Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

07.08.2021

“Hardy’nin Tess’inde bir tümcenin altını çizmişti: Acılar artık düşünülmez olduğunda uyku vakti gelmiştir. Yıllardır bu tümceyle iç içe yaşamıştı.”(s.157)

Sonuçsuz çabalar, anlamsız adımlar, akılsız adamlar; gayesiz utkular, mutsuz ilişkiler, asık suratlar.

Sancılar, süreçler, yok oluşlar. Velhasıl zor onu okumak. Çetin çeviz kendisi.

Alayım, okuyayım; üç beş de alıntı yapayım ‘Beckett sever’ desinler diye düşünüyorsan uzak dur buradan.

Çok satan değil bu. Hep satması gereken de değil. Ya da ‘okunması’ gereken. İş sende bitiyor.

Belacqua olacak satırlar arasında. Yaşamının bir döneminde başlayan hikayeler zinciri onun ölümüne dek sürüp son bulacak.
28.07.2021

Bu eser içerisindeki yazılar 1931, 1941 ve 1946 tarihli.

Derlenen başlıklar ‘tamamen’ yayınevi tercihidir. Yani Orwell’ın sağlığında bilinçli şekilde bir araya getirdiği yazıları değil.

Dört başlık bulacaksınız. Onun ‘tekere çomak’ soktuğu yazılarından bence bunlar.

İlki ‘Yazma Sebebim’. Edebiyata ilgisinin başladığı, eserler ürettiği yıllara değinecek. Devamında ise bir edebi eserin hangi kaygılar ve şartlar altında dile gelmesi gerektiğini anlattığı yazısı.

İkincisi ‘Sanat ve Propagandanın Sınırları’. Kısaca edebiyatta sanatın ve propagandanın nerede başlayıp nerede sonlanacağını dile getirdiği yazısı.

Üçüncüsü kısa bir anlatı. ‘Bir İdam’. Burma’da görevli olduğu dönemde şahit olduğu bir idamı ve onun insanlar üzerindeki etkisini anlattığı yazısı.

Son yazısı ise kitabın büyük çoğunluğunu kaplıyor. Bol bol İngiltere diyecek. Kapitalizm ve Faşizm diyecek. Sosyalizm diyecek.

Orwell’daki ‘ingiliz hayranlığı’ beni yer yer rahatsız etse de çoğunlukla objektif yazılar bunlar.
24.07.2021

Pek sevmem Instagram ve YouTube gibi kanallardan yayın yapıp ‘madem bu kadar sevildik, yazalım da satsın’ zihniyetini.

Edebiyat, bu kadar ucuz değildir. Nietzsche deyimiyle “kan ve gözyaşıyla” yazılmalıdır. Ezberlenmek istiyorsanız!

Şermin Yaşar’ın ‘dandirik videoları’ kısmıyla muhatap değilim, olmayacağım. Ben işin edebi boyutundayım.

Mustafa Sami Bey, Ferhunde Hala, Vecdi Enişte, Benzersiz Remzi, Rüyet Apartmanı, Muazzez, Yiyici Kemal ve diğerleriyle insana dair bir şeyler söylüyor yazdıklarında.

Samimi, sıcak.
Bazen hüzünlü bazen de gülünç.

Onun dilini, hikayeleriyle seveceksiniz bence. Buyurun.
23.07.2021

“ne çektimse bunca yıl, onlar uğruna
istedim ki duyar gibi yağmuru duysunlar
yüreklerinde”

Toplumcu gelenekten gelen şiirin en önemli temsilcilerinden oldu o. İsyanın dile getirilişi şiirleşti satırlarında.

“kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne” (s.21)

Ne desin ki daha?

Yaralar, acılar, yürekler dedi mesela. Ve bu yüzden defalarca yargılandı, hapsoldu zaten.

“yüreğim
yaralı kuşum
topla ve aç kanatlarını” (s.28)


Neydi sence topladığı, arzuladığı?

Buradan başla bence ona.
22.07.2021

Huzur’da Mümtaz ve Nuran uzaklaşmasına sebep bir isim vardı: Suat.

Eserin tefrikasında Suat, Nuran’a ‘sade bir aşk mektubu’ gönderen üniversite arkadaşı iken eserin ‘kitap’ basımında ilişkinin temellerini sarsan bir karakter durumunu almıştı.

yine eseri okumuş olanların bildiği gibi Suat, beklenmedik intiharı ardından bir mektup bırakmıştı.

Nuran ve Mümtaz’ın ‘ezberlercesine’ okuduğu bir mektup.

Sanırım Ahmet Hamdi, eserin ana akışını bozmamak adına bu mektubu ayrı bir kitap olarak tasarlayıp yayımlayacaktı. Arşivlerdeki bu nüshalar bir tasnifle yayımlandı nihayet.

Uzattık.

Suat’ın mektubundaki son birkaç cümleyle bitirelim incelemeyi.

“Acaba irademizden müstakil bir kader var mı, dersin Mümtaz? Yoksa ölümümüzün sırrını, beraberimizde taşıyarak mı doğuyoruz?

Mektubumun sonuna geliyorum. Yarın öbür gün eve döndüğün zaman ipte sallanan bir adamla karşılaşacaksın! İster bana acıyın ister deli deyin!

Fakat daha iyisi var, beni anlamaya çalışınız.”(s.56) Buyurun.