Bu kitabı yaklaşık bir sene kadar bu kitaptan söz eden bir arkadaş sebebiyle alp okudum.
Kitapne yazık ki son derece sığ ve basit bir yapı üzerine ilerleyerek son buluyor. Günümüzün asi, modern, isyankar ve dinle alakası kalmamış gençlerinden birisi olarak Düzceli Mehmet hikayeyi anlatan kişiyle (yazar?)karşı karşıya geldikten sonra bilmeden isyan ettiği şeylerin özünü kavrayarak dine ve imana yöneliyor. Ve düzce depreminde ölüyor.
Bu öykü gerçek mi bilmiyorum ; gerçek olsun olmasın bu öykünün ne yazık ki hiç bir derinliği yok. Bunu nereden anlıyoruz? Herşeyden önce karakterlerin sunuluş biçiminden. uzun saçlı küpeli isyankar gençlik tiplemesi son derece klişe bir yaklaşım. uzun saçlı küpeli rockçı ya da ateist olmamasna rağmen dindar olmayan ya da Allah'a inanmayan bir çok insan var. Burada dinden imandan Allah'tan uzaklaşmışlık tamamen dış görüntüyle alakalıymış gibi sunuluyor.
İkinci bir nokta şu olmalı: Kitap, Risale-i Nur'dan doğrudan yapılan alıntılarda derinlik kazanıyor ve burada o eserin kendi uslubunu hissedebiliyorsunuz. Diğer bölümlerdeyse bir üsluptan söz etmek mümkün değil.
Bir arkadaşm bu kitabı okuyarak iman etmiş bir çok insan olduğunu söyledi. Bu insanların okuma alışkanlığının olmadığını düşünüyorum. Eğer bu kitaptaki savlar doğrudan sunulsaydı ya da fikir kitabı olsaydı ve edebi bir hedef tutturmaya çalşmasaydı eleştiriler yorumlar farklı olabilirdi. Ancak kitap bir öykü anlatıyor. Bir başı bir sonu var. Betimlemelerle ilerliyor. Konuyu açıp genişletiyor. Hayatı değişen bir insanın öyküsüyle karşı karşıyayız. Böyle olunca da edebiyatın başka bir şey olduğunu ve yazarın başarılı bir eser oluşturamadığını düşünüyorum.
Sırf meraktan yazarın KENDİNİ ARAYAN ADAM adl kitabını da okudum. Burada da ateist ve sosyalist bir adam aynı düzceli mehmet gibi kendisine hayatn ve varoluşun kanunlarını anlatan birisiyle sohbet ederek dinsiz imansız bir hayattan imana ve Allah'a yöneliyor. Ne denebilir??? Herşeyden önce hayatı materyalizmle geçmiş bir insanın ideolojisinden geriye sadece şüpheler kalmışsa bomboş bir kaç cümle kalmışsa ne söylenebilir? Cidden yazarın amacı inancımızın çok uzağında yaşanan hayatları ve ideolojileri çözerek insanların Allah'ı bulmasıysa..o zaman o materyalist ideolojiyi ve yaşama biçimini de uzun saç, rock müzik, ve ateizm dışında biçimleri olan, derin bir şekilde okura sunmalı ki inandırıcı olabilsin. Bir sosyalist veya ateist Risale-i Nur'dan bir kaç alıntı ile Allah'a inanıyorsa onun ideolojisinin derinliğinden söz edilebilir mi? Eğer edilebiliyorsa hayatımızdaki bütün inançsızlıkların bu alıntılarla ortadan kaldırılması gerekirdi. Ama değişmiyor. Çünkü ideolojiler güçlü. Çünkü insanlar beş on günde değişmezler. Değişseler de eski hayat ve yaşama biçimleri sık sık geri teper. Yazar işte bunları anlatarak öyküsünü oluştursa bence büyük bir başarıya imza atmış olurdu...ama bunu yapamamış.