Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar
Sadri Ertem’in Korku adlı kitabındaki öyküleri okuduğunuz zaman, yazarının kim olduğunu bilmeseniz, Ömer Seyfettin’in yazdığını sanabilirsiniz. İşin ilginç yanı şu ki, Ertem’in hikayelerinden birisinin kahramanı da Ömer Seyfettin. Üslup ve dünya görüşü olarak Ömer Seyfettin’e oldukça benzeyen Ertem’in ona benzer bir başka yönü ise çok genç yaşta vefat etmesi olmuş. Ancak Ertem’in bu kırk yıllık kısa ömrüne pek çok edebiyat eseri ve milletvekilliği sığdırdığını da söylemek lazım.
Ertem, Seyfettin’e benziyor ancak onun kötü bir taklidi değil asla. Bu kitaptaki öyküler birbirinden ilginç, kimisi tezli kimisi sürprizlerle dolu ama en önemlisi dönemin sosyal havasını başarıyla yansıtan öyküler. Hatta mesela “Boykot” öyküsü gibilerin doğrudan günümüzü ilgilendirdiği bile söylenebilir.
Kırk beş yıllık ömrüne bir çok şey sığdıran Sadri Ertem, milletvekili olmasının yanında bir yazar ve öğretmendir. Toplumun içinde yer alarak gerçekçi ve toplumcu edebiyatın öncülerinden sayılan Ertem yazdığı roman ve hikayelerin yanında bir doktrinerdir. Ertem, Türk ve dünya edebiyatı hakkında birbirinden önemli portre yazılarını ve tezlerini Fikir ve Sanat adlı eserinde toplamıştır. Öyle ki bu kitabında bizde niçin bir filozof çıkmadığından, yazar ile okur ilişkisine, divan edebiyatından Rönesans eserlerine; Mehmed Akif’ten Ziya Gökalp’e, Puşkin’den Hüseyin Rahmi’ye kadar pek çok olay ve kişiye ayrıntılı ve özgün bir şekilde değiniyor.
Türk siyasetçi ve yazar Sadri Etem'in (Ertem) "Bay Virgül - Küçük Hikayeler" adlı kitabının ilk ve son baskısı, Ahmet Sait Matbaası tarafından, 1935 tarihinde yapılmıştı. İçinde on dokuz öykünün bulunduğu bu kitap, 1943’te,
henüz kırk beş yaşında aramızdan ayrılan ve sadece bir ideolog olarak Türk politik hayatının değil, belki de hikayeleri ile Türk öykücülüğünün de ilgi çekici simalarından birisi olan Sadri Etem’in önemli eserlerinden birisidir. Öyle ki, bu kitabın ve dolayısıyla içindeki hikayelerin yeni nesil okurlara mutlaka aktarılması gerektiğini düşünüyorum.
Sadri Etem, Bay Virgül adıyla kitaplaştırdığı hikayelerinde Osmanlı’nın son, cumhuriyetin ilk yıllarının “milli edebiyat” akımından örnekler sunuyor. Anlatılan zaman dilimleri de bu iki devreyi ve Türkiye toprakları dışında birer öyküde Rusya, Hawai ve Çin gibi diyarları da kapsarken, kullanılan dilin 1930’ların Türkçesi olması da dikkatleri çekiyor.
Kuyu, beş-altı günlük bir okuma serüveninden sonra bitti. 460 sayfa, bu nedenle biraz vaktimi aldı. Doğrusu, beni arafta bırakan bir eser oldu. Edebi açıdan ortanın üstü, anlattığı hikaye bakımından yer yer gerçek dışı bulsam da, kendini okutabilen bir romandı. 12 Eylül öncesinde devrimcilerin arasına girmiş bir Ülkücünün hikayesi idi. 1979 ve 80 yılları ağırlıklı olarak işleniyordu. Gerçek olay ve kişilerin yanında kurmacalar da vardı. İyi bir romandı ancak türünün başka örnekleriyle kıyasladığımda üst düzeydi diyemem. Örneğin bir, Bir Gün Tek Başına hatta Sancı ve hatta Misli Baydoğan'ın Hatırla Beni'si kadar edebiyat tarafı güçlüydü diyemem. Buna rağmen devam romanı olan Külhan'ı mutlaka okutma isteği uyandırabilen ilginç bir romandı. Tavsiye eder miyim? Ederim...
Uzun yıllar Samsun ve Bafra başta olmak üzere tütün eksperliği yapan ve bu süreçte çok fazla hikaye biriktiren Hakan Karaali'nin ilk kitabı. Önce bir öykü kitabı mı diye düşündüm ancak sonrasında denemelere döndü. Genel anlamda başarılı buldum. Bir ilk kitap için fena bir başlangıç sayılmaz. Kendini okutabilen, okuru yormayan ve içine çekebilecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Abuş yazısında yer yer Ferhan Şensoy esintileri gördüm. Güzeldi. Başka bazı yazılarda da vardı bu etki.