Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
dumlupınar Tarafından Yapılan Yorumlar
Soner Yalçın kafa karıştırmaktan ve yanlış bilgilendirme yapmaktan ne zaman vazgeçeçek acaba. Mevcut doğrulardan hareket ediyor ancak zorlama yorumlarla bilimsel olmayan yöntemlerle sanki yeni doğrulara ulaşmış gibi yapıyor. Bu kitabı okuduktan sonra acaba bende mi Sebatiyistim demekten kendimi alamadım. Ayrıca kitabın satır aralarındaki anafikir çok vahim. Masa 4 ayaklıdır, keçi de 4 ayaklıdır, keçi canlıdır, o zaman masa da canlıdır. Kitabın hemen tümünde bu mantık var. Sonuçta yazar Atatürk'e hangi sıfatı yakıştırıyor söylemiyor, Gayet ustaca bize satır aralarını okutuyor. Felsefe ve mantık biliminin hemen hiç okutulmadığı memleketimizde bu tür kitapları tehlikeli görüyorum
Bir misyonerin hatıralarından belki Türkiye de Müslüman halkın zararına yaptığı işleri anlatması beklenebilir.Oysa bu kitapta yapılan şey Merzifon'da kurulan misyoner okulunun faaliyetlerine devam niteliğinde. Misyoner yazar anılarında da işne ddevam ediyor. Gerçİ kitabın başında çevirenin yaptığı 100 sayfalık bilgilendirme notları var ama okuyanın sağlam kaynakları yanına almadan okumasını tehlikeli görüyorum
Kitabı tavsiye üzerine ve aynı zamanda uzun zamandır bu tür eserleri okumadığım için, kafamı dinlendirmek umuduyla okudum. Doğrusu çabuk tüketilebilecek, insanı yormayan bir kitap. bu yönüyle kitap okuyamıyorum, sıkılıyorum diyenlere tavsiye edebilirim.
Fakat kitaptan gıda almak isteyenler hayal kırıklığına uğrayabilir. Çerez niyetine okunabilecek bir kitap. Bir kere olay var ama zaman ve mekan kavramı hemen hemen hiç yok. anlatımı ise çocukluk zamanlarımızda yaptığımız yırtma yapıştırma resimlere benziyor. Biraz mafya dizilerinden, biraz Soner Yalçın kitaplarındanve çoğunlukla Amerikan filmi konuşmalarından yırtılıp yapıştırılmış ve bir kitap oluşturulmuş. Devletin istihbarat teşkilatını bir aile şirketine dönüştürmek için çok çaba harcanmış hakkını yememek lazım
Erdal Özkan askerlik anılarını yazmış. bence çoğumuzun askerlik yapmış olması, terörün hala bir tehdit olması bu kitapla ilgilenmek için sebep oluşturuyor. Ancak bunları söylerken yazarın dilinin hoşluğunu gölgede bırakmamak gerekir. hikayelerin sade bir dille yazılmış olması onların değerini azaltmıyor. Hatta daha da kıymetli hale getiriyor. Berak su gibi... Ben Ömer Seyfettin'e benzettim yazarı. Önemli bir şey de çok hassas bir konuda yazdığı bu hikayelerde, kimseyi kıracak biifadesi yok. hiç bir grup ya da kişi hedef alınmamış. Ömer Seyfettin'in Bulgarlara esir olması onun yazarlığına nasıl katkı yapmışsa; güneydoğu hatıraları da Erdal Özkan için benzer etkilere yol açar diye umuyorum. İnşallah başka hikayelerini de okuyabiliriz. "Vatanım için ölürüm, fakt borcum yaşamaktır."demiş şair. Galiba Tevfik Fikret' ti Erdal Özkan vatani sağ salim tamamlamış. Böyle kitaplar yazarak vatan için yaşamaya devam edebilir diye düşünüyorum. VATAN UĞRUNA TOPRAĞIN KARA BAĞRINA BİR GÜL BAHÇESİNE GİRERCESİNE GİRENLERİ SAYGI VE SEVGİYLE ANIYORUM...
Mustafa Armağan Abdülhamit hakkında bir Çok kaynağı inceleyerek bu kitabı meydana getirmiş. Fakat Abdülhamit muhalifleeine cevap biçiminde yazması hoş olmamış. Ayrıca buün siyasi etkinliğini sürdüren insanlarla kıyaslamalar yapması da hoş olmamış. Kitabın başında seçimini bilimsel bir çalışmadan yana yapmayı tercih etseydi keşke. Abdülhamit Han'ın yaptığı işlerin kıymetini günümüzde kimse inkar edemez. Yazarın seçimini akademik bir çalışmadan yana yapmayışının sebebini, onun da Abdülhamit'in adından yararlanmaya çalışmasına yoruyorum. Tıpkı bahsettiği muhalif aydınlar gibi. Keşke Çokça araştırarak yazdığı bu eseri tarafsız bir gözle yazdığına bizi inandırabilseydi