Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Çepni55 Tarafından Yapılan Yorumlar

03.04.2006

Gün Olur Asra Bedelle kesişen ve kısmen devamı da sayılabilecek olan Cengiz Han’a Küsen Bulut ise “Bozkırın ortasında, kar yığınları arasında gömülüp kalan küçük Boranlı istasyonunu fark etmek, kondüktörler için hiç de kolay bir iş değildi.” cümlesiyle başlıyor. Bu cümle ile hadisenin kahramanı Abutalip Kuttubayev’in kaderi arasında tuhaf bir benzeşme var. İnsani yönü çok zayıf olan mevcut sistemin, dişleri arasında öğüttüğü yüz binlerce kurban arasında yer alanlardan birisi de Abutalip’tir. O da tıpkı ailesini bırakmak zorunda kaldığı Boranlı istasyonu gibi, bozkırın ortasında, karlar arasında kalmış ve fark etmenin neredeyse imkânsız olduğu bir unsurdur. Nitekim, en azından o dönemde kimse de onu ve uğradığı haksızlığı fark etmemiştir!
03.04.2006

Gün Uzar Yüzyıl Olur, “Kurumuş sel yataklarında, çırılçıplak kalmış vadi yamaçlarında av aramak büyük bir sabır işiydi.” cümlesiyle başlar. Aytmatov burada demiryolu civarında dolaşan aç bir tilkiyle giriş yapmıştır ama sanki bu av aramak tabiri romanın içindeki avcılara da bir gönderme niteliği taşıyor. Abutalib’in peşine düşecek olan KGB ajanı Tansıkbayev, Kırgızları ve diğer halkları avlayan komünist rejim, Nayman Ana’yı öldüren Mankurt zihniyet ve bütün insanlığı avlama peşindeki Amerikan-Rus ortak projesi… Hatta bu avcılar göz önünde tutulduğunda ilk baştaki tilkinin pek masum bir figür olduğu da söylenebilir.
03.04.2006

Genelde üstadın eserlerinin ilk cümlesi hikâyenin gidişatı ve sonu hakkında bilgi vermektedir. Tabii, bu durum yazarın şuurlu bir tercihi midir yoksa elma dalından uzağa düşmez minvalince, ilk cümlenin de kurgunun bir parçası olmasından mı kaynaklamaktadır bilinmez. Ancak görülen bir şey var ki, büyük ihtimalle ilk cümle ile hikâye arasında derin bir münasebet var. Mesela, bunun en baskın örneğini Beyaz Gemi’de görebiliyoruz. Romanın başlangıç cümlesi; “Onun iki masalı vardı.” Masal ve efsanelerle harmanlanmış olan, eseri unutulmaz kılan esas unsurlardan birisi de bu zaten… Birinci masal dedesinin çocuğa anlattığı –ki aşikâr olan bu! İkincisi ise okurdan gayri kimsenin bilmediği ve bizzat çocuğa ait olan masal… Belki de Aytmatov’un bütün eserleri içersinde en fazla zihne kazınan başlangıç cümlesi bu olsa gerek.
03.04.2006

Tanabay ile aslında kolhoza-devlete ait olan ama yine de sahibi sayılabileceği atı Gülsarı’nın müşterek maceralarının konu edildiği Elveda Gülsarı’nın girişinde bizi, “Yaşlı adam kırık dökük bir arabaya binmiş geliyordu. “ cümlesi karşılıyor. Bu adam Tanabay, bindiği kırık dökük arabayı çeken at ise Gülsarı’dır. Oysa, bir zamanlar ikisi de genç; arabaları da yeni idi… Ancak Tanabay o gençliğin de verdiği heyecanla pek çok yanlış yapmış biridir. Şimdi ise uğruna ömürlerini tükettikleri şeylerin aslında beyhude olduğunu idrak etmiştir. Zaten arabanın acınası haliyle de buna vurgu yapılmaktadır.
01.04.2006

Fethi Naci’ye hak vermemek elde değil; Ankara, Yakup Kadri’nin en kötü romanı… Milli Mücadelenin sadeliğinden sonra tenkit edilen İstanbul’un Beyoğluvari rezilliklerinin Ankara’da da görülmesinin eleştirilmesi gayet yerindeyse de Y.Kadri’nin ütopya Ankara’sında bile demokrasiye ya da halkın görüşlerine ehemmiyet vermeden, tepeden inmeci bir inkılap anlayışını savunması o kadar gereksiz!