Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Sibel_Ksk Tarafından Yapılan Yorumlar
Açıkçası yazar bir şeyler denemiş ama olmamış. Fikir güzel, ilk bölümler belirli vaatler içeriyor ancak sonuna doğru çok fazla konuyu birbirine bağlayıp kitaba dahil edeyim derken kitabın kurgusundan ve amacından sapmış. Her bölüm tek cümlelik ancak kelimelerin arasına virgül koyup yazmak onları tek cümle yapmıyor. Orijinal dilinde de mi böyledir bilemiyorum ancak türkçe çevirisinde gayet nokta konması gereken bitmiş cümleler vardı ve belirttiğim gibi virgül onları tek cümle yapmıyor. En sevdiğim kısım herhalde Mantıkçı D. ile konuşma ve en sonunda çöldeki tesis kısmı oldu. Ama kitap başlangıçta vadettiğini veremedi.
SPÖKÜ yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. Kitabı kurgusu, anlatım tarzı ve konusu itibarıyla çok severek ve elimden bırakamadan okudum. Ancak kitabın orijinal dili ile Türkçenin çok uyumlu olmamasından mı yoksa çeviriden mi kaynaklı bilemiyorum, bazı cümleler tam oturmamış gibiydi.
Kitabı her mevsimi iliklerime kadar hissederek okuduğumu fark ettim ki bu da yazarın en büyük başarısı bence. Katili sonuna kadar tahmin edemediğimi de belirteyim. Yazarın okuyucunun önüne koyduğu ve üzerinde kafa yormasını beklediği konular da tam çağımızın özeti gibiydi bence. Kolluk kuvvetleri ve devlet kurumları sadece insanı mı korumakla görevlidir? Bir insanın arkasında herhangi bir güç yoksa - devletin, gençliğin/güzelliğin, paranın- bu onun söyledikleri ne kadar anlamlı olursa olsun göz ardı edileceği anlamına mı gelir? İnsan inandıklarını savunmaya çıktığı yolda nereye kadar ahlaki kuralları gözetebilir? vs.
Kitabı çok sevdim, en kısa sürede filmini de izlemek isterim.
Burjuva ve zengin bir ailede dünyaya gelmiş, hayatını palyaço olarak kazanan bir adamın sevdiği kadın Marie onu terk ettikten sonra yaşamının altüst olmasını anlatıyor kitap. 4 saatlik bir zaman diliminde Hans Schnider’in (palyaçomuz) dedesinden kalan Bonn’daki evinde geçiyor. Ancak yazar bu romanda anımsama tekniğini (Erinnerungstechnik) kullanmış ve kahramanın geçmişine gidiş gelişler yaparak tüm hayatının ve hayatında yer eden olay ve kişilerin resmini çizmiş.
Kitap, İkinci Dünya Savaşı'nın son dönemi ve savaş sonrası Almanya'sının toplumsal panoramasını çiziyor. Genel anlamda Katolik Kilisesi'ni ve Nasyonal Sosyalizmi sert bir dille eleştiriyor.
Böll’ü bu kadar geç okuduğum için hayıflandığım bir okuma oldu ve kesinlikle diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Ancak konusu herkesin ilgisini çeker mi bilemem. Meraklısına tavsiye ederim diyelim.
Kitap Harlem Rönesansı’nın en önemli ve dikkate değer eserlerinden biri olarak bilinmektedir.
Konusu kısaca Janie Starks adlı Afro-Amerikan güzel bir kadının, siyahi toplumun kölelikten özgürlüğe geçiş sürecinde varolma, kendini bulma hikayesini anlatmaktadır.
Orijinal dilinde de dönemin Afro-Amerikan toplumunun kullandığı ingilizce ile yazılmış olan kitap türkçeye de benzer bir şekilde çevrilmiş. Kitap ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesinde aynı zamanda.
Kitabı en özet şekliyle "bir yas hikayesi " olarak tanımlayabilirim sanırım. Kahramanın ailesi ile ilgili gerçekleri arama yolculuğunda kaçırdığı bir aşkın hikayesini de eş zamanlı olarak okuyoruz.
Hoyratça kullanılan zaman ve fırsatlar..