Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Açık ve net birisi Tarafından Yapılan Yorumlar

Ercan Kesal’e sordular; Tek bir tane edebi roman seçme/okuma şansınız olsaydı hangisini okurdunuz?
Cevap; Ya Karamazov Kardeşler’i ya da Ecinniler’i okurdum.
*
Karamazov Kardeşler’i, 2018 yazında okumuştum. Çok şükür Ecinniler’i de şimdi okuyabildim.
Dostoyevski’nin en siyasi romanıydı.
Romanı okurken iki şey dikkatimi çekti. Hem Budala’da hem de Ecinniler’de benzer yanlar vardı. Yanlışım yoksa buna kendini tekrarlamak deniyor;
Budala da aile zengin bir zümrenin koruması altındaydı. Aynı şekilde Ecinniler’de de bazı karakterler koruma altına alınıyordu.
Budala’da Nastasya Philippovna ve Varvara vardı, Ecinniler’de de Varvara ve Nastasya vardı. Bu durum bana, Dostoyevski’nin karakter ismi konusunda yeterince yaratıcı olmadığını gösteriyor.
Ve tıpkı Budala’da da olduğu gibi burada da Hz. Muhammet’e sara hastası yaftası vurmuş bizim yazar.
*
Sonuç itibari ile en sevdiğim, en etkilendiğim(bazı karakterler ölünce gözlerim doldu, olayı yaşadım adeta) Dosto romanı oldu.
kitapları okumak, içinde tek tük altın kalan bir madende çalışmaya benziyor. Altın çok derinde. Lütfen son altı ayınız kalmış gibi kazın madeni.
3 kitap nerden baksanız 3 ayımı filan aldı. Sapiens'te geçmişi anlatırken, Homo Deus'ta geleceği anlatır. 21. Yüzyıl için 21 ders'te ise günümüzü anlattığını varsayıyor. Her kitabı, bir öncekinden daha sıkıcıydı. Sapiens'te ilk 50 sayfa su gibi aktı. Ondan sonrasını adeta sürünerek okudum. Kaç defa bırakmayı düşündüm ama "Ya bilmediğim bir şey öğrenirsem?" Mantığıyla ısrarla okumaya devam ettim. Yazarımız, genellikle kendi kendine konuşur gibi yazarak, sürekli sorular sorup, muhtemel cevapları üzerinde kafa yormuş. Bir süre sonra kendini tekrar etmekten ileri gidememiş. Okuduğunuz çoğu şeyden sonra " Aaaa, burayı okumuştum. Burayı anlatmıştı." Diyorsunuz kendi kendinize. Hele son kitabı, adeta diğerlerinin tekrarı olmuş. Bu kitapları okumak, içinde tek tük altın kalan bir madende çalışmaya benziyor. Altın çok derinde. Lütfen son altı ayınız kalmış gibi kazın madeni.
3 kitap nerden baksanız 3 ayımı filan aldı.
Sapiens'te geçmişi anlatırken,
Homo Deus'ta geleceği anlatır.
21. Yüzyıl için 21 ders'te ise günümüzü anlattığını varsayıyor.
Her kitabı, bir öncekinden daha sıkıcıydı. Sapiens'te ilk 50 sayfa su gibi aktı. Ondan sonrasını adeta sürünerek okudum. Kaç defa bırakmayı düşündüm ama "Ya bilmediğim bir şey öğrenirsem?" Mantığıyla ısrarla okumaya devam ettim.
Yazarımız, genellikle kendi kendine konuşur gibi yazarak, sürekli sorular sorup, muhtemel cevapları üzerinde kafa yormuş. Bir süre sonra kendini tekrar etmekten ileri gidememiş. Okuduğunuz çoğu şeyden sonra " Aaaa, burayı okumuştum. Burayı anlatmıştı." Diyorsunuz kendi kendinize. Hele son kitabı, adeta diğerlerinin tekrarı olmuş.
Bu kitapları okumak, içinde tek tük altın kalan bir madende çalışmaya benziyor. Altın çok derinde. Lütfen son altı ayınız kalmış gibi kazın madeni.
Su içer gibi yazılıp, su içer gibi okunabilen bir kitap.
Kumarın ve paranın insan ilişkilerine olan etkilerini anlatıyor bir nevi.
Asıl anlatılansa bir kumarbazın hayatının bir bölümü.
Yazarın bütün sözlerine katılmıyorum.
Bununla birlikte aşırı akıcıydı ama okumazsanız da bir şey kaybedeceğinizi düşünmüyorum.
Beklentiyi yüksek tutmayın.
Çerezlik bir klasik.