Toplam yorum: 3.285.275
Bu ayki yorum: 6.801

E-Dergi

abdullahkocal Tarafından Yapılan Yorumlar

28.12.2009

Galip Bey'in ölümüne kadar olan kısmını soluksuz okudum. Anlatıcı aynı tempoyu devam ettirebilseydi Tutunamayanlar kalitesinde bir roman olacaktı. Muhteşem bir hayat tecrübesi, kadın-erkek ilişkileri çerçevesini ihmal etmeyen aile romanı, akıcı bir anlatımın başrolde olduğu unutulmuş eser... Erotik hatta pornografik denebilecek kısımlarını da anmak gerekir... Okunasıdır...
21.12.2009

Usluer hoca hakkını vermiş, sempozyumlarda anlattığı Hurufilik'i kitap çapında aydınlatmaya çalışmış. Muhteşem bir insanın muhteşem kitabı... Nitelikli bir kaynak...
18.12.2009

"Hayatımın en güzel kitabıymış, bilmiyordum." Başucu kitabı olacak güzellikte, akıcılıkta, duygusallıkta bir roman. Bittikten bir hafta sonra bile atom bombası yemiş Hiroşima gibi ediyor okuru... Gözlerinden yağmur eksilmeyen romantiklere birebir. Tutunamayanlar'dan bir adım geride durur en güzel romanlar listemizde.
14.12.2009

"Korsan kitabın ne olduğunu bilirdim ama korsan yazarın ne olduğunu yeni öğrendim." desem yakama yapışacaklarını bildiğim için o ifadeyi kullanmıyorum. Yoğun reklam çalışmalarından etkilenerek -ne etkilenmesi, 'reklam kurbanı oldum' demek daha yerinde olacak- okuduğum Kayıp Gül, arka kapağında yer verilen övgüleri pek de haketmiyor. Kitapta da değinilen, Tamaro'nun Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'ine öykünerek kaleme alınmış. Doğu mistisizmi ve "arayan" Batılı...

Bu roman bana korsan kitabın "izinsiz çoğaltılan kitap" olmayacağı fikrini verdi!
14.12.2009

Beş yazarın (Murathan Mungan, Faruk Ulay, Elif Şafak, Celil Oker, Pınar Kür) birer bölümünü yazarak oluşturdukları Beşpeşe, Murathan Mungan ile başlıyor. Mungan'ın bu bölümde kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı gözlem ve yorumlar dikkate değer. 18 sınırı getirebileceğimiz erotik sahneleri -yaş sınırı dahil kitaba sınırlama getirilmeli midir, tartışılır- ve akıcı anlatımıyla kendisini okutturan bir giriş bölümü olmuş...

Faruk Ulay ve Celil Oker isimleriyle ilk defa bu çalışmada karşılaştım, beğendiğimi söyleyemem...

Şafak yine tasavvufa meyleden genç kızı oynamış. Klişe oldu artık Elif Şafak'ta mistisizm kovalamak... Klişe ve sıkıcı açıkçası... Bereket ki Celil Oker bu sığ durumu bozmuş, Pınar Kür ise bir "yanılma" olarak kaydetmiş son kısımda.

Maceranın bağlandığı son bölümde Pınar Kür, meseleyi İstanbul sosyetesinin homoseksüelitesine bağlayıp bırakmış (Mungan da böyle bir şeyden bahsetmişti girişte. Yazar merkezli bir okuma yapacak olursak Mungan'ın kendi cinsel tercihiyle kolayca bağlantılanacak bir durum.). Yani eser, başlangıçtaki halinden fersah fersah uzaklaşmış.

"Keşke tamamını Mungan yazsaydı" dediğimi hatırladığım bu roman okunası, okutturulası bir çalışma olmuş...