleceğin nasıl şekillenebileceği üzerine düşündürüyor.
Yazarın önceki eserlerinin çocuklar için yazmış olması, onu her üç öyküde de ebeveyn-çocuk ilişkilerine dair dokunuşlar yapmaktan alıkoyamamış.Sonundaki teşekkür yazısına bakıldığında aslında yazarın arılar konusunda çok detaylı araştırmalar yapmış olduğunu ancak okuyucuyu sıkmaktan ve çok fazla detaya boğmaktan çekindiğinden olsa gerek derinlik beklediğiniz yerlerde birden konu bitiyor.Başka kaynaklardan araştırma yaparken buluyorsunuz kendinizi.
Bu eser,aslında bir dörtlemenin ilk kitabı ve serinin amacı, dünyanın geleceğini olumsuz yönde etkileyebilecek kritik olaylar hakkında farkındalık yaratmak.Ne yazık ki,şu an için yalnızca bu kitap Türkçeye çevrilmiş durumda.
Kolayca okunabilen,fakat aynı zamanda derinlemesine düşündüren bir roman arıyorsanız, bu kitap tam size göre.
22.02.2025

Yazar, hem filolog hem de tarihçi olan bir uzman. Özellikle klasik yazarların incelenmesi ve araştırılması konusundaki derin bilgisi, Papirüs kitabında okuyucuya kapsamlı bir şekilde aktarılıyor. Kitap, antik Mısır'da kitapların peşinden sürükleyici bir yolculukla başlıyor ve sonrasında kitap, okuma ve okur olma kavramlarını her yönüyle ele alıyor. Kil tabletlerden papirüslerin ortaya çıkışına, İskenderiye Kütüphanesi'ne kadar, kütüphaneler ve kitapların tarihsel serüveni detaylı bir şekilde işlenmiş.
Yazar, anlatımına kattığı pek çok yazar, eser ve bu eserlerin içerikleriyle, insanlığın yazma ve okuma yolculuğunun nerelerden nerelere evrildiğini ustaca gösteriyor. Büyük İskender'in Mısır'ı fethi, Ptolemeos Hanedanlığı, Antik Yunan ve Roma tarihi gibi büyük tarihi dönemler, kitaplar, yazarlar ve kütüphaneler üzerinden inceleniyor.
Bir anlamda, benim için tam bir zaman makinesi gibi olan bu kitabı okumayı, kitaplara ve tarihe ilgi duyan herkese tavsiye ediyorum.
04.02.2025

Kitaba ilk başladığımda, özel bir çocuğa sahip bir ailenin içsel çatışmaları ve toplumsal zorluklarıyla ilgili bir hikaye bekliyordum. Ancak, bu eser beni beklediğimin çok ötesine geçerek tam anlamıyla ters köşe yaptı. Bir ilk roman olduğuna inanmak gerçekten güç. Yazar, derin bir felsefi altyapıyı ve akıcı bir dil ustalığını öylesine zarif bir biçimde harmanlamış ki, çevirmenlik geçmişinin de etkisiyle ortaya çıkan bu eser, tam anlamıyla bir düşünsel zenginlik sunuyor. Bergson’dan Proust’a, Nietzsche’den Tanpınar’a kadar pek çok önemli yazar ve düşünürün mirasına yoğun atıflarla şekillenen bu metin, okuyucusunu derin bir içsel yolculuğa çıkarıyor.
Ve bir parantez açmam gerekirse, ikinci bölümde Zeliha'nın edebiyat dergisinde yazmak istediği konulara bayıldım. Ayrılmayı bir türlü bilmeyen Musa'nın sorumluluğunu yeniden üstlenen Zeliha’nın hikayesini okumak, gerçekten derin ve etkileyiciydi. Derinlikli bir roman arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.