Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Açık ve net birisi Tarafından Yapılan Yorumlar
İlber Hoca, tavsiyeden ziyade kendi yaşadıklarını ve beğenilerini dile getirmiş. Ara ara da tavsiyelerde bulunmuş. Fakat Tavsiyeleri toplasan en fazla 3-5 sayfa olur.
Açıkça söylüyorum, tavsiye dinlemek/okumak için alacaksanız almayın. Fakat İlber Ortaylı'nın yaşamını, beğenilerini daha da önemli ülkenin ve dünyanın gidişatına dair değerlendirmelerini merak ediyorsanız alın.
Hem öğretici hem de eğitici. Okurken sık sık kendimi Tolstoy'la karşılaştırdım. Daha doğrusu çocukluk aklımı karşılaştırdım. Ve düşüncem odur ki, Eminim herkes aynı şeyleri yaşamış, düşünmüştür. Belirli bir yere kadar okuduktan sonra sıkılmaya başladım. Fakat özellikle üniversite yıllarını anlatan bölümleri okurken içim kıpır kıpırdı.
Tolstoy bu kitabı 20'li yaşlarının sonunda yazmış. Fakat kitap büyük bir ustalık eseri. 30'una yakın birisinin bile bunları yazabilmesi bence büyük ustalık.
Kitap, beklentimin üstündeydi. Keşke sonu da olsaydı.
Kitabın yarısından çoğu 'Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi' kitabının etkilerinden oluşuyor. Okurken ara ara sıkıldım. Beklentimin altında kaldı. Çölaşan, dönüp dönüp aynı şeyleri anlatmış. Bu kitapta anlattığı şeyleri 'Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi' kitabında da anlatmış. 200'e kadar bi şekilde geldim, ondan sonra tabiri caizse atlayarak okudum. Okumasam da olurmuş dediğim bir Çölaşan kitabıydı.
Okuduğum en kalın, yoğun ve akıcı Dostoyevski kitabıydı. Bundan önce Suç ve Ceza ve Yeraltından notları okumuştum. Bu kitap diğer okuduğum kitaplarından daha iyiydi. Özellikle 500. Sayfadan sonra ara ara yazım yanlışları ile karşılaştım. Çeviri harikaydı. Bazı karakterleri daha önceki kitaplarından hatırlıyor gibiyim. Ya da bana öyle geliyor. En sevdiğim karakter Alyoşa’ydı. Kitabın arkasındaki yorumda da denildiği gibi hayata dair öğrenecek çok şey bu kitapta. Özellikle de kadınlar ile alakalı. Kitabın son bölümünde Dostoyevski sanki kurgusu kendisine ait değilmiş gibisinden mahkeme bölümüne kendisini dahil etmiş. Sanki hayal değil de gerçek gibi bir algı yaratmış bölümle alakalı. Ve yeterince güzel, gerçekçi bir atmosfer yaratmış. Bir de ara ara neleri anlatacağını, neleri anlatamayacağını açık açık bildirmiş okura. Bu da farklı bir deneme olmuş.
Sonuç olarak kitap güzeldi. Okuduğum en iyi Dostoyevski kitabıydı.
Aman Allah'ım onu nasıl bir sondu öyle. Yazarın 3. kitabını kitabını okudum ve bambaşka bir son gördüm.
Komünist bir yazarın gözünden ülkücüler adına bir kitap. Daha doğrusu ülkücüler değil, Susurluk üzerine... Hep aynı tema vurgulanmış; kandırıldık, sırtımızdan bıçaklandık.
Devlete olan güven bitmiş ama güvensizliği yaratan da devletin kendisi. Kitabın başları sıkıcı ya da bana öyle geldi. Karakter devamlı kendi kendine konuşuyor, daha doğrusu düşünüyor. Ta ki diğer karakterle karşılaşıncaya kadar.
Son olarak da ara ara yazım yanlışları da vardı ve finali dudak uçak uçuklattı. Sizden ricam çok dikkatli okuyun.