Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Edebî Tarafından Yapılan Yorumlar

09.01.2006

Bakınız Hazret, şu dakikada biz ya Rus baltasına sap olarak Türklerin başına öldürücü bir darbe indireceğiz veyahut aynı baltayı Türklüğün yegane müstakil bir memleketi olan Türkiye'yi korumak için Rusların başına vuracağız... Başka, çıkar bir yolumuz yoktur.
Yukarıdaki alıntı sanırım romanı en iyi özetleyen kısım.
Miralay Demir Ali Rus esaretinde yaşayan ve Rus ordusunda hizmet veren İdil-Urallı bir Türktür.Bu yüzden kendi emrinde olan Türk subaylarının milli ve dini hislerini ateşleyerek onları 1.Dünya Sav.da Osmanlı safında Ruslara karşı savaşmaya ikna eder.Bunun için yaptığı bir sürü plan vardır fakat her olay düşündüğü gibi gelişmez ve bir sürü zorlukla karşılaşır.
Romanın ana ekseni bu duygular üzerine oturtulmuştur fakat bunun yanında Rus esaretinde yaşayan Türklerin çektiği zorluklar, acılar ve maruz kaldığı kötü muameleler de anlatılıyor.
Türkiye'yi ana yurdu bilen ve Türkiye'den daima güç alan dış Türklerin yaşamını ve çektiği zorlukları öğrenmek istiyorsanız okuyabilirsiniz.
Romanda birçok Arapça kökenli söz kullanılmıştır. Ayrıca yazar Türkiye Türkçesine pek alışık olmadığı için cümle hataları da yapmıştır.Yazar Türkiye'ye yerleştikten sonra İdilli soyadını almıştır.
08.01.2006

Bence kitabın en önemli özelliği bize unutmaya başladığımız "acıma" duygusunu hatırlatması.Yazar kitabın başından sonuna kadar merakımızı canlı tutmayı başarıyor ve sonunda herşeyi ustalıkla bağlıyor.Romanda üç zaman dilimi var;geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman.Fakat bunlar birbiri içinde eritilerek(Tutunamayanlar'da olduğu gibi)değil ayrı ayrı bölümler olarak verilmiş.Karakterler hakkındaki bazı bilgiler verilmiş ama çoğu bilgi de baş karakter Barış Utkan'ın bakış açısıyla verilmiştir.Romanda ülkemizdeki sosyal problemlere de değinilmiştir.
Romanın en vurucu cümlesi: "Benim kadar acı çekmedikçe Tanrı'ya inanmamı beklemeyin."
Okunmaya değer elinizden bırakamayacağınız bir kitap.
02.01.2006

Kitap Elçin'in çeşitli dönemlerde yazdığı öykülerden oluşuyor. Elçin Azerbaycan'ın şehirli yazarlar kuşağından olmasına rağmen en belirgin özelliği geleneksel ve folklorik unsurları kullanmasıdır. Kitapta 7 tane öykü var. 1. ve 3. öykü aşkı konu almasına rağmen 1. öykü daha çok şehir insanına hitap ediyor. 3. öyküde folklorik unsurlar ağır basıyor. 2. öykü Saçak da Elçin'in Ak Deve romanını hatırlatıyor. Azerbaycan edebiyatı hakkında fikir edinmek istiyorsanız biri birinden değişik öykülerden oluşan bu kitabı okuyabilirsiniz.
06.12.2005

S.S.C.B'nin maskesini düşüren kitap.Rusya gerçekten sosyalist olsaydı insanları hırsları uğruna birbirlerini harcar mıydı? Bu zihniyet uğruna insanlar vicdanlarını kaybetti. Aytmatov da Dişi Kurdun Rüyaları'nı(KIYAMET) yazmak zorunda kaldı(Dönemin şartları gereği yazar Gün Olur Asra Bedel'in bu kısmını D.K.R.ndan sonra yayımladı.).Cengiz Han'ın hikayesi gerçekten çok güzel.Sovyetlerle Stalin'i nasıl ustaca eleştirmiş görüyorsunuz.Hikaye tam bir ders niteliğinde.Özgürlük insanın doğasında vardır.Feodal düzen ve baskı rejimleri hiç bir zaman (hele hele günümüzde) kabul görmez. Allah her zaman sevenlerin tarafını tutar.
04.12.2005

Yakup Kadri'nin roman türünde ilk eseridir. Fransız realizminin etkisinde yazmıştır. Kitabın başındaki tasvir kısımları Balzac'ı hatırlatıyor.Kitabın konusunu günümüzde de geçirliğini koruyan alafranga züppelik/hainlik oluşturuyor.Bana göre Naim Efendi de torunu Seniha da aşırı uç.İkisi de batılılaşma /modernleşmeyi doğru anlayamamış.İki farklı anlayışı temsil ediyorlarsa da tamamen şekilci olduklarını düşünüyorum.Romanın diğer karakterleri de yanlış zihniyeti göz önüne sermek için özel olarak kurgulanmış.Geri planda kalan ama ideal olan, okurun dikkatini çekmek için(doğruyu göstermek) bulunan bir karakter de Hakkı Celis'tir. Ben bu ideal kahramanın erkek olmasının sebebini, henüz ideal modern kadının dönemin sosyal yapısına ters düşebileceği düşüncesine bağlıyorum.