Toplam yorum: 3.285.288
Bu ayki yorum: 6.814

E-Dergi

ihtiyar_balıkçı Tarafından Yapılan Yorumlar

01.11.2005

Romantizmin başyapıtlarından biri.
Bir umutsuz aşk,zamanın geriye dönüşsüzlüğü.
Sevginin yok sayıldığı bir dünyada ruhun derinliklerinde boğulan duygular gün gelir hıçkırıklarla gelir boğazına düğümlenir insanın.
O zaman sevgili Emily yazmaya başlar.Yazmaktan başka çaresi yoktur. Yazmak onun için bir alınyazısı olur.
Bir yıl geçer sevgili Emily ölür. Ölmekten başka umarı yoktur. Tehlikeli ve ulaşılamyan bir aşkın ağırlığını eriyen bir akciğer nasıl taşısın?

Bu yapıt içerdiği aşkın tutkusuyla günümüz sanatına hatta müziğine yol göstermekte.
Pek çok Rokçu yapıttan etkilendiğini açıkça belirtir.
Ulaşılamayan bir sevgi, erkeksiz bir yaşam, vuslatsız bir ömür. Kader ne denli zalim Emily için.
01.11.2005

Herkesin- buna ben de dahilim- yazmayı,yazabilmeyi bir beceriklilik hatta bir ustalık; dahası bir üstünlük gördüğü bir zamanda yazmanın insanı yorduğunu hatta öldürebileceğini, yazmanın gerçekte bir lanet, yazanların da lanetlenmiş olduğunu anlatıyor bu yapıtta yazarımız.

" Yazı orduya benzer, orada her türden insan bulabilirsiniz. Avukatlar*, duvar ustaları, fırıncılar, edebiyat eleştirmenleri, politikacılar, iyi aile çocukları, berduşlar hatta birkaç yazar. Tümü de içli bir yürek,değerli bir sır, inci rengi bir mahzunluk, büyük harflerle yazılı bir gerçeklik... okurun yaşamında küçük çaplı bir kıyamet koparma umudu taşırlar.**Ama hiçbir şey olmaması büyük olasılıktır."***

* Benden söz ediyor.
** Bu tam da benim.
*** Galiba bu da benim.
01.11.2005

Feminizmin unuttuğu bir gerçekliği vurgalayan bir yapıtla karşı karşıyayız.
Kadının itilmişliği,yoksulluğu, yoksunluğu üzerine kurulu politikaların göz ardı ettiği nokta : Toplumsal değişimdir.
Sorun Ayşegül'ün ya da başka bir kadının sorunu değil;ÇAĞIN BAŞ DÖNDÜRÜCÜ DEĞİŞİMİ KARŞISINDA DEĞİŞMEYEN, DEĞİŞİME BİR KAYA GİBİ DİRENEN TOPLUMSAL YAPIDIR.

Ayşegül el bebek gül bebek büyütüldü. Aç kalmadı, susuz kalmadı, evden dışarı tek başına adım atmadı. Yapması gereken ve kişiliğini bulmasına yardım edecek pek çok eylemi ailesi onun adına ve onun yerine gerçekleştirdi. Ayşegül düşünmedi; çünkü yerine annesi, babası zaten düşünüyordu.
Ayşegül evlendi, zengin bir yaşamda düşünmesine ve yapmasına gerek yoktu. Zaten yaşadığı toplum da bireyin düşünmesini ve yapmasını isteyen bir toplum değildi.
Bir de kocası vardı artık. O, Ayşegül'ün yerine düşünebilirdi, çalışabilirdi, kendini var edebilirdi.
Ayşegül nasıl var olacak?

Boşandı.
Bir köpek yavrusu gibi kulağından tutulup kapının önüne koyuldu.
Ciyaklamaları beyhude !
Aykları üzerinde durmasını öğrenecek ama ne pahasına.
01.11.2005

F.De Saussure'un Prag okulunu ve yapısalci Dil teorisini yıllarca hayranlıkla öğrendim.Cogito olmasaydı, Wittgenstein Özel Sayısı olmasaydı bu alık hayranlık devam edecekti. Ancak O, işaret etti: " Nesne aslında gösteren değildir,gösterenin yansıtıcısıdır."

n sayı arkadaşım var ve n2+2n+2= 0 ifadesi ile bir dilbilimci ne diyor acaba ?
Denklem,ikinci dereceden bir denklemdir. Reel kökleri yoktur böylece "arkadaşım yoktur" ya da " Arkadaşım var görünse de gerçek arkadaşım yoktur." mu diyor?

Belki de" -1 sayısının 1 fazlasının kendisiyle çarpımı sıfırdır." diyor
Şimdi derginin bu özel sayısını alın da Dil Felsefesiyle buluşun.
01.11.2005

Yazar bu yapıtında iki dünyayı karşılaştırmış.
Büyük bir olasılıkla bu karşılaştırma yurt dışında yaşayan ve ülkesi ile sevgi bağlarını koparmamış, çocukluk günlerinin dar sokaklarını unutmamış kişilerin iki dünya arasındaki sıkışmışlıklarıyla ilgili.
Elif Şafak'ın "Araf" dediği yer.
Kişilerin gerçek yaşamdan alındığı hemen seziliyor ancak bu alınmışlık bire bir alınmışlık değil.
Yazar sonbaharda dağılan yapraklardan rüzgarın önüne getirdiği birkaç yaprağı almış roman kişilerini yaratmış. Salt gerçeği anlatmayıp düşündüklerini de aktarırken yazarımız
gerçeklerin sadece bir kurgudan, bir hayalden oluşmadığını ; insanın modern çağda bir" rol "değil bir "varlık" olduğunu ve "var " olduğunu anlatma kaygısı taşıyan satırlar var romanda.