Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar
Öncelikle neden Frankenstein? Benim de eseri okuduktan sonra öğrendiğim üzere Frankenstein yaratılmış olanın değil, yaratanın soyadından türetilmiş bir isim.
Peki neden Modern Prometheus? Mitoloji sözlüklerine baktığımızda Zeus’un kuzeni olan Prometheus ‘kile şekil vererek ilk insanları yaratan kahraman’ olarak geçmekte.
Eserimizin baş kahramanı Victor Frankenstein’dır. Özellikle annesinin ölümü sonrası ölüm ve yaşam konuları üzerine daha fazla yoğunlaşıp Doğa Bilimleri üzerine ihtisas alacaktır. Bu süreçte aklına ‘yeniden yaratma ve cansız olana can verme’ fikri düşecektir. Vakit geçmeden bunu uygulamaya düşer.
Sonuç normal insanlardan daha fazla iri ve çirkin bir yaratıkvari bir şeyle sonuçlanır. Yaratıcısını dahi korkutacak kadar çirkin bir yaratık. Can verdiğinden kaçan Frankenstein’dan tek isteği vardır yaratığın: Kendisini anlayacak bir eş, yoldaş. Ve bu teklifi kabul etmeyen Victor Frankenstein nasıl bir mücadeleye, amaca girişecek?
Bazı isimler var; her dilden duyulmak istenmez. Yakışmaz. Uğur Mumcu’da böyledir kanımca. Yüreği, gönlü tertemiz (kalmışsa) insanlardan duymak istersiniz onun adını.
Burada onun;
Attila İlhan ve Adalet Ağaoğlu ile edebiyat ve sanat,
Aziz Nesin ve Sadun Aren ile demokrasi,
Avni Arbaş ve Duran Karaca ile resim,
Halit Çelenk ve Mehmet Ali Aybar ile insan hakları üzerine söyleşilerini bulacaksınız.
Çağının en büyük suçu olan ‘demokrasi ve insan’ savunuculuğu yaptığı için öldürülen Uğur Mumcu’nun Cumhuriyet gazetesinde 81, 89 ve 90 yıllarındaki söyleşilerini kapsamakta.
Borges’i okudunuz, okuyorsunuz. Manguel’i de büyük ihtimalle Borges aracılığıyla tanıdınız. Usta yazar Borges’in görme yetisini kaybettikten sonra kendisine dört yıl kadar kitap okuma şerefine nail olmuş birisi.
Kısa bir roman veya uzun bir novella okuyacaksınız. Buradaki tek gerçeklik kahramanımız Nestor Esteban Samuel Fabris.
Hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir eser var elinizde.
Hayatını Roma’da sürdürmekte olan Fabris, yıllar önce ayrılmak zorunda kaldığı o kente geri dönmektedir. Öncesinde her köşebaşını ezbere bilen Fabris’e o şehir artık bir yabancıdır. Belki de kahramanımızın gözünde bir yabancıdır artık.
Manguel’in eserinde bir nokta, bir son veya sonuç beklemeden kendinizi büyülü gerçekliğe bırakmaya hazır mısınız?
Kült bir eser. İçeriğine dair bilgiler vermek yersiz gibi. Zira fazlasıyla aşinayız Küçük Prens’e ve onun Güzel Yüreğine.
Exupery, daha iyi bir başka dostum olmadı dediği yazar Leon Werth’e ve onun Çocukluk Günlerine ithaf ediyor eserini. Tabi minik okurlarından özür dileyerek.
Çocuklarınızdan önce sizlerin okuması gerektiğini düşündüğüm bir eser naçizane. Çünkü aynı Küçük Prens’in soruları gibi çocuklarınız da okurken fazlaca soruya boğacaktır sizleri.
Ayriyeten Can Yayınları’na bu mükemmel baskı için de teşekkürü bir borç biliyorum.
Otobiyografik türlerin belki de en bilindik ve etkileyici olanı elinizde. Çocukluğum. Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabı.
‘Gorki’ Boşnakça “ACI” anlamına da gelen bir kelime. Bunu oradan aldığına dair bilgiler mevcut; fakat kesinliği konusunda emin değilim. Belki de üçlemenin diğer kitaplarında buna değinir Gorki.
Eserin konusuna dair çok da fazla ifade kullanmaya lüzum görmüyorum aslında; çünkü eserin otobiyografik türde yazıldığını ve neleri anlatacağını tahmin edebiliyorsunuz.
Gorki’nin acıyla yoğrulan yaşamına daha ilk yıllarında şahit olacaksınız. Genel itibariyle kendi yaşamı ve çevresindekileri okuyacaksınız. O günlerin Rus toplumuna ve yaşamına dair fazlaca bilgiler bulamayacaksınız.
İlk sayfasına nasıl bir heyecanla başlayacaksanız son sayfasını da aynı heyecanla kapatacağınızdan şüpheniz olmasın.
Buyurun.