Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

cisemyr Tarafından Yapılan Yorumlar

04.02.2014

Otizm hakkında okuduğum ilk kitap bu yüzden değerlendirmelerimin ne kadar geçerli olduğu tartışır ancak bu kitabı oldukça başarılı bulduğumu söyleyebilirim. Bir büyükbabanın otistik torununa olan sevgisi ve inancını etkileyici bir şekilde gösteriyor bu kitap. Okurken kitabın sadece bir kitap yazmak için yazılmadığını ve yazılan her kelimenin gerçekten hissedildiğini hissediyorsunuz. Kitap basılmadan önce konunun uzmanı tarafından gözden geçirilmiş ve uygun görülmüş dolayısıyla otizm hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için başvurulması gereken bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Otizmin biyolojik boyutu hakkında pek çok şey biliyor olabilirsiniz ancak bu kitap ile otistik bireylere daha olumlu ve umutlu yaklaşacağınız düşünüyorum.
04.02.2014

Aldığı ödüllere istinaden başarılı bir kitap okuyacağımı zannederek sipariş vermiştim bu kitabı. Dili fazla basit ve edebilikten uzak. Sadelik ve anlaşılabilirlik tabii ki iyi bir anlatımın temel özellikleridir ancak bu kitabın dili bana 'New York Times Best Seller' tarzı kitapların dilini anımsattı. Aynı konunun daha etkileyici bir biçimde işlenebileceğini düşünsem de vaktimi boşa harcadım diyeceğim bir roman da değildi.
28.11.2013

Hikayelerdeki olay ve kişi akışını takip edemediğim için okurken yorulduğum, zaman zaman da sıkılıp bıraktığım bir kitap oldu bu benim için. Bunun sebebinin çevirideki hatalar olduğunu düşünüyorum, bir daha bu yayımevinden hiçbir çeviri kitap almayacağım.
27.11.2013

Doğrusunu söylemek gerekirse bu kitabı neden aldığımı hatırlamıyorum ama sırf almış bulunduğum için tamamını okudum. Başlarda biraz ilginç geliyor bu kitap ama sonlara doğru aynı şeyleri yeniden ve yeniden okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Tahminimce her anlatıdaki anlatıcıya 'hayatımın bütün kadınları' nı anlatın demişler ve hepsi farklı algılamışlar bunu. Belki çok iyi bir okuyucu sayılmam ama içinden beğendiğim bir hikaye dışında kendimi oldukça zorlayarak bitirdiğim bir kitap diyebilirim.
05.10.2013

Livaneli'nin Son Ada'sını şehirler arası bir yolculuğum sırasında okudum. Okumam hatırladığım kadarıyla 3 saat kadar süren bu kitabı elimden bırakmam da bir 3 saati aldı. Son satırını da okuyup bitirdikten sonra gözlerimden akıtmayı reddettiğim yaşların başımda yarattığı ağrı, hüzün ve kızgınlıkla birleşince küçücük kitabı sımsıkı tutup bir süre bırakmamışım. 220 sayfalık bu kısa romanın birçok yerinde insanı çarpan ve bir romanda dahi gerçekleşmesinden hüzün duyduğunuz olaylar yer alıyor. Livaneli'nin okuyucuyu sarıp sarmalayan gerçeköi anlatımı birkaç kez gözlerinizin dolmasına sebep oluyor. Lara ağladığında sizinde canınız yanıyor. Mücadeleyi ve acıyı Lara'da görüyor ve hissediyorsunuz. Livaneli'nin romanlarındaki kahramanların genellikle mutluluk adı altında huzuru aradığı dikkatinizi çekmiştir belki; ama bu romanda farklı bir şey oluyor.Huzurlu yaşamlarında mutlu mesut- tabii caizse- yuvarlanıp giden 40 ev halkının huzurlarının gün be gün bozulmasını izliyorsunuz. Livaneli'nin imzasını her noktasında hissedeildiğin bu kitapta gereksiz hiçbir kelime yok, okurken zorlandığınız kelimeler yok ve anlatım tekniği özgün. Büyük bir kısmı okuyucuya anlatır biçiminde oluşturulan bu romanda yer yer romanda bir karakter olan 'yazar'a' seslenildiğini görüyoruz. Bu sizi romanın içine biraz daha çekiyor ve ana karakterin içinize girmesine yardımcı oluyor. Yok edilen bir adanın hikayesi ancak bu kadar güzel anlatılabiirdi. 'Martıların' tüfeklerle vurulduğu bir ülkede ' martıları' yazma cesareti göstermiş Livaneli.