Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
dumlupınar Tarafından Yapılan Yorumlar
Mevlana'nın her hangi bir eserini değerlendirmek haddimiz değil fakat. mesnevi hakkında birşeyler söylemek istiyorum. Mesnevi'nin 5 cildini kütüphaneden alıp okuma fırsatım oldu. Bir cildini okuyamamıştım Yaklaşık 7 sene oldu Hep alıp baştan sona tekrar okumak istedim. Bu güne kısmetmiş, nihayet alabildim. Ben Abdülbaki Gölpınarlı'nın tercümesini okumuştum. Şefik Can tercümesinin en güzeli olduğunu söyledi birkaç kişi.
Ben mesnevi'de herkes için birşeyler olduğunu düşünüyorum. 6 yaşında çocuklara anlatılabilecek hikayeler de var, profesor ya da ilminde en yüksek noktalara gelmiş insanların öğrenebilecekleri şeyler de var. Yani Mevlana'yı biz anlayamayız seviyemiz yetmez diye düşünmeye gerek yok. EMİNİM Kİ HERKES MESNEVİ DE KENDİ SEVİYESİNE UY BİR ŞEYLER BULACAKTIR. BU BÜYÜK ESERİN BU FİYATA SATILMASI DA BÜYÜK NİMET.
Ölümünün üzerinden 100 yıl bile geçmemiş olan Mehmet Akif'in eserinin altında bir çevirmen ismi ile karşılaşınca çok üzüldüm. Hele Mehmet Akif' in kişiliği hakkında anlatılanları okuduklarımı düşününce üzüntüm daha da artıyor. Mehmet Akif Türkçe yazdığı eserinin bir gün Türkçe'ye çevirileceğini bilse ne yapardı acaba...
Kolaycılıktan bedavacılıktan ne zaman kurtulacağız? Sözlük denilen bir şey var, kitabı okurken yanımıza alıp bilmediğimiz kelimelere bakıp öğrensek kötü mü olur. İlla herkesin bildiği kelimelerle mi kitap yazacağız. okuduğumuz zaman yeni bir kelime, yeni bir kural öğrenmeyeceksek niye okuyoruz?
Galiba Oktay Sinanoğlu'nun söylediği gibi, anlamadıklarımızı ata ata dilimiz tarzancaya dönecek.
Baştan gerken ilgini yarısını bile görmediğini söylemeliyim. Eser denilebilecek hiçbir kitabı olmayan insanlar nobele aday gösterilirken...
Ben Vedat Türkali'nin eserlerinin batı klasiklerinden eksiği olmadığını düşünüyorum
Belki biraz fazla argo sözler kullanması sakıncalı görülebilir ancak bu da anlatımın doğal olması açısından faydalı da görülebilir.
Benim hoş görmediğim şey, yazar kelimelere sansür koymuş sanki; mesela "zengin" kelimesi bütün halkımızın kullandığı bir kelime olmasına rağmen yazar bütün kitap boyunca onun yerine "varsıl kelimesini kullanmış. Buna benzer onlarca örnek söyleyebilirim. Yazarın dürüst bir sosyalist -belki kominist demek daha doğrudur- olduğunu kendi konuşmalarından biliyorum. Kitapta olayları ideoloji penceresinden bakmadan yazmaya çalışmış ama kelimelerimize yaptığı bu kıyım olmasaydı keşke. Bu tür yaklaşımlar dililmizi yıpratıyor.
Ben Orhan Veli'yi Türk şiirinin bozulmasına ve basitleşmesine yolaçan birisi olarak değerlendiriyorum. Şiirlerinin çoğunun da şiir denilecek formda olmadığını düşünüyorum. Türk milletinin kolay tüketime alıştırılması, sadece tüketen bir toplum haline gelmesinin bir uzantısı olarak görüyorum. Belki on yıl süren savaşlardan sonra Türk toplumunun aydın kesiminin yok olması Orhan Veli gibi şairlerin meydana çıkmasına sebep oldu fakat hala bu kadar ilgi ve itibar görmesini anlamakta zorlanıyorum
derin devletle ilgili yorum yapanlar, kitp yazanlar sanki herşeyi biliyormuş gibi konuşuyorlar. birincisi derin denilen şey bu kadar biliniyorsa, derinliği nerede kaldı? ikincisi çok zaman acımasız işler yaptığı söylenen bu derin devlet hakkında nasıl bu kadar rahat konuşulabilinir. Çok kişinin aklına bu konuda yazanların konuşanlarında derin oldukları geliyor.
Ben derin devlet konusunda yazılıp çizilenlerin hiçbirisine inanmıyorum. Eğer bir derin devlet varsa kendisini bu kadar yıpratacak işlere izin vereceğini zannetmiyorum. Zaten piyasada bu kadar çok yayın olmasına rağmen çoğu birbirinin tekrarı ve hemen hepsi birbirleerini dipnotlerında, referanslarında gösteryorlar. Konuya gerçekten kaynak olacak çok az bilgi var. bunlar da bazı teşkilatlardan sızdırma gerçekten sızma mı bunlar yoksa bilinçli bir yanlış bilgilendirme mi analmak imkansız
Son olarak; Kazım Karabekir İstihbarat adlı kitabında "Her duyduğunuza inanmayın ve duyduğunuz her şeyi yaymayın diyor" Bunu istihbarata karşı koyma ilkelerinden vazgeçilmez bir ilke olarak söylüyor.
Ben de her okuduğunuza inanmayın, okuduğunuz her şeyi yaymayın diyebilirim. Türk Milleti bilimsel şüpheciliği öğrenmelidir