Dinler arası diyalog kavramı, son zamanlarda oldukça sık duyulan bir ifade olmaya başladı. Bu ifade, elbette ki bir ideolojinin ifadesidir. Yalnız hangi ideolojinin?
Ülkemizde birçok ifadede olduğu gibi bu ifadede de bir kavram karmaşası yaşanıyor. Konuyla ilgili kimi lehte kimi aleyhte birçok şey yazıldı ve söylendi. Lakin gelin görün ki, her iki tarafın savunucusu olan hatırılı sayılır bir çoğunluk, daha bu ifadenin anlamından bile haberdar değil. Yani ülkemizde insanların hiç de azımsanamayacak kadar büyük bir çoğunluğu bu ifade hakkında bilimsel bir zemine istinat etmeyen ve hiçbir kıymeti olmayan kulaktan dolma bilgilerle amel etmektedirler.
Bu zavallı durumun küçük bir tasviri olan şu mukaddimeden sonra şunları söylememiz icap ediyor:
Evvela bir müslüman olarak ifade etmeliyiz ki, bahsi geçen kavramdan kasıt eğer, mü'minleri bırakıp diyalog adına kafirlerle dostluk kurmak ve onların kültürel asimilasyonları altında İslam medeniyetini tarihe karıştırmaksa şahsen biz de samimi bir mümin olarak bunun en şedid karşıtlarıyız.
Fakat eğer bu ifadeden kasıt, ehl-i kitap ve diğer din müntesiplerine rahatça İslam'ın anlatılıp tebliğ edildiği bir ortam oluşturmaksa Rasulullah efendimiz döneminde de buna benzer bir diyaloğun var olduğunu ifade ederek bu ideolojinin en samimi bir taraftarı oluruz ki bugün insanlarımızın diyalogcular diye adlandırdığı gurubun amacı da bundan başka bir şey değildir.
Hem bir mü'minin görevi, diğer bir mü'min kardeşine karşı hüsn-i zan ile muamele etmek olduğuna göre onların fikirlerine kafirlere cihad ilan edercesine saldırmak ve hele onlara samimi birer müslüman oldukları halde hiç hakkımız olmayarak mason etiketini yapıştırmak Kur'an ahlakına son derece muhalif ve cahilce bir davranıştır.