Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
nuraytakazdrms Tarafından Yapılan Yorumlar
Romanın ilk 200 sayfasında yazar, kadına yönelik şiddete yoğun bir şekilde odaklanıyor. Bu bölümlerde okuyucu, yalnızca şiddetin fiziksel boyutunu değil, aynı zamanda mağdurun yaşadığı psikolojik çöküntüyü de derinlemesine hissedebiliyor.
Kitabın ikinci bölümüne geçildiğinde ise beklenmedik bir ters köşe ile karşılaşıyoruz. Hikâyenin yönü aniden değişiyor ve olayların arka planında gizli kalmış gerçekler yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. İlk 200 sayfaya 4/10 gibi bir puan verirken, bu bölüm 10/10 edecek kadar heyecanlı ve gerilimli ilerliyor. Ancak romanın finaline gelindiğinde ise bazı sorular yanıtsız kalıyor. Hikâyenin akışındaki bu belirsizlik, yazarın sanki olayları toparlamakta zorlandığı izlenimini veriyor.
Sonuç olarak, "Artık Çok Geç", ikinci bölümdeki ters köşe sayesinde kendini bir ölçüde kurtarsa da, son sayfalardaki belirsizlik kitabı sürüklendirici bir gerilim olmaktan çıkarıp sıradanlaştırıyor.
Yazarın en sevdiğim yönü; hikâyeyi gereksiz düğümlerle boğmaması, sadece dekor olsun diye karakter eklememesi ve her olayın altına sağlam bir hikâye yerleştirmesi. İşte ben tam da böyle yazarları seviyorum. Ne anlattığını bilen, neyi neden kurduğunu hissettiren kalemleri…Cara Hunter bu kitapta yine son ana kadar sürprizlerle örülü bir kurgu sunuyor. Anlatımı öylesine dengeli ki, her cümle tam yerli yerinde. Ne fazlası var ne eksiği. Hikâyeyi kendine has bir zarafetle büyütüyor, incelikli dokunuşlarla derinleştiriyor ve sürpriz bir sonla bitiriyor. Bir çay ya da kahve hazırlayın, rahat bir köşeye kurulun ve bu kitabı elinize alın. Sonra da dedektif Adam Fawley’in dünyasına açılan o pencereye usulca adım atın.
Romanın duygusal yönü güçlü olsa da gizem yönü beklenen etkiyi tam olarak yansıtmıyor. Kurgunun başlarında ortaya çıkan karakterler ve ipuçları o kadar belirgin ki, Ellie’yi kaçıran kişinin kim olduğu tahmin edilebiliyor. Her ne kadar final duygusal açıdan sarsıcı olsa da, olayların gelişimi ve finali yeterince sürpriz barındırmıyor. Fakat kaçıran kişinin, o kızı kaçırma nedenini bilmediğimiz için gizem ön plana geçiyor ve neden kaçırıldı sorusu kitabın sonuna kadar devam ediyor. Kitabın anlatımı sürükleyici, dili sade ve akıcı. Fakat hikâyedeki bazı tesadüfler ve finaldaki hızlı çözümler, kurguya zaman zaman inandırıcılıktan uzak bir hava katıyor. Yine de kitabın güçlü yanı, duygusal yoğunluğu ve karakterlerin yaşadığı kayıp hissinin inandırıcılığı. Kitap, gizem beklentisi yüksek olan okurlar için yeterince şaşırtıcı olmayabilir. Ancak duygusal derinliği olan, karakter odaklı hikâyeleri sevenler için kesinlikle okunmaya değer bir roman.
Denizin kıyısında bir şezlongda uzanmışken, elinizde limonatanız, ayaklarınız sıcak kumlara gömülü, dalga sesleri eşliğinde keyifli bir şeyler okumak ve tatil boyunca elinizden düşürmek istemeyeceğiniz bir kitap arıyorsanız, Freida McFadden’ın İş Arkadaşı tam da size göre. Yazarın Hizmetçi serisinden sonra en beğendiğim kitabı bu oldu. Deneyimli okurlar henüz kitabın yarısına gelmeden sonunu tahmin edebilir. Benim için sonu sürpriz olmadı ama son derece sürükleyiciydi. Tavsiyemdir
Maud Ankaoua’nın Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü adlı eseri, bireysel dönüşümle spiritüel arayışı ustalıkla harmanlayan, akıcılığıyla okuru içine çeken bir roman. Her satırında yaşamın özüne dair incelikli dokunuşlar barındırıyor. Kitabın Goodreads puanı 3,58. Açıkçası neden ülkemizde bu kadar abartıldığını anlamakta zorlanıyorum. Özellikle kişisel gelişim türüne aşina olan okurlar için kitap yeni bir bakış açısı sunmuyor. Daha çok, sıkça rastladığımız kişisel gelişim söylemlerinin bir araya gelmesi gibi duruyor. İlham verici olma iddiasına rağmen, özgünlükten uzak ve okura yeni bir şey katmayan bir anlatı sunuyor. Sonuç olarak, "Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü" ruhsal keşif yolculuklarına ilgi duyan ve hayata farklı bir pencereden bakmak isteyen okuyucular için keyifli bir başlangıç olabilir. Ancak daha derinlikli anlatım ve güçlü karakter gelişimi arayanlar için beklentiyi biraz düşük tutmakta fayda var.