Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
OkurYazar_YazarOkur Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitap kanserin biyografisine, bir kanser hastasının hangi belirtilerle ilk tanıyı aldığı ve hastaneye yattığı o ilk sabah yaşadıklarını anlatarak başlıyor. Sonrasında kamerayı kitabın başrolüne, tıbbın kanserle mücadele tarihine çeviriyor. Çok kısa bir tıbbın tarihinden sonra, kanserle ilgili kısma geliyoruz. Kronolojik olarak, tâ bulunan/bilinen en eski kanser vaka kaydından beri bu hastalığın zaman içinde nasıl algılandığı ve nasıl tedavilerin uygulandığı anlatılıyor. Adım adım kanserle mücadele etmiş, tıbbın yanında bu mücadeleye dahil olmuş diğer alanların ve kişilerin hikayesiyle bir alay geçidi izliyoruz. Pozitif veya negatif etki etmiş her figür: kimyacı, radyolog, biyolog, mikrobiyolog, genetikçi, farmakolog, immunolog; siyasetçi, gazeteci, aktivist, vakıf insanları, hastalar... o kadar çok paydaş ve emek var ki! Çok terim var ama dili akıcı ve anlaşılır. Esas konu insanlığın kanserle nereden nereye geldiği.
Ben yazardan sadece Simyacı'yı okumuştum. Bu kitapla yazarı tanımış oldum diyebilirim. Yazarın hem kendi hayatı, hem onunkiyle kesişen hayatlardan yaptığı alıntılar ve anektodlar var. Uluslararası bir çoksatan yazar olarak kesişim kümesi çok geniş. En yakınındaki eşinden de, hiç tanımadığı bir yabancıdan, bir dilenciden de bahsediyor.Çağdaşlarından, hemşehrilerinden bahsettiği kadar geçmiş insanlardan, uzak kültürlerden, dinler ve felsefelerden de alıntı yapıyor. Hatta dinler, kutsal kitaplar ve peygamberlerden bile. Bazen Evliya menkıbeleri olur gibi hissettim. Bizim Rumi'den sık sık alıntı kullanıyor. Sonuçta nehirlerin denize kavuşması gibi okuyucunun kavuşacağı yer umut, sevgi, merhamet, barış ortak teması.
İlginç kitap. Etrafınızdaki tasarım ve yaşam pratiklerinde eril tahakkümü hiç fark ettiniz mi acaba? Arabalar, ilaçlar, klima ayarları...vb birçok şey hep erkeklere göre ayarlı. Aklınıza gelen gelmeyen pek çok konuda bunun örneklerini veriyor kitap. (9 bölüm var) Kitap akıcı. Yazar bir gazeteci ve bazen mesleki reflexle ara ara kışkırtıcı, ajitatif konulara girmiş. Cinsellik ve cinsel organlarla ilgili bölümler bazıları için rahatsız edici olabilir. Yazarın, kadın cinsinin haksızlığa uğradığını belirttiği bazı konuların, bizim kültürümüzde, bizdeki birey-toplum-devlet ilişkileri pratiğinde hiç oluru yok.Bırak araştırmayı, hak arayışını, konuşmanın dahi imkanı yok. Belki ilerde olur, yeni nesil feminist takılıyor. Militan feminist olmak değil ama, insan olmayı öncelikli değer olarak görmek gerek bence. Eşitlik talebi bu anlamda gayet yerinde, doğal, insanî. Ben okuduğuma memnunum; şaşırdığıma, yeni terimler ve daha önce duymadığım bilgiler öğrendiğime de memnunum.
Bayıldım. Yılın favorilerinden biri olacak bu kitap. Ekoloji duyarlılığınız varsa, siz de çok seversiniz. Yazar ulusların anayasaları ve kurucu ilkeleri fikrini bitkilere uyarlamış. Bitkiler ulus olsaydı, anayasalarının temel kurucu ilkeleri ne olurdu? Bu sorunun cevabıyla kitabımız, antroposen girdaba karşı panzehir niteliğinde. Dili akıcı ve anlaşılır. Su gibi aktı bitti.
İstanbul işgal altında, itilaf devleti subayları ortalıkta gerine gerine dolaşıyor. Daha kötüsü yerli zenginlerden bir kısmı onların dostluğu ve aşkı için birbiriyle yarışıyor. Milli mücadeleden uzakta bu insanlar ahlaki olarak yozlaşmış, sefahat alemlerindeler. İçki, kumar en hafifi, dönemin lgbt arşivi gibi içerik. Sodom ve Gomore ismi boşuna seçilmemiş. Bu sınırsızlık ve düşüklüğü zor okudum. Yazar muhteşem, ben tasvir ettiği vaziyetin vehametinden dem vuruyorum.