Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Edebî Tarafından Yapılan Yorumlar

11.07.2005

Belirli bir dönemde yazılan Rus romanlarının özelliği konu olarak Rus aydınının acizliğini anlatmasıdır. Kesin olmamakla birlikte Zamanımızın Bir Kahramanı'nda Peçorin, Gonçarov'un yarattığı uyuşuk Oblomov gibi Raskolnikov'un da Rus aydınını temsil ettiğini söyleye bilirim. Oğuz Atay'ın Selim Işık'ında da Raskolnikov'dan bir şeyler var.
Kitabın en etkileyici yanı sanırım içler acısı sefalet ve roman kişilerinin olağanüstü güzellikte betimlenmiş psikolojileri.
Klâsik bir eser her çağın insanına hitap eder. Tıpkı Suç ve Ceza gibi. Vahşi bir kapitalizmin yaşandığı günümüzü, kapitalizmin insanları katil edecek kadar ne hale düşürdüğünü Dostoyevski'nin çağlar öncesinden bu kadar ustaca anlatışı sanırım sanatçı kişiliği hakkında fikir verir.
Tadı damağınızda kalacak kaliteli bir roman okumak istiyorsanız mutlaka okuyun.
12.05.2005

Bakû'deki bir mahallenin 1940'lı yıllardaki yaşamı anlatılıyor. Yaşamı bize aktaran kişi de o mahallede doğup büyümüş İkinci Dünya Savaşı'nda babasını kaybettiği için annesiyle birlikte dayısının yanına göçen Ali Ekber'dir. Ali Ekber büyüyünce büyük bir yazar olur ve doğduğu mahalleyi, mahallenin savaştan önceki halini, savaşın mahalleyi nasıl etkilediğini, mahallede yaşayan insanları yazdığı romanda yani Ak Deve'de anlatır.
06.05.2005

Şu anda okuduğunuz kitap bittikten sonra mutlaka Regina'yı okuyun.Dünyanın, şimdiye kadar yazılmış en güzel aşk romanlarından bile daha güzel.Çünkü kitap noktasına virgülüne kadar aşkla yoğurulmuş.Öyle bir aşk ki burada okuyacaklarınız sadece kelimelere yansımış hali.Demek böyle aşklar sadece şarkılarda, filmlerde, romanlarda olmuyormuş, gerçekten de yaşana biliyormuş diyorsunuz ve gerçek aşkın sevgi, saygı, hoşgörü ve de en önemlisi emek istediğini gerçekten aşık insanın da kalbinde sadece bir kişiye yer olduğunu, "aşkın ömrünün üç yıl" olmadığını, gerçek aşıkları ölümün bile ayıramayacağını anlıyorsunuz.Kitap bittikten sonra da keşke her insan aşkını böyle yaşasa diyor ve elinizde olmadan Cengiz Dağcı'ya imreniyorsunuz.
03.05.2005

Cengiz Aytmatov, bu romanında Manas Destanı'nın çok küçük bir bölümünde yer alan Nayman Ana efsanesinden yola çıkarak insanların günümüzde nasıl mankurtlaştırıldığını gözler önüne seriyor. Ayrıca yazar, mankurtlaştırma temasıyla içinde yaşadığı Sovyetler Birliği'nin(eserin yazım tarihinde öyleydi) işleyiş mekanizmasını ve bu mekanizmayla insanların nasıl maddiyatçı, çıkarcı hale getirilişini,geleneklerinden nasıl uzaklaştırıldığını eleştiriyor; yazar bunu geçmişten geleceğe uzanarak yapıyor. Eski devirde efsaneye göre Nayman Ana'nın oğlu Colaman esir düştüğünde işkenceyle mankurt haline getiriliyor. Günümüzde(bu çağda ya da S.B.nin hüküm sürdüğü dönem)) Sovyetler Birliği'nin güdümünde yaşayan Kazak ve diğer Türk halklarının Sovyetler Birliği politikası sonucu eğitimle, bilinçli olarak mankurt haline getirilmesi Sabitcan'ın şahsında görülüyor( Yedigey'in mankurtsun sen! sözü). Gelecekte de, Ormangöğüslüler gezegeninde yaşayan varlıkların dünyadakinden daha iyi bir uygarlığa sahip olması, onların dünyalılara yardım etme isteği fakat Amerika ve Sovyetler Birliği'nin bu gezegenle kesinlikle ilişki kurmak istemeyip kendi itibarlarını korumak için insanlara kendi görüşlerini dayatmak isteyip "Çember Operasyonu"nu başlatması.
Bu kitap mutlaka okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap. İnsanlarımızı mankurt olmaktan kurtarmalı, geçmişimize sahip çıkmalı ve bize ait değerleri korumalıyız.
23.04.2005

Öncelikle kitabın "önsöz"ünü okumanızı tavsiye ederim.Kendisini okutmayı başaran nadir önsözlerden birine sahip.Eğlendiren öykülerden oluşan kitapta dinsel, özellikle de cinsel yönü ağır basan öyküler var.