Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

20.03.2021

Yıl 1999. Yayımlanıyor Hüzün ve Tesadüf. Birçok eserinde olduğu gibi yine ismine vurulası bir kitap.

‘Hüznün tesadüfi’ yanlarına değinen satırlardan örülü aslında eser. Hayır, ‘mutsuzluk’ demiyorum. Hüzün var burada. Bazı hikayelerde.

Kısacık onlarla hikaye.

Seyfettin’i Severdik, Bir Şey Yap, Yürüyen Hüküm, Uç Selahattin Uç ve diğerleri. Onun nahif diliyle yazılmış satırları yine etkileyecek sizleri:

“Bir şey yap barış olsun. İnsanlar kin ve nefretten uzaklaşsın. Bombalar patlamasın, çocuklar ölmesin.”(s.17)

Buyurun.
19.03.2021

Burhan Sönmez okunur bir yazar olacak mı artık bilmiyorum. Umut ediyorum.

#k:30057 ile başlayan yolculuğum #k:138186 ve #k:123158 ile devam etmişti. İstanbul İstanbul kanımca okuduğum en etkili eserlerden. Öneririm naçizane.

Ve geçtiğimiz günlerde elinizdeki eserini yayımladı. Taş ve Gölge.

Avdo. Kapakta okudunuz. Hünerli bir mezartaşı ustası. Yaşadı veya yaşamaya zorlandı. Bir ‘taşın gölgesinde’ ömür sürecek Avdo.

Hani diyor ya William Blake “... arzularının yangını içinde yürür insan.” İşte öyle bir hayat Avdo’nunki.

“Arzularının peşinde ömür boyu koştururken hiçbirinin nerede öleceğini düşünmeye zamanı olmuyordu.”(s.12)

Baki. Reyhan. Elif. Miskal.

Onlar, birkaçı yazdığı yaşamların.

1940’lardan 2000’lere uzanan bir hikaye anlatacak Burhan Sönmez. Bir mi? Hele bir başlayın.

‘Yedi ad taşıyan ölü’ diye açıyoruz sayfaların ilkini. Hikaye buradan mı yeşerecek ya da solacak sizce? Hele bir okuyun.
15.03.2021

Butik dediğimiz bazı yayınevleri var. Yavaş ve temkinli adımlarla ilerleyen. Seyrek; ama etkili eserler yayımlayan.

Jaguar gibi, Alakarga gibi, Aylak Adam gibi ya da ‘h2o’ gibi.

İrfan Yalçın’da kıyıda köşede kalmış kalemlerinden yayınevinin.

Söyleşisinde edebi bakış açısını anlatırken ‘köşeye sıkıştırılmışları anlattım’ diyor. Burada da böyle bir yaşama tanıklık edeceğiz.

Bir şair. II. Dünya Savaşı. Sürgüne gönderilecektir N.’ye. İsmi önemli mi sürgünün ya da kentin? Değil diyor Yalçın.

19 Aralık 1942’de başladığımız ve 4 Ocak 1947 tarihinde sonlandırdığımız günlüğünü okumaya başlıyoruz.

‘Özlemlerin ayrılıktan önce başladığını’ anlatan satırlar bunlar.

Ve arka kapakta okuduğunuz gibi ‘açlık ve yalnızlık’ umudu kemirecektir. Nereye kadar peki? İnsan bu ya. Dayanabilecek mi?
Buyurun.
13.03.2021

“444, bir çağrı notu gönderdiğim -kendim dahil !- 30 davetlinin 25’inden gelen olumlu yanıtla yola koyuldu ve gerçekleşti.”

Böyle tanımlıyor Sel Yayıncılık ‘geceyarısı kitaplardan’ çıkan kitabı Enis Batur.

Gönderdiği çağrı notu bir fotoğraf barındırıyor. Bir niyetçi ya da kader kısmetçisi. Bir tavşan, bir keklik, bir tavuskuşu ve kendisi. Kısmetçi.

444 kelimelik bir sınır koyuyor onlara. Pek sevmiyorum böyle sınırlamaları.

Yazım sürecinde ‘teknik’ olarak kullanılıyor olsa da sevmiyorum. Perec’i sevip de o ünlü ‘e’ harfinden yoksun eserinin mesajını sevemeyişim gibi.

Velhasıl. Enis Batur, Yiğit Bener, Murat Gülsoy ve Murat Menteş gibi bilindik isimler yanında yazdıklarına çok da şahit olmadığınız isimler de mevcut burada.

Farklı üslup ve türlerde 25 kalem ve 25 metin. Buyurun.
11.03.2021

Yazarlarınız vardır. Zamanla siz olan veya sizin ‘o’ olduğunuz. Yeni eserler yazamayacağı için kitaplığınızın ‘okundu’ raflarına ağır ağır aldığınız yazarlar.

Zweig’de böyle bende. Birçoğunuzda olduğu gibi. Gerçi, şöyle bakıyorum da onunla tanışmam sonrası büyük hızla tüketmişim kitaplarını.

Şimdilerde biraz yavaşladım. Tükeniyor çünkü eserleri. Maalesef.

İş Bankası’nın 2020 Ağustos’unda çevirdiği hikayesi var elinizde:

- Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma
- Prater’de İlkbahar

Sıradan görünenlerin ardındaki ‘insani heyecanı’ ve ‘farklı olanı’ okumak adına iki hikayesine de buyurun derim.