Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarların kurgusal metinlerini okumadan önce onların yazmış olduğu ve içerisinde otobiyografik izler taşıyan metinler okumak hoşunuza gidiyorsa Yukio Mişima’ya bu eseriyle başlamalısınız.
•
Yaşamına ‘intihar’ ile son veren sanatçılardan. Eserlerinde bu temayı zaten fazlasıyla tadıyorsunuz. Saplantılı bir intihar olgusu.
•
Doğumundan 20’li yaşlarına kadar olan dönemi okuyacaksınız. Bence onun burada yapmış olduğu en kutsal şey ‘her ne düşünüyorsa ve kendini her ne hissediyorsa hissetsin’ bir hesaplaşma yaklaşımıyla bunları tüm netliğiyle dile getirmesidir.
•
Özellikle genç bir adamın kimlik ve cinsel bunalımını okuyacağınız satırlar sizleri fazlasıyla etkileyecektir.
•
Üniversite dönemleri 2. Dünya Savaşı yıllarına denk geldiği için de fazlasıyla ‘Ölüm, Kan’ temalı satırlara da şahit olacaksınız.
Eser, Sartre’nin 1946’da vermiş olduğu bir konferansın yazıya dökülmesi temeline oturtulmuş.
•
Çevirmeni Asım Bezirci’yi zaten tanıyorsunuz. Eserin girişinde 15 sayfalık önsöz niteliğinde bir inceleme sunuyor Bezirci. Bu fazlasıyla doyurucu.
•
Peki ne bulacaksınız bu eserde?
Yukarıda da belirtmiş olduğum gibi öncelikle Sartre ve Varoluşçuluğa, Varoluş felsefesiyle eserler kaleme almış sanatçılara dair bilgiler bulacaksınız Asım Bezirci’nin ağzından.
•
Devamında Sartre’nin Varoluşçuluk üzerine yapmış olduğu konferans, Pierre Naville ile yapmış olduğu bir tartışma, Sartre’ye ilişkin bir inceleme ve bir de eleştiri yazısı karşılayacak sizleri.
•
Varoluşçuluğu, hem edebiyat hem de felsefedeki en büyük temsilcilerinden olan Sartre’nin ağzından okumak istiyorsanız buyurun.
1929 Nobel Ödüllü yazar Thomas Mann’ın sayfa sayısı itibariyle en düşük eserlerinden.
•
Bir Hint efsanesinden yola çıkarak yazmış olduğu ve içerisinde hem fantastik hem de mitolojik ögeler barındıran bir roman okuyacaksınız.
•
Zihin ve beden, aşk, dostluk ve erotizm, Doğu ve Batı. İçerisinde bu başlıklardan birçoğuna şahit olacaksınız.
•
Kitap künyesinde konuyu okudunuz zaten. Farklı kastlardan gelen Şridaman ve Nanda’ın dostlukları, güzel Sita ile tanışmaları, Şridaman’ın Sita ile evliliği ve sonrasında karşılaşacakları...
•
Sıkı bir edebiyat okuyucu iseniz zaten Thomas Mann’ı biliyorsunuzdur. Öyle hacimsiz bir roman gibi duran Değişen Kafalar sizlere yeni ufuklar açacaktır emin olabilirsiniz.
Soğuktur mahkeme duvarları. Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal ve daha niceleri mahkemelerin soğuk duvarlarıyla anılar bıraktı bizlere. Fakat Sait Faik öyle mi?
•
Hikayeler yazmıyor bu defa. Mahkeme salonlarında bir ay süresince gözlemlediği hayatları öyküleştiriyor bizlere.
•
Haber Akşam Postası gazetesinde yayımlanan Sait Faik gözlemlerinin kitap hali elinizde.
•
Edebiyatımızın yalnız, belki savruk belki de miskin çocuğu Sait Faik. Ne de güzel ne de özel anlatıyor Suçlu olduğu düşünülen insanları.
•
Yargılamak peki? Asla. Bu Sait Faik’in işi değildir. O onların öykülerini yazıp hiçbirine suçlu gözüyle bakmıyor. Bakmadığı gibi bizlere de tahliye etmek düşüyor.
•
Buyurunuz.
26 Mayıs 1960 romanın sonlandığı tarih. Bu tarihten önceki 8-9 aylık dönem anlatılmakta.
•
Eseri Tek bir çatı altında değerlendirmenin yanlış olacağını düşünüyorum. Zira bu hem bir ‘siyasal ve tarihsel roman’ hem ‘bir aşk romanı’ hem de ‘küçük burjuvazi umursamazlığını’ anlatan bir romandır.
•
Baş kahramanımız Kenan. Edebiyat Fakültesini bitirip bir süre öğretmenlik yapmış fakat 1946’da katılmış olduğu eylemler sonrası kabuğuna çekilip yılgınlığa düşmüş ve beraberinde bir Kitabevi açmıştır.
•
Eşi Nermin’de kendi gibi eğitimli ve öğretmenliğe ara vermiş biridir. Tutkuyla başlayan evlilikleri yıllar geçtikçe sarsılmaya başlamıştır.
•
Yakın arkadaşları Rasim ‘her devrin adamı’ diyebileceğimiz tiplerdendir. Sonrasında Kenan’ın bir mekanda karşılaşıp vurulacağı felsefe öğrencisi, devrimci Günsel.
•
Eser başarısını ‘zayıf, eksikli, yanlışlı bir kişinin romanın baş kişisi olmasına rağmen’ bizleri rahatsız etmeyecek derecede hatta onunla özdeşleşebilecek noktaya getirmesinde saklıyor kanımca.