Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

08.03.2021

Ona çeşitli ‘felsefeler’ atfetmek ne derece doğru bilmiyorum. Georges Bataille Edebiyat ve Kötülük adlı eserinde şöyle bir ifade aktarıyor:

“Sade’ı, harfi harfine ciddiye almayı istemek nafile bir çabadır. Ona hangi taraftan yanaşırsak yanaşalım o çoktan oradan kaçmıştır.”

Böyle bir adam.

Büyük bir çoğunluğun ‘erdemi’ yazdığı yerde o ‘erdemli olmayan’ üzerinden yazılar kaleme aldı.

Bir mektubunda bütün bir evrenin ‘erdemli’ olduğunda ‘yok olup gideceğini’ dile getirmiş olsa da ‘erdemsizlikten erdemi’ göstermiştir eserlerinde.

Ve şöyle sesleniyor yine bir mektubunda:

“Ey insanoğlu! İyilik ve kötülük üstüne söz söylemek sana mı kaldı...

Doğa kanunlarını ve kendi kalbini incelemek istiyorsun... doğayı barındıran kalbin bir bilmece aslında ve sen bu bilmeceyi çözemiyorsun...”

Franval olacak burada. Güzel ve erdemli kızı Eugenie bir de. Eğitmeye çalışacak onu babası. Eğitecek belki de.

Aşık da olacak. Erdemsiz bir şekilde galiba. Kan da akacak. Ama daha çok gözyaşı.
06.03.2021

Hegel’de de okuduğumuz gibi “Bir şey, çelişkiyi içinde barındırdığı sürece, çelişkiyi kapsama ve ona karşı koyma gücü olduğu sürece canlıdır.”(s.32)

Biraz geç de olsa fark edilip büyük hızla çevrilmeye başlandı eserleri dilimize. Tabi yine Metis el attı buna.

Eros. Biliyorsunuz Yunan Mitolojisi.
Aşk, seks ve şehvet.

Bununla birlikte ‘başka’ ve ‘aynı’ kavramlarına odaklanıyor Byung-Chul Han.

Başka, karşımızdaki, bir başkası.
Aynı, karşımız veya yanımızdaki, benzeri.

Günümüz ‘kapitalist’ rejimlerinin ilişkilerde dayattığı ‘aynılık’ ve ‘bayağılık’ başlıklarına da eğilecek uzun uzun.

Uzun uzun yazdığıma bakmayın siz. Elli sayfalık bir kitap gibi dursa da dönüp dönüp okuyacağınız için uzayacak fazlasıyla.

Melankoli, porno, müstehcen, fantazi ve çıplak yaşam başlıklarını ‘eros’ açısından irdeleyecek.

Hegel, Freud, Levinas, Blanchot, Barthes, Foucault ve Zizek’de konuk olacak elbette bu ‘aşk, başka, aynı ve arzu’ içeriklerine.

Buyurun.
03.03.2021

1974 tarihli, Hugo ve Nebula ödüllü eseri elinizde.

İkili bir anlatım sunuyor bizlere.
Bir yanda Anarres, diğer yanda Urras.

Dünya ve Ay belki de. İkisi de.

“Bütün duvarlar gibi iki anlamlı, iki yüzlüydü. Neyin içeride, neyin dışarıda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı.”(s.9)

Özgürlüğün, barışın, bolluğun ve anarşizmin temsilcisi Anarres.

Sınıflı-baskıcı toplumun, devletçiliğin ve kapitalizmin temsilcisi Urras.

Peki ya Anarresli bir fizikçi, Urras’a geldiğinde neler olabilir sizce?

Sahip olmak veya ‘sahip’ istemeyen Anarresli bir fizikçi.

Birçok ütopyada olduğu gibi mükemmel güzellikler ve şehirler sunmuyor Ursula. Ama bir şekilde umudu diri tutuyor eserinde.

Bir ‘pasif anarşizm’ güzellemesi olarak da okunmamalı asla bu eser. Aynı zamanda günümüz dünyasının bir açımlamasıdır bence.

“Devrim’i satın alamazsınız. Devrim’i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiçbir yerde değildir.” (s.256)
26.02.2021

Hitler ve Nazi İktidarı. Ölümler.
Daha doğrusu katliamlar.
Kaydı tutulamayacak kadar çok.

Primo Levi, boğulmayıp ‘kurtulanlardan’.
Yüzme bildiğinden değil. Öyle istemişti Naziler. Bir kimyagerdi. Uzatmak istediler ömrünü belki de.

1947’de #k:5178’ı yazıyor. Can Yayınları tekrar baskı yaparsa okuyacağız.

1961’de #k:5177’i yazıyor. Yine Can Yayınları tekrar baskı yapacak olursa okuyacağız.

Ve ‘intiharından’ kısa bir süre önce yayımladığı eseri elinizde.

Coleridge’nin,

“... ve korkunç hikayemi herkes duyana kadar / bu yürek kan ağlamaya devam ediyor.”

dizeleriyle başlıyor eser.

Nazi zulmüne dair ‘ilk ağızdan’ tanıklık bu yazılanlar. En etkili veya objektif olanı mıdır bilemiyorum; ama o döneme dair okunması gerekli eserlerden elbette.

Aşağılanma, utanç, şiddet, iletişimsizlik, entelektüeller ya da duyarsızlar. Bir bir değinecek. Buyurun.
23.02.2021

“... hayatın, ölümle biteceği kesinliğine güçlüce bel bağlamazsak tüm bunlara nasıl katlanabilirsiniz?”

diyordu 1972 tarihli konferasında Lacan.

Bernhard, bu ‘ölüm’ gerçeğinin farkında olup katlanabilen sanatçılardan.

Yazdığı veya söylediği her cümlede bir ‘başkalık’ söz konusu bence.

Müzikolog Rudolf. 48 yaşında. Çok sevdiği besteci Felix Mendelssohn Bartholdy üzerine bir eser kaleme alacaktır.

Çalışmaları yıllardır sürüyor; fakat o ‘ilk cümle’ bir türlü yazılamıyordur. Gereken nedir acaba?

“Zihinsel bir çalışmaya başlayacaksak herkes tarafından terk edilmiş ve yalnız olmalıyız”(s.7)

Kaçacak. Bir başkası ya da kendinden.
Bir otel olacak varış noktası.

Tanışacak. Yabancılara açılamasa da tanışacak. Bayan Hardtl.
Bir şeyler dinleyecek. Çok şey olacak.

Bernhard mı? Yine bil(me)diğiniz gibi.
Buyurun!