Toplam yorum: 3.285.287
Bu ayki yorum: 6.813

E-Dergi

CemC Tarafından Yapılan Yorumlar

06.08.2004

Bence Metin Karabaşoğlu'nun en önemli özelliği, hakikaten İslam'ın uygulanabilirliğini insana kanıtlayacak türden yazılar yazması. Öte yandan çok da beğenilmeyebilir; çünkü Metin Karabaşoğlu devletleri, düzenleri ,sistemleri değiştirmek için her türlü caniliği ve adiliği yapabilen, din veya başka kisveler altında cahillik ve zulum sergileyen insanlara peygamberin hayatından örnekler getirerek insanı "sakinleştiriyor": hayır kardeşim, bağıra çağıra değil, dünyayı ve çevreni ,düzeni- sistemi değiştirerek değil, bunun onunla alakası yok: sen kendini değiştireceksin. nefsine hakim olacaksın. Savaşa giderken karıncaları ezmemek için ordusunun yolunu değiştiren peygamber gibi şefkatli olacaksın, seveceksin.

Pamukova'daki tren kazasını kem gözlere bağlayan devlet adamları; erkekler tarafından kurtarılmasını Kuran ahlakına aykırı bulduğu için beş genç kızın göz göre göre boğulmasına izin veren hoca; töre cinayetleri; inançları gereğince sağı solu havaya uçurup kendini şehit yapanlar; gerici faaliyetleri öncesi Allahu ekber diye bağıran garip insanlar; üniversitedeki haksız durumları protesto etmek için yeşil alanlarda namaz kılan protestocu öğrenciler; Kuran'ın aslında ne kadar derin ve manalı olduğunu anlatmak için binbir türlü diller döken kitaplar, cehennem tasvirleri Stephen King'i geçen yazarlar arasında insan bütün meselenin bu dünyayı ve bu dünyada yaşamamak olduğunu düşünmeden edemiyor. Ancak Metin Karabaşoğlu'nu okurken, yaşamamanın İslam'ın hedeflerinden biri olmadığını daha iyi anlıyorsunuz. Hayatlarını çıkmaza sokan, darlaştıran, hayatla alakalı her şeyi günah sevap çizgisine, dini karşıtlıklara oturtanların aslında belli başlı psikolojik savunma mekanizmalarını hayata geçirdiğini düşünmeden edemiyorum. Bu manasız sığlığın kırılması için düşünen insanların çabası gerekiyor. Dini yayınevlerinden çıkan bazı kitaplarda kainatın ahengine, yaratılmışlıktaki kusursuzluğa dikkat çekerek insanın yaradan yönelmesi, onun sanatına hayran olunması istenirken, bu dünyada yaşayanlar sorunun gezegenlerin birbirine çarpmadan hareket etmesi, canlıların mükemmel dizayn edilmiş hayat biçimlerinin vs. değil insanlar arası ilişkilerin, paranın, sistemlerin sorun olduğunu bir şekilde biliyorlar. Sorun Allah'ın sanatındaki mükemmellik değil. sorun insanın hayat kurmadaki bencilliği, paragözlüğü, çıkar düşkünlüğü....Çözümler? Metin Karabaşoğlu'nun kitaplarında bir çok çözüm mevcut. Herkese öneririm.
06.08.2004

"Hayal, gerçeği bozar. Gerçek öcünü alır."

Çok hoş öykülerden oluşan bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. Yalın bir dille anlatılmış bu gerçek ve gerçeküstü öyküleri çok güzel.
06.08.2004

"Bir insanı ne öldürür? Durduk yere, kazasız? Bir düşman. Üzüntünü iyi tanıyan biri."

Bu kitap ve Sema Kaygusuz'un diğer kitapları bence mükemmel bir dil ve edebiyat tadı taşıyan; üslubun konuya oranla daha önemli olduğunun altını çizen eserler. Çok severek okudum. Çok keyif ve tat aldım. Sandık Lekesi ve Doyma Noktası da Esir Sözler Kuyusu kadar etkileyici ve kendine özgü, güzel eserler...
25.04.2003

Ben bir çok kitabı yarıda bırakabiliyorum. Bu kitap da onlardan birisiydi. Ancak ilk bölümün çok etkileyici olduğunu da düşünüyorum. Belki de kitap sadece ilk bölümden sonra bitirilseydi başka bir güzel olurdu. Gene de okurlara bir önerim var: bir kitabı yarıda bırakmak nasıl bir histir anlamak isterseniz Leyla Erbil'in Hallaç kitabına başlayın...gerisini getirememeniz pek mümkün.

Leyla Erbil'in 'Gecede' kitabı da olduça güzel ve etkileyici. 'Eski Sevgili' kitabını okuyorum ve gene beğendiğimi söyleyebilirim. 'Mektup Aşkları' ise mükemmeldi. Herkese öneririm.
08.03.2003

Bu kitabı yaklaşık bir sene kadar bu kitaptan söz eden bir arkadaş sebebiyle alp okudum.

Kitapne yazık ki son derece sığ ve basit bir yapı üzerine ilerleyerek son buluyor. Günümüzün asi, modern, isyankar ve dinle alakası kalmamış gençlerinden birisi olarak Düzceli Mehmet hikayeyi anlatan kişiyle (yazar?)karşı karşıya geldikten sonra bilmeden isyan ettiği şeylerin özünü kavrayarak dine ve imana yöneliyor. Ve düzce depreminde ölüyor.

Bu öykü gerçek mi bilmiyorum ; gerçek olsun olmasın bu öykünün ne yazık ki hiç bir derinliği yok. Bunu nereden anlıyoruz? Herşeyden önce karakterlerin sunuluş biçiminden. uzun saçlı küpeli isyankar gençlik tiplemesi son derece klişe bir yaklaşım. uzun saçlı küpeli rockçı ya da ateist olmamasna rağmen dindar olmayan ya da Allah'a inanmayan bir çok insan var. Burada dinden imandan Allah'tan uzaklaşmışlık tamamen dış görüntüyle alakalıymış gibi sunuluyor.

İkinci bir nokta şu olmalı: Kitap, Risale-i Nur'dan doğrudan yapılan alıntılarda derinlik kazanıyor ve burada o eserin kendi uslubunu hissedebiliyorsunuz. Diğer bölümlerdeyse bir üsluptan söz etmek mümkün değil.

Bir arkadaşm bu kitabı okuyarak iman etmiş bir çok insan olduğunu söyledi. Bu insanların okuma alışkanlığının olmadığını düşünüyorum. Eğer bu kitaptaki savlar doğrudan sunulsaydı ya da fikir kitabı olsaydı ve edebi bir hedef tutturmaya çalşmasaydı eleştiriler yorumlar farklı olabilirdi. Ancak kitap bir öykü anlatıyor. Bir başı bir sonu var. Betimlemelerle ilerliyor. Konuyu açıp genişletiyor. Hayatı değişen bir insanın öyküsüyle karşı karşıyayız. Böyle olunca da edebiyatın başka bir şey olduğunu ve yazarın başarılı bir eser oluşturamadığını düşünüyorum.

Sırf meraktan yazarın KENDİNİ ARAYAN ADAM adl kitabını da okudum. Burada da ateist ve sosyalist bir adam aynı düzceli mehmet gibi kendisine hayatn ve varoluşun kanunlarını anlatan birisiyle sohbet ederek dinsiz imansız bir hayattan imana ve Allah'a yöneliyor. Ne denebilir??? Herşeyden önce hayatı materyalizmle geçmiş bir insanın ideolojisinden geriye sadece şüpheler kalmışsa bomboş bir kaç cümle kalmışsa ne söylenebilir? Cidden yazarın amacı inancımızın çok uzağında yaşanan hayatları ve ideolojileri çözerek insanların Allah'ı bulmasıysa..o zaman o materyalist ideolojiyi ve yaşama biçimini de uzun saç, rock müzik, ve ateizm dışında biçimleri olan, derin bir şekilde okura sunmalı ki inandırıcı olabilsin. Bir sosyalist veya ateist Risale-i Nur'dan bir kaç alıntı ile Allah'a inanıyorsa onun ideolojisinin derinliğinden söz edilebilir mi? Eğer edilebiliyorsa hayatımızdaki bütün inançsızlıkların bu alıntılarla ortadan kaldırılması gerekirdi. Ama değişmiyor. Çünkü ideolojiler güçlü. Çünkü insanlar beş on günde değişmezler. Değişseler de eski hayat ve yaşama biçimleri sık sık geri teper. Yazar işte bunları anlatarak öyküsünü oluştursa bence büyük bir başarıya imza atmış olurdu...ama bunu yapamamış.