Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Mucevvid Tarafından Yapılan Yorumlar

22.02.2006

Hindistan'ın gözde teologlarından merhum üstat Profesör Muhammed Hamidullah'ı hemen hepimiz biliriz. Müellifin, İslam Tarihine Giriş adlı kitabı genel olarak İslam Tarihi ifadesinin bir anlamda ilk insanla birlikte başladığını ve kıyamete kadar da canlılığını koruyacak olan bir tarih sahası olduğunu ifade etmektedir.

Bu küçük hacimli kitap, müellifin, Erzurum İslam Enstitüsü'nde vermiş olduğu derslerin kaset kaydı yapılmak suretiyle sonradan Türkçeye çevirilmiş halidir.

Eser, istifadesi oldukça bol ve kolay okunur bir kitaptır.
22.02.2006

Ülkemizin ilk atom mühendisi olan ve gerek Teoloji gerek de müsbet ilimler alanında çok kıymetli neşriyatı ile ilmi otoritesini güneşin ziyasına müşabih bir hal ile ispat eden Profesör Özemre'nin bu güzel çalışması, İslam camiasında öteden beri ortaya atılan ve çok fazla sempatizanı bulunan "Kur'ân'ın fennî tefsiri" projesinin çok sakıncalı bir tarik olduğu kanaatini güzel ve oldukça da mukni bir uslüpla ifade eylemiştir.

Bu güzel eserde üstat müellif, Kur'an ayetlerinin evrensel ve değişmez hakikatleri dillendirdiğini fakat buna karşın bilimsel olguların ise zamanla değişebilecek faraziyeler konumunda olduklarını haber vermektedir.

Tabi bütün bunlarla birlikte Profesör Bucaille'nin de ifade buyurdukları gibi bilimsel faraziyeleri, değişim imkanı olmayan bilimsel hükümlerden de ayırt etmek gerekir. İşte bu noktada "bilim nedir ve ne değildir" ve "bilimsel teorilerle, değişmeyen hükümler nelerdir" gibi soruların detaylı bir cevabını bahsi geçen eserde bulabilmek mümkündür. Ta ki böylece Kur'an ayetleri bilimsel masallarla temellendirilmesin.
04.10.2005

Kitap, Fransız operatör Prof. Dr. Maurice Bucaille tarafından kaleme alınmış olup üstat Prof. Dr. Suat Yıldırım tarafından notlarla güzel Türkçemize kazandırılmış bulunuyor.

Kral Faysal'ı tedavi ederken Kur'an'ı tanıyan ve onu okumak için Arapça öğrenen Bucaille, daha sonra Kur'an'ın modern bilimlerle olan mükemmel uyumunu ayne'l-yakîn derecede müşahade ederek şehadet şerbetini içmiş ve İslam güneşinin aydın ufuklarını tercih etmiştir.

Bu güzel insanın bahsi geçen kitabı Tevrat, İncil ve Kur'an'ı karşılaştırarak Kur'an'ın mükemmelliğini ortaya koymak üzere vücuda getirilmiş son derece faydalı bir kitaptır.
04.10.2005

Kur'ân'ı Nasıl Okuyalım?

Aynen böyle soruyor müellif. Bu müellifi aslında çoğumuz biliriz.O, büyük İslam mücahidi ve şehidi üstat Prof. Dr. Seyyid Kutun'un küçük kardeşi üstat Prof. Dr. Muhammed Kutub'dan başkası değildir.

Bahsi geçen kitabın orjinal ismi "Keyfe Nekrau'l-Kur'an" olup Türkçemize üstat Prof. Dr. Bekir Karlığa tarafından tercüme edilmiş ve İşaret Yayınları tarafından neşri gerçekleştirilmiştir.

Bu mükemmel kitabın müellifi allame-i cihan Prof. Dr. Muhammed Kutub, bir Mukayeseli Dinler Tarihi uzmanıdır ve uzun zaman Suudi Arabistan'da bulunan Ummu'l-Kura Üniversitesi'nde mezkur bilim dalında doktora talebelerinden sorumlu öğretim üyesi olarak görev yapmıştır.

Başından beri tanıtmak için uğraştığımız bu küçük hacimli dev eser, sorduğu sorunun cevabını aramaktadır. Yani "Kur'an'ı Nasıl Okuyalım?"
04.10.2005

Bir Kur'an ve Kitab-ı Mukaddes araştırmacısı olarak size takdim edeceğimiz kitap, Hıristiyan ve Yahudilerin kutsal kitapları olan Kitab-ı Mukaddes'tir.

Müslüman araştırıcılar, Kitab-ı Mukaddes'i tahrif edilmiş bir kitap olarak kabul ettiklerinden bu kitabı birçok araştırmacı araştırma alanlarının dışına itti. Kitab-ı Mukaddes her ne kadar tahrif edilmiş olsa da bu, bahsi geçen kitabın göz ardı edilmesi anlamını taşımaz. Aksine Kitab-ı Mukaddes incelenmeli ve bilimsel araştırmalar arasında hak etmiş olduğu yeri almalıdır.

Kitab-ı Mukaddes, derinlemesine incelendiğinde asıl ilahi kitabın Kur'an olduğu daha iyi teslim edilmiş olacaktır.

Bilindiği gibi Kitab-ı Mukaddes, Ahd-i Atik (Eski Ahit) ve Ahd-i Cedid (Yeni Ahit) olmak üzere iki ana kısımdan meydana gelir. Bunlardan Eski Ahit yani Tevrat Yahudilerin, Yeni Ahit yani İncil ise Hristiyanların kutsal kitaplarıdır. Bu iki kitaptan müteşekkil bulunan Kitab-ı Mukaddes, Hristiyanlar tarafından kutsal metin olarak kabul edilmiştir.

Sonuç olarak Batı dünyası, İslam'ı ne kadar az ve yanlış biliyorsa Müslüman dünyası da Hristiyanlık ve Yahudilik'i o kadar az ve yanlış tanıyor. Bunun üstesinden gelebilmek ancak objektif bir bilim anlayışıyla eserleri elimizin tersiyle itmekle değil bilakis onlara gereken kıymeti verip incelemekle mümkündür.