Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Açık ve net birisi Tarafından Yapılan Yorumlar

Tazeoğlu’nun acemilik dönemi eserlerinden birisi. Bukre’ye kadar ki bütün kitaplarını okudum, şu anda da Yaralı’yı okuyorum. Susacak Var, Bukre ile aralı arasında ki kitap. Kitapta saçma sapan bir ilişki var. Tekrar tekrar ayrılıp barışıyorlar. Geçici ayrılığın ardından şiirleri diziyor Tazeoğlu. Şiirler fena değille vasat arası bir şey. Sadece kelime oyunları var. Vurucu bir şey göremedim ben. Hikaye de dediğim gibi şiir yazmaya mahal vermek için yazılmış bir senaryo adeta. Yazar Ölü Bir Kentin Morg Alfabesini de taşımış bu kitaba. Kitaptaki Kayra, Tazeoğlunun okuyucu tarafından gözlemlenmesi hali. Akın da Tazeoğlunun ta kendisi. Yazar unutmak için yazmış ve muhtemelen de unutmadığı müddet yeni eserlere gebe. Kitabın çoğu iç konuşma şeklinde geçiyor. Kötü tarafı, sıkıcı ve şiirler vurucu değildi.
Selamlar
İçimizdeki Şeytan, tembelliğimizi, gerçeklere karşı kayıtsız kalışımızı, iradesizliğimizi, içimizdeki oyunun oyuncağı olmuş halimizi ifade eden bir durum. Aslında içimizde şeytan falan yok. Üstlenmekten çekindiğimiz sorumlulukları, ödevleri, işlediğimiz günah ve suçları rahatça üstüne yıkıp, işin içinden kurtulmayı amaçladığımız bir tür kendimizi kandırmaca. Sözde şeytan, bir kişide olursa diğer onu idare edebilir fakat aynı hayatı süren iki kişide de olursa hayata ağır geliyor yükler.
Sabahattin Ali, psikoloji ile felsefe arasında gidip gelmiş. İnsanın açmazları üzerinde durmuş, insanların ikilemleri, yüzsüzlükleri gibi konulara değinmiş.
Daha önce filmini izlemiştim, şimdi de kitabını okumak nasip oldu. Kitabı beğenmedim, aslında kitabı değil de Yusuf Atılgan’ı beğenmedim. Yalnızlığı anlatıyor tıpkı Aylak Adam’daki gibi. Kitap yeterince ağır. Ağırdan kastım, hem karamsar bir ruh hali var(yalnızlık konusu geçtiği için olması da gerekir) hem de akıcı bir kitap değil. Okuyucuların bunları göz önünde bulundurması gerekiyor. Bir yerden sonra ‘artık bitse’ dediğim ender kitaplardan birisi oldu. Aylak Adam’daki yazım yanlışları bu kitapta da var. Konuşma cümleleri, düşünce sözleri falan iç içe geçmiş. Üslup bakımından kötü, anlatım ise ağır ama bu bir kusur değil. Sonuç olarak beğenmedim. Okumasam da olurmuş dedim. Bana bir şey katmadı.
Bu kitapta yaşadığım duyguyu, Kürk Mantolu Madonna’da da yaşamıştım. Romanın yarısına kadar okuduktan sonra okuduğum şeylerin övülecek nitelikte şeyler olmadığını düşünmüştüm. Fakat ilerleyen sayfalar bana bunun böyle olmadığını gösterdi. Kitabı yarısına kadar okurken beğenmedim. Ama sonları beni kendine bağladı.
Üslup olarak; yer yer yazım yanlışları var. Konuşma satırlarının cümle içinde kaldığı yerler var. Yazarın acemiliği diyeceğim ama yazar daha önce hikaye yazmış birisi.
Konu olarak da yalnızlığı işlemiş Yusuf Hoca. Değişen, gelişen toplum içerisinde hayatının kadınını, anlamını, kendisini tamamlayacak olanı aramaktadır Bay C. Romandan güzel dersler çıkardım. Sizinde nasiplenmeniz dileğiyle edebiyatla kalın…
Emerson’un ismini ilk defa İnsan Mühendisliği kitabında duymuştum. Sözleri etkileyiciydi. Kitabını da okumam gerektiğine karar verdim. Kitapta neredeyse her 3 ya da 5 sayfada bir özlü, düşündürücü söz var. Geri kalan kısmında çok fazla bir şey bulamadım. Yeterince sıkıcı ve cümleler yeterince uzundu. Okuyun derim ama çok fazla bir şey beklemeden.