Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

26.04.2020

Louis Aragon, Jacques Vache, Tristan Tzara, Paul Eluard birebir dostluklarını tattığı sanatçılardan birkaçı.

Arthur Rimbaud’u da okuyor, Karl Marx’ı da.

Meksika’da Troçki’yle de tanışıyor, Amerika’da Claude Levi-Strauss ile de.

Haliyle zengin bir birikim sahibi oluyor.

Nadja, onun 1928 yılında yayımladığı eseri.
Yarı-otobiyografik bir ürün. Tanışmış olduğu bir kadın yazacaklarına yön veriyor aslında.

Eserine ‘Kimim ben?’ diyerek giriş yapıp ‘yeteneklere, zihne, kaçışa, sanata ve çevresine’ değinerek başlıyor. Bir nevi deneme üslubuyla.

Fakat ilerleyen sayfalarda tanışacağı ve adının Nadja olduğunu öğreneceğimiz kadınla eser bambaşka bir hal alıyor.

“Benden ne isterse istesin, vermeyi reddetmek iğrenç olurdu, o denli saf ve her türlü dünyevi bağdan muaf ki...”

Böyle tanımlıyor mesela Nadja ve ona olan bağlılığını. Bağlılığını?

Zor ve ‘tanımı güç’ bir metin okuyacaksınız.
26.04.2020

Kundera, ülkesi Çekoslovakya’dan (onun deyimiyle Bohemya) 1968 yılındaki Rus istilası sonrası Fransa’ya göç ediyor, Gülüşün ve Unutuşun Kitabı sonrası vatandaşlıktan çıkarılıyor.

7 hikaye-anlatı var burada. Bir şekilde birbirine göbek bağı olan anlatılar bunlar. Tamina adında eserinin merkezine koyduğu bir kahramanımız mevcut. Bakın ne diyor onun hakkında:

“Bu Tamina hakkında yazılmış bir romandır, ancak Tamina sahneden çekilince, Tamina için yazılmış bir roman haline döner. O başlıca kahramanı ve başlıca dinleyicisidir.” (s.195)

Kurgu isimlerin yanında özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası Bohemya’sına çok fazla gönderme yapıyor.

Anlatıların içeriğinde yer alan ‘cinsellik, çıplaklık, politik olma durumu, baskıcı-otoriter sistemler’ bölümleri bir şekilde birbirine bağıntılı kılıyor.

Ve bir karakterine söylettiği gibi:

“İnsanı yazmaya iten motor, işte gerçekten de bu yaşamasızlık, bu boşluktur.”

Buyurun.
24.04.2020

Esere ismini de veren Gözlemevi Jaipur Mihracesi 2. Sing tarafından 1725 yılında inşa edilmiş.

Güneş’in hareketleri sayesinde günün saatini ölçüm amaçlı düşünülüp başarılı bir şekilde hayata geçirilen bir proje bu.

Cortazar bu yapıyı 1968 yılında ziyaret ediyor, fotoğraflıyor ve bundan yaklaşık 3 yıl sonra 1971 yılında eserini yayımlıyor.

Aslında kısa bir hikaye ya da deneme olarak okuyabilirsiniz.

Gördüklerini kaleme alıyor; fakat bunu farklı bir nesne ve imgeyle karşılaştırma-yakınlaştırma yaparak gerçekleştiriyor:

‘Su yılanlarının’ sancılı ‘doğum, gelişim ve yolculuk’ serüvenlerini de konu edinerek.

Aslında amacı bir yanıt bulmak olmasa da yanıtları kurgusunda yer verdiği Bilim Hanımefendi’den alıyoruz.

Türkçe’de özellikle Can Yayınları sayesinde birçok eseri yayımlanan Cortazar için başlangıç metinlerinden diyebilirim.
24.04.2020

Boris Leonidoviç Pasternak. 1890 yılında ressam bir baba ve piyanist bir annenin evladı olarak dünyaya gözlerini açıyor.

Haliyle yönelimini sanat dalları oluşturuyor.

Onu Doktor Jivago adlı eseriyle duyduk muhtemelen. Sanırım bende de olduğu gibi birçoğumuzun kitaplığında okunmayı bekliyor.

Gorki, Rilke, Verhaeren, Mayakovski ve daha birçok Rus, Alman ve Gürcü sanatçıyla aynı ortamda bulunuyor.

Goethe, Rilke ve Shakespeare başta olmak üzere birçok edebi ürün de çeviriyor Rusça’ya.

Elinizdeki eser kendi söylemiyle ‘özyaşamöyküsü denemesi’.

Doktor Jivago’nun yazılma sürecinde kaleme alıp yayımladığı bir kitap. Yaşadıklarından bazılarını kelime israfına kaçmadan isimlerle birlikte anlatıyor.

İçerisinde muazzam şeyler olduğunu söyleyemem; fakat Doktor Jivago öncesi diline yabancı kalmamak adına bakılabilir.

Buyurun.
23.04.2020

Biliyorsunuz London yazdığı gibi yaşayan ya da yaşadıklarını yazan bir adam.

Aşk, mücadele, avcılık, at binme, seyahat ve altın avcılığı gibi daha saymakla bitmeyecek o kadar çok ‘eylemi, duyguyu’ doyasıya yaşayan da bir adam.

Elinizdeki eser de çok okunur Jack London ürünlerinden. Yayımlanma tarihi 1906.

Yine bir hayvan var satırlar arasında. Ama bu defa hem bir ‘kurt’ hem de ‘köpek’ kanı taşıyan bir kurt kırması.

Kızılderililer tarafından bir ‘beyaza’ satılan Beyaz Diş, kendi dışındaki her canlıya vahşi, acımasız ve kayıtsızdır.

Peki onun damarlarındaki ‘yoğun kurt kanı’ bir köpeğe evrilirse nasıl bir mücadele gerçekleşir sizce Jack London kaleminde?

Koşulların, değişimin, dönüşümün ve mücadelenin insanlar için olduğu gibi bir hayvan için de geçerli olabileceğini de yazmıştır #y:494.

Buyurun.