Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Mucevvid Tarafından Yapılan Yorumlar

16.04.2006

Günümüzün en önde gelen tefsir araştırmacılarından biri olan Profesör Şimşek, kaleme almış olduğu bu kapsamlı araştırmasında, İslam hakkında özellikle de Batılı müsteşrikler ve onlara mukallit olanlar tarafından ortaya atılan birtakım asılsız iddialara özgün bir bakış açısıyla cevaplar vermektedir.

Bu kapsamlı eserde, başta kadın konusu olmak üzere birçok önemli mevzuda son derece bilimsel ve mukni yazılar bulunmaktadır.

İnsanın halifeliği, Hermönitik, Kuran Kıssaları v.s. mezkur kitabın muhtevası içerisine dahil edebileceğimiz önemli mevzulardandır.
11.04.2006

Kıymetli hukukçu ve teolog Siraceddin Öztoprak Bey tarafından telif edilen bu eser, müellifinin ifadeleriyle on yıllık bir çalışma ve gayretin ürünüdür.

Kitap Türkiye'nin önde gelen tefsir alimlerinden Profesör Suat Yıldırım tarafından takdim edilmiş olup ayrıca Doç. Dr. Fatih Çollak Bey'in de tashihinden geçirilmiştir.

Siraceddin Öztoprak her ne kadar hukuk ilmiyle iştigal eden bir avukat olsa da geçmişte rahmetli babasından almış olduğu dini eğitim, ayrıca Şeyh Ali Üsküdarlı ve Dr. Tayyar Altıkulaç'ın tedrisatında almış olduğu kıraat eğitimi müellifin kıraat ilminde yeteri kadar maharet sahibi olduğunun bir ifadesidir.

Hemen ifade edelim ki kitap oldukça güzel hazırlanmış olup kıraat ilmiyle ilgilenen herkes için istifadesi bol bir kaynak özelliği taşıyor.

Bununla birlikte eserin eksikliklerden müstağni olduğunu söylemek de öyle sanıyoruz ki gülünç bir iddia olur. Zira eserde özellikle de bilimsel kriterler açısından hiç de göz ardı edilmeyecek bazı eksiklikler var. Mesela kitapta istifadeyi kolaylaştıracak bir dizin yok. Ayrıca yazar kitabın sonuna referanslarını bir bibliyografya başlığı altında yazmamış olup dipnotlarda eser isimlerine gönderme yapmakla yetinmiş. Dipnotlarda ise referans olarak gösterilen bazı eserlerin tam künyesi verilmemiş. Bütün bu eksiklikler bilim erbabı nezdinde asla kabul edilemez türdendir. Çünkü eserin bu tür eksiklikleri okuyucuyu karşılaştırma hakkından mahrum bırakmaktadır ki durum böyle olunca zaten referans vermenin de hiçbir anlamı yoktur.
23.03.2006

Türkiye'nin son dönem funun-u müsbete ve funun-u diniyye allamelerinden kıymetli araştırmacı Profesör Ahmed Yüksel Özemre tarafından muhtelif zamanlarda yazılmış ve çeşitli mecmualarda yayınlanmış birtakım makalelerinin yeniden gözden geçirilerek hazırlanmış hali olan kitap, genel olarak Din ve Misyonerlik mevzularına tahsis edilmiş olarak karşımıza çıkıyor.

Eserin güzel yönlerinden biri, İslam dünyasında uzun zamandan beridir tartışılmakta olan Dinler Arası Diyalog mevzuuna da değinmiş olmasıdır. Ayrıca bu güzel eser, Batı dünyasının İslam üzerine araştırmalar yapan çok ünlü bir siması olan Profesör Luis Massignon'u da Türk okuyucusuna etraflıca tanıtmaktadır.
23.03.2006

Ünlü dilbilim uzmanı Profesör Berke Vardar gözetiminde hazırlanan bu mümtaz eser, muhtevasında çeşitli gramer terimlerinin anlamlarını barındırıyor.

Sözlük disiplini ile hazırlanan bu eserin, tam anlamıyla bütün gramer terimlerini ihtiva ettiğini iddia etmek her ne kadar mümkün gözükmese de dilbilim alanında çalışan her araştırmacı için güzel bir başvuru kaynağı olacağı muhakkaktır.

Hem eserin sonunda birçok dilbilim teriminin Türkçesiyle birlikte Fransızca ve İngilizce karşılıklarının da verilmiş olması Karşılaştırmalı Dilbilim alanı için hiç de göz ardı edilemeyecek bir zenginlik arz ediyor. Çalışma bu yönüyle de oldukça güzel.
10.03.2006

Dinler arası diyalog kavramı, son zamanlarda oldukça sık duyulan bir ifade olmaya başladı. Bu ifade, elbette ki bir ideolojinin ifadesidir. Yalnız hangi ideolojinin?

Ülkemizde birçok ifadede olduğu gibi bu ifadede de bir kavram karmaşası yaşanıyor. Konuyla ilgili kimi lehte kimi aleyhte birçok şey yazıldı ve söylendi. Lakin gelin görün ki, her iki tarafın savunucusu olan hatırılı sayılır bir çoğunluk, daha bu ifadenin anlamından bile haberdar değil. Yani ülkemizde insanların hiç de azımsanamayacak kadar büyük bir çoğunluğu bu ifade hakkında bilimsel bir zemine istinat etmeyen ve hiçbir kıymeti olmayan kulaktan dolma bilgilerle amel etmektedirler.

Bu zavallı durumun küçük bir tasviri olan şu mukaddimeden sonra şunları söylememiz icap ediyor:

Evvela bir müslüman olarak ifade etmeliyiz ki, bahsi geçen kavramdan kasıt eğer, mü'minleri bırakıp diyalog adına kafirlerle dostluk kurmak ve onların kültürel asimilasyonları altında İslam medeniyetini tarihe karıştırmaksa şahsen biz de samimi bir mümin olarak bunun en şedid karşıtlarıyız.

Fakat eğer bu ifadeden kasıt, ehl-i kitap ve diğer din müntesiplerine rahatça İslam'ın anlatılıp tebliğ edildiği bir ortam oluşturmaksa Rasulullah efendimiz döneminde de buna benzer bir diyaloğun var olduğunu ifade ederek bu ideolojinin en samimi bir taraftarı oluruz ki bugün insanlarımızın diyalogcular diye adlandırdığı gurubun amacı da bundan başka bir şey değildir.

Hem bir mü'minin görevi, diğer bir mü'min kardeşine karşı hüsn-i zan ile muamele etmek olduğuna göre onların fikirlerine kafirlere cihad ilan edercesine saldırmak ve hele onlara samimi birer müslüman oldukları halde hiç hakkımız olmayarak mason etiketini yapıştırmak Kur'an ahlakına son derece muhalif ve cahilce bir davranıştır.