Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Adem Artan Tarafından Yapılan Yorumlar

04.07.2010

İnsanların zevkleri peşinde ne kadar küçülebildiğini, ferdî hataların nasıl da toplu yıkımlara sebep olduğunu gösterirken gençlere ders vermeyi amaçlayan klasik bir Peyami Safa kitabı.
Dünden bugüne eski ile yeninin, ideallerle menfaatlerin kavgasına çarpıcı bir örnek.
29.06.2010

Türk demokrasisinin emekleme dönemi olan 1946-1950 arasını özellikle mercek altına almış olmakla birlikte Türk demokrasisinin Osmanlı geçmişini de ihmal etmeyen ve alt başlığındaki temelleri de büyük bir vukufiyetle inceleyen Kemal Karpat, ustalığını yine konuşturmuş. 1958'e kadar olan olayları inceleyen Karpat'ın tespit ve özellikle tavsiyeleri o dönem için zamanını aşan nitelikte. Kitabın bibliyografyasının geniş olması ve Kemal Karpat'ın bir Türk olmakla beraber olaylara soğukkanlı yaklaşıp tarafgirlikten uzak olması kitabın okunmasını gerektiriyor. Buna bir de Kemal Karpat Hoca'nın dönemin canlı şahidi olmasını da eklediğinizde kitabın değeri kendiliğinden artıyor. Karpat Hoca, demokrasinin Türk toplumu için öneminin altını özellikle çizerken Türkiye'nin siyasi yapısına olduğu kadar sosyokültürel yapısına da ışık tutuyor, eleştirel yaklaşımlarla birlikte takdirkâr tespitler de yapıyor.
18.06.2010

Dostluğun, fedakârlığın ve sadakatin gücünü gösteren güzel, güzel olduğu kadar da çarpıcı bir roman. Zamanında yapılmayan, yapılamayan doğruların katlanarak nasıl da büyük yanlışlara, acılara kapı araladığını ve bu büyük yanlışları düzeltmek için harcanan insanüstü çabalar; bunun insanın vicdanını rahatlatması, sağaltması.
Güzel ve çarpıcı bir kurguya eşlik eden sürükleyici bir üslup.
İnsanın ne yaparsa yapsın geçmişinin onu her zaman, her yerde izlediğine dair hoş bir kitap.
11.06.2010

Bir ucunda sivillerin, diğer ucunda ise askerlerin olduğu bir tahteravillide gidip gelen bir Türkiye'de siyasetin dar ve dolambaçlı sokaklarında güncel bir zaman yolculuğu yapmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız. Askerin zihniyet dünyasına, bu ülkede siyasetçi olmanın zorluğuna özellikle 28 Şubat sürecinden bugüne çok çarpıcı bir ışık düşüren bu kitap, size 1997'den bugüne bir zaman yolculuğu yaptırıyor. Bitmeyen darbe teşebbüsleri, askerlerin olduğu kadar sivillerin zihniyeti üzerinden Türkiye'nin kronik hale gelmiş yetki sorunlarına değiniyor Hasan Cemal.
1997'den bugüne uzanan süreci büyüteç altına almakla birlikte darbe geleneğinin İttihat ve Terakki'den başlayarak 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül'den günümüze uzanan hikayesine ve sebeplerine de eğilen Hasan Cemal, özellikle Özal döneminden başlayarak günümüze uzanan süreçte asker-sivil ilişkileri üzerine mutlaka okunması gereken bir kitap yazmış.
Vakti zamanında yazdığı gazete yazılarından ve akademisyenlerden yaptığı alıntılar, naklettiği hatıralar kitabı daha zevkli ve sürükleyici hale getirmiş.
Kitabı okurken hem ürperecek, hem korkacak, hem sevinecek, hem de nasıl bitirdiğinize şaşıracaksınız. Bir Hasan Cemal klasiği yani.
30.05.2010

"Saraydan Sürgüne" adlı romanıyla tanınan Kenize Murad, söyleşilerden oluşan bu kitabında sadece İslâm âleminin değil, insanlığın da en büyük sorunlarından, kanayan yaralarından biri olan Filistin meselesine her iki taraftan insanların tanıklıklarıyla çarpıcı bir ışık tutuyor. Filistinlilerin yaşadığı akıl almaz işkenceler, haksızlıklar, özellikle İsrailli yerleşimcilerin ve askerlerin insanlık ve onunla ilgili her şeyden ne kadar da uzak oldukları yanında dindaşlarının yaptıklarının insanlıkla ve yahudilikle bir ilgisinin olmadığını söyleyip bu uğurda onlara karşı Filistinlilerin yanında mücadele eden -sayıları her ne kadar çok az olsa da- hahamından avukatına İsrail ve Filistin toplumundan değişik ve uç örneklerle yapılmış söyleşiler.
Kenize Murad'ın söyleşilere fazlaca yorum katmayıp genellikle olduğu gibi aktarması, dilinin sadeliği ve akıcılığı kitabı bir çırpıda okumanızı sağlıyor. Bu kitapla sadece Filistin toplumunu, azmini ve mücadelesini değil, İsrail'in de kendi içinde nasıl bölünmüş bir toplum olduğunu, İsrail'deki yahudilerin psikolojisini, siyasetçilerin ve medyanın olayları nasıl da çarpıtıp insanların beyinlerini yıkadıklarını ve önyargılarını iyice kökleştirdiğini örnekleriyle anlıyorsunuz. Kitap altı çizilecek satırlarla dolu.
Kitabın sonuna eklenen "İntikam Ahlakı" adlı kısa bölüm, çocuğu Filistinlilerce kaçırılıp öldürülen İsrailli bir babanın İsrail hakkında yaptığı acı tespitlerle dolu.
Bu kitap okunmadan İsrail-Filistin meselesi anlaşılamaz, çünkü sıradan ama büyük acılar yaşamış insanların duygularını olanca yalınlığıyla, iç parçalayan yanlarıyla bu kitapta okuyorsunuz.