Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Dr. Şerefettin Güler Tarafından Yapılan Yorumlar
günlük yazılardan derlenen kelepir kitaplardan biri. gerçi çoğu yerde suya sabuna dokunmamış ama yine de okunabilir. özellikle Adnan Kahveci hakkındaki tespitleri oldukça güzel. arada bir sıkılmadan çerez niyetine okuyabilirsiniz.
dahiyane bir kitap olmasa da oldukça kaliteli bir eser. Belki biraz gerileri anlattığı için daha da ilginç. özellikle sosyolojik tahliller çok başarılı. Yazar belki günümüz dünyasını da anlatan bir eserle karşımıza çıksa daha da faydalı olabilir. içerik ve fiyat karşılaştırıldığı zaman kesinlikle alınıp okunabilir. özellikle bir cümleyi sizinle paylaşmak isterim. "Entellektüel ve ideolog politikacı, muhalefette işe yarar. iktidarda bu kesimin sesi hiç çıkmaz....." ben de hep merak ederdim bazı insanların muhalefetteyken sesi çok çıkar da iktidarda neden çıkmaz diye. cümlenin devamı da oldukça ilginç bence mutlaka okuyun.
Belki şöyle bir cümle ile başlamak daha yerinde olurdu. Her devlet adamının başucunda olması gereken bir kitap. Belki. Kitap bin yıl öncesini anlatan bir kitap. değişen o kadar çok şey var ki. Ama gene de okunabilir mi derseniz kesinlikle okuyun. Hele İçinde anlatılan hikayeler kısmı çok güzel. son bölümde kadınlarla ilgili bir olay var ki çok ibret verici. ama beni en çok etkileyen yöneticilerin adil olması gerektiğine dair anlatılan bir şey oldu. Hz. Yusuf'u babasının yanına gömmek istiyorlar. o sırada Cebrail gelir ve der ki: "durun bakalım o önce yöneticilik yaptığı zamanın bir hesabını versin ondan sonra der". kısaca bir çok şey o güne göre değişmiş olsa da okunabilir. okuyun ve o sonda yazılan hikayeyi öğrenmek için dahi olsa okuyun. bir kadın kocası ve üç dilek olanı harikaydı bence.
Bazı şeyler vardır duyarsınız ama içinizden doğru değildir der ve geçersiniz. Taaa ki biri anlatana kadar. yada bir yerlerden okuyana kadar. hep duyardık Diyarbakır zindanlarında yaşanan vahşeti. gerçi yazar yüzeysel olarak anlatmış ama yinede o günlerde yaşanan atmosferi yansıtmak bakımından oldukça ilginç. İşin bir başka ilginç yanı ise işkence yapan askerlerin de büyük bir bölümü kürt oluşu. İnsana Mümtaz er türköne'nin Abant Platformunda bu yıl yaptığı bir açıklamayı çağrıştırıyor. " 2 Eylül döneminde Mamak cezaevinde kalan Mümtaz er Türköne hergün istiklal marşı eşliğinde koşturulduklarını İstiklal Marşını hergün okuttuklarını ve kürt askerlerce kendilerine dayak atıldığını söylüyor. üstelik Kendisi MHP davasından tutuklu. yani iş garip sadece örnek olsun diye yazdım. Ama Diyarbakır cezaevinde yaşanalar tek kelime ile ülkemiz için bir utanç tablosu. Gerçi hala ülkemizde işkenceden ölen insanlar var. Ve maalesef işkence yapanlar da insan!!!
Kitapları kategprize etsek şu kitap okunabilir bu kitap okunamaz dersek -ki bu birinci kategori olsun- bu kitap çok rahat okunabilir. hem de hiç sıkılmadan. hatta ikinci sefer dahi okunabilir. diyaloglar çok aşina hayatımıza. Ancak ikinci kategoriye de bazı kitaplar yaralı bazıları ise zararlı olmasa da bir fayda vermez dersek bu kitap ikincisine girer. yani pek bir yararı yok. bundan ne ders aldım desen hiç bir şey. zaten evlilik de herkesinözeli ve orjinalidir. ancak çok haksızlık etmemek babından küçük bir şey de dikkatimi çekti. "ben" dilini kullanma bu hakikaten önemli bir nokta. neticede okunabilir. ama ne öğrendim derseniz -bence ben dili- hemen hemen hiç bir şey. tüketim kültürünün tüketim kitabı ancak böle olur.