Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

20.04.2021

1934 yılında taslağını sunup 1938’de yayımlıyor Bulantı’yı, Sartre. Varoluşçuluğun temel ‘kurgu’ eserlerinden olduğu söyleniyor. Doğrudur.
Ama eksik.

Antoine Roquentin. 30’lu yaşlarında. Bir kitap yazmak istiyor. Biyografik bir kitap. Ve bu arzusu için uğrayacağı nokta ‘köy’ olacaktır.

“Bir kitap. Bu, her şeyden önce sıkı ve yorucu bir çalışma olacak tabii, üstelik varoluşmaktan da, var olduğumu duymaktan da alıkoymayacak beni.”(s.260)

Sözcük ve imgelerinin savaşımıyla okuyacağız Roquentin’i. Bunu bir ‘günlükle’ aktaracak bize. O değişimi, o bulantıyı.

“Parmaklarımın ucuna basarak yürüyordum. Dinlenip duran şu acıklı insanlar arasında, kaskatı ve taptaze gövdemi ne yapacağımı bilemiyordum.”(s.86)

Varoluşçuluğun ‘ben’ sızısını, toplumsal olan her şeye ‘duyarlı’ kalarak dile getirdi Sartre.

Yapayalnız yaşayıp ‘on binlerle’ uğurlanmak trajedi gibi görünse de ona karşı yerine getirilmesi gereken bir görevdi sanırım.
20.04.2021

Genel itibariyle “geçmişten, olanlardan” hareketle eserler yazıyor Maalouf. Ama bu defa geleceğe dair bir yazınla çıkıyor karşımıza.

Atlas Okyanusunda ‘kırk altı hektarlık’ bir adadayız. Antioche.

İki kişi yaşıyor.

Biri çizer Alec Zander. Alexandre.

Diğeri çok satan bir romanın yazarı Eve Saint-Gilles.

Agamemnon adında ‘kitap kurdu, bilgiyle yoğrulmuş ve zeka küpü’ bir de kayıkçıları var.

Bir gün geliyor ‘bir şeyler oluyor’. Hep olur zaten. Ama ‘hep olandan’ biraz farklı bu defa.

Kendilerini Empedokles’in Dostları olarak tanımlayan bir grup ‘uzun ve sağlıklı yaşam’ reçetesiyle gelip tüm küresel güçlerin elini kolunu bağlıyor.

“... ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ne insanlık, ne dünya, ne tarih ne de bizim gündelik hayatlarımız...”(s.60)

Biz bu olanları kahramanımız çizer Alec’in bir aylık günlüğünden okuyacağız.
14.04.2021

Sanıyorum şu an hayatta olan en büyük kalemlerden Isabel Allende. Şilili. Belki de Amerikalı.

Eserlerine başlamadan önce onu ve eserlerinin geri planını tanımak isteyenlerin uğrayacağı nokta burası olabilir.

Doğum yeri Şili’ye dair bilgi ve izlenimlerle karşılıyor bizleri Isabel. Devamında büyüdüğü yer Santiago, sonrasında aile fertleri, 1973 Pinochet darbesi ve Amerika macerası.

Çoğu zaman ‘yansız’ olamamaktan korktuğunu dile getiriyor sayfalar arasında. Bence sizleri ‘objektif’ olabilme açısından da tatmin edecek bu eser.

Ülkesi başta olmak üzere yanlış gördüğü her şeyi eleştiren, doğup büyüdüğü coğrafyayı satır satır anlatan, edebiyatına dair bilgiler veren ve güzellemelerden uzak yazabilen biri.

Buradan başlayabilirsiniz ona.
11.04.2021

Estragon: Eee gidelim mi?
Vladimir: Gidelim
(Kıpırdamazlar.) (s.74)

Godot. Bekleyiş. Absürdizm.

Kimi ölüm diyor, kimi hiçlik.
Kimi nefes diyor, kimi yalnızlık.

Adı her ne olursa olsun ‘kült’ bir yapıt olmaktan hiçbir şey kaybetmeyecek Godot.

Balık hafızalı, paspal Estragon. Gogo.

Beklenmesi gerekeni söyleyen Vladimir. Didi.

Ve bir ağaç. Sadece.

1948 yılını gösteriyor yayımlanma tarihi. Evet,
II. Dünya Savaşı sonrası.

Bireyin yalnızlaştığı, içine kapandığı, konuşup-anlatmaktan uzaklaştığı bir dönem. Bellekleri beklentilerini karşılamayan karakterlerle kurulmuş iki perdelik bir oyun.

Beckett’a başlamak için yanlış; ama onu anlamak için doğru bir tercih burası.

E: Hadi gidelim artık!
V: Olmaz.

E: Niye?
V: Godot’yu bekliyoruz. (s.16,
08.04.2021

Söz’ün insanla var olabileceğine inanan bir kalemdi Steinbeck.

Ve her anlatısında insanlığın sözcüsü olanları yazdı. Satır satır.

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı başlamış, insanlar işlerinden uzaklaşmış ve açlık baş göstermiştir.

1939’da da eserini yayımlayacaktır Steinbeck. Bir aile vardır merceğinde. Kendi toprakları Oklahoma’dan Kaliforniya’ya göç edecek bir aile.

Yanlarına elbette ‘umutlarını’ da alacaklardır. Umutsuzluk olsa da nihayetinde.

Sevinçleri de olacaktır tabiki. Hüzne dönecek olsa da.

Açlık ve sefaletle yoğrulan insanların ‘onurlu’ mücadelesini okuyacaksınız burada. Buyurun.