Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Murat GÖKÇEK

Okumak, varoluşsal yolculukta hayatıma anlam katan yegane aktivite olmuştur. Belki de hayatı daha yaşanılır kılmak, tıpkı bir enstrüman çalmak gibi. Bendeki dönüşümün temel kaynağı oldu kitaplar. Eminim ki toplumların dönüşümünde de büyük bir etkendir okumak. Bu dönüşüm Gregor Samsa gibi bir gecede ve hiç bir neden olmadan değil sebep sonuç ilişkisi düzeyinde kitapların eseridir.

Murat GÖKÇEK Tarafından Yapılan Yorumlar

15.12.2021

İçinde yaşadığımız olayları doğru bir biçimde anlayabilmek, para ve parasal konular hakkında bazı temel bilgilere sahip olma adına bu kitap oldukça başarılı bir eser.
100 soru ile tüm ekonomiyi ve parayı çözemesenizde, bir çok ekonomik kavram hakkında temel bilgilere sahip olacaksınızdır. Dili oldukca anlaşılır, akıcı ve zevkli. Bir çok ekonomik kavram anlaşılır örneklemelerle guzel izah edilmiş.
Kitabın, ekonomiye meraklı ve bu konuda temel düzeyde bilgi edinmek isteyen okuyucuları memnun edeceğini düşünüyorum.
07.12.2021

Kitabın konusunu şu cümleyle özetleyebilirim sanırım; kadınların kurgu yapabilmesi ve bir yazar olabilmesi için en temel şartın, ekonomik özgürlük ve Ursula Le Guin'in aksine, kendine ait bir odaya sahip olmasıdır.
Ve bir de kitabı okuduğunuzda şu sorunun cevabını ayrıntılı bir sekilde bulacaksınız; "kadınlardan neden Shakespeare gibi bir yazar çıkamadı."
04.12.2021

Dilimiz sessiz kaldığında bedenimiz konuşmaya başlar, işte bu kitabın tek cümlelik özeti.
Kitabı okuduğunuzda batı tıbbının bir çok açıdan hastalıkları iyileştirmeye uygun olmadığını farkedecek ve bunun sebebinin de, sağlık hizmetlerinin bütünlükten uzak, uzmanlığa indirgenmesinden kaynaklandığını anlayacaksınız. Kitap, günümüz tıp anlayışının eleştirisini yaparken, biz okuyuculara hastalıkların kaynağı olarak farkli bir pencere açıyor. Tek nedene indirgenmiş hastalıkların kaynağının yanlış yerlerde arandığını, duyularımızın, düşüncelerimizin ve ailemizden duyduğumuz hikayelerin bizi nasil hasta edebildiğini ve ilk once bakmamız gereken yerin de "hikayelerimiz" olduğunu farkedeceksiniz. Sağlık konularına meraklı okuyuculara, farklı bir pencere açacak ve keyifle okunacak bir kitap.
16.11.2021

"Nasıl aklımı kaçırdığımı saruyorsunuz. Açıklayayım: Tanrıların birçoğu tezahür etmeden çokça zaman önce günün birinde, derin bir uykudayken bir anda gözlerimi açtım ve kendi kendime biçimlendirip hayat verdiğim, yedi yıldır yanımdan ayırmadığım maskelerimin çalınmış olduğunu gördüm. Ve kalabalık sokaklarda, 'Hırsızlar! Soyguncular! Tanrı'nın cezası haydutlar!' diye haykırarak oradan oraya koşturdum." diyordu Cibran. Ermişten sonra okuduklarım icerisinde en sevdiğim eseri de bu oldu benim için. Şiirsel öykuler mi desem bilemiyorum ama bir çok şiirde farklı hissiyatlara büründum. "Ben görundüğüm gibi biri değilim dostum. Görüntüm kuşandığım bir giysidir sadece..." dediği "Dostum" şiiri ruhumda derin yaralar açtı.
"Her seyi korkutmanın hazzı o kadar içten ve surekli ki beni hiç yormuyor." diyordu "Bostan Korkuluğu" nda.
"Ot ve Sonbahar" da ise guz yapraklarinın duşerken ne kadar gurultu yaptiklarını öğrendim.
İFA serisini, bir kişisel gelişim kitabı olarak değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bunun da üzerinde olan, biraz psikoloji, biraz sosyoloji, biraz bilim ve çokca biyoloji boyutundan, kadim bilgilerle harmanlanmış bir seri.

İşte bu noktada doğunun kadim bilgisiyle, batının yeni bilimini harmanlamış Sinan Canan'ın İFA serisinin ilişkiler ve stres içerikli ikinci kitabı; olumlu ve zengin sosyal ilişkiler boyutunda, diğer insanlar olmadan, sevmeden ve sevilmeden, güvenebileceğimiz insanlar olmadan, neden yaşayamıyoruzun ve bunların eksikliğinde neden ömrümüzün kısaldığının cevaplarını arıyor ve çözüm yollarını gösteriyor. Kitabın bence en önemli bölümü düşük stresli yaşam bölümü. Doğal ortamından koparak şehirlerde yaşamaya başlayan insanların, yeni stresler üreterek normalde doğada çok işimize yarayan stres sisteminin, nasıl bizi pençesine alarak öldürdüğünü gösterip, stresi yönetme farkındalığını oluşturuyor.

"Öleceğiz ve bunu biliyoruz! Ne kadar genç ve sağlıklı, ne kadar güçlü ve güvende olursak olalım hepimiz bu açık ve çıplak gerçekle karşılaşacağımızın farkındayız." (s.122) diyor varoluşsal kaygılarla. Bu kaygının kaynağının ise "insan zihninin şimdi de, şu an da uzun süre duramadığından" (s.120) kaynaklandığını vurguluyor Sinan Canan.

An farkındalığının önemini belirtirken "Anı yaşamakla anlık yaşamanın" (s.131) arasındaki farkı da gösteriyor Canan.

Mizahın etkilerini, erkekler ve kadınlar arasındaki komiklik farkını, sosyal medyanın beynimizdeki ve ilişkilerimizdeki tahribatını, fedakârlığın matematiğini, kaderi ve daha birçok konuyu Sinan Canan penceresinden bulabileceğiniz bu kitabı, şayet bu konulara ilgiliyseniz severek okuyacak ve güzel bir farkındalık yakalayacaksınız.