Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Adem Artan Tarafından Yapılan Yorumlar

05.11.2007

Gurbet herhalde ancak bu kadar çarpıcı ve güzel anlatılabilir.
Karay'ın 150'liklere katılarak sürgüne gönderilmesinin edebiyatımıza büyük katkısı olmuş. Siyasi bir karar, edebî bir harikaya kaynaklık yapmış.
Özellikle "Eskici" hikayesi harika. Gurbet en yakıcı ancak bu kadar anlatılabilir. Bir de Balkan Savaşlarının ne demek olduğunu yine en yakıcı ve yaralayıcı şekilde anlattığı ve insanın gözpınarlarını kurutan "Gözyaşı" adlı o kısa ama kısalığıylaters orantılı vurucu hikayesi yok mu! Her okuyuşumda içimden bir şeyler kopar, gitmediğim Balkanları kendi vatanım sayarım.
20. yüzyıl Osmanlısına ve Türkiyesine sosyal açıdan ışık tutan usta işi hikayeler. Kısa ama bir aynı oranda da etkileyici hikayeler. Diğer hikayeler de güzel olmakla birlikte "Antikacı" da Ortadoğu'da özellikle İngilizler tarafından hangi oyunların çevrildiğine farklı bir açıdan ışık tutuyor. Her bir hikayesi, dönemine çeşitli açılardan göndermeler yapan edebi, siyasi, sosyolojik ve psikolojik yönleri ağır basan hikayeler.
05.11.2007

Refik Halid Karay, bu eserinde bence Anadolu insanının özelinde insanların bencilliklerine, menfaatperestliklerine, hodgamlığına gönderme yapıyor. "İşte bir dönemin Anadolu'su ve Türk insanı böyleydi." demek bence zorlama olduğu kadar da kolay bir yorum olur. Yazıldığı dönemi itibarıyla, ki 1918-20 aralığından bahsediyoruz, 1. Dünya Savaşı yeni bitmiş, insanlar bir taraftan yenilginin manevi/psikolojik baskısı altında iken diğer yandan da her şeye rağmen hayatlarını idame ettirme gibi insanî bir derdin cenderesinde sıkıştıkça sıkışıyorlar. Böyle bir ortamda menfaatperest insanların çoğalması kadar bazı insanların da bazı değerlerden istemeyerek de olsa taviz vermek zorunda kaldıklarını yine O'nun "Bir Saldırı" adlı hikayesinden öğreniyoruz. Özellikle bu hikayesi beni çok etkiledi. Mondros Mütarekesi sonrası Türk toplumunun ve askerinin nasıl bir halet-i ruhiyeye sahip olduğunu gösteren çok çarpıcı bir hikaye.
Diğer hikâyelerini de "Anadolu gerçeği ve insanı işte bu minval üzere!" diye okumak yerine bazı olağanüstü şartların kim olursa olsun insanları nasıl alçalttığını, onları menfaatlerine nasıl da esir yaptığını öğrenmek açısından faydalı bir eser.
Refik Halid Karay'ın bu eseri de yaşanılan o olağanüstü dönem ve Anadolu üzerinden "insan gerçekliği"ne ışık tutuyor. Burada yazılanları o döneme sadece BİR AÇIDAN ışık tutan hikayeler olarak görüp genele teşmil etmemek lazım. Yoksa İstiklal Harbini gerçekleştiremezdik.
Refik Halid, dönemine o zamanlar sıkça yaşanan insanî zaaflar üzerinden eğilmiştir. O'nun eserlerini okurken bence bu hususu gözönünde tutmak lazım. Ama fotoğrafın hepsi bundan ibaret değildir ve bunu da bilmek lazımdır.
05.11.2007

Yine bir Mustafa Armağan klasiği.
"Bildiğini zannetmek, bimemekten daha kötüdür." Sayın Armağan, bildiğimizi zannettiğimiz -ne kadarını bildiğimiz de şüpheli ya- Osmanlı'ya yine farklı; ama bir o kadar da çarpıcı açılardan, yani ezber bozan ışıklar düşürmeye devam diyor. İyi de ediyor.
Kitabın ilk bölümü Osmanlı ile iç içe sıkı bir tarih felsefesini içeriyor. Sadece şu başlık bile bence bu kitabın okunulmasını gerekli kılıyor: "Bana tarihini anlat, sana kim olduğunu söyleyeyim!"
Osmanlı'ya, daha doğrusu bildiğimizi sandığımız gerçeklere farklı açılardan bakıp ezber bozmak isteyenlere hararetle tavsiye edilir.
Kitabı okuduktan sonra karşınıza daha farklı, daha insani ve daha sıcak bir Osmanlı manzarası çıkacak. Tabi bunun da Osmanlı'nın hepsi değil, bir bölümü olduğunu bilmek şartıyla.
13.10.2007

Gelmiş geçmiş hemen hemen bütün önemli milletlerin tarihlerinden çarpıcı olayların derlenmesiyle oluşturulan bir seçki. İçinde çok ilginç bilgiler olmasının yanı sıra her olayın kaynağının da belirtilmesi takdire şayan. Sürükleyiciliği de cabası. Tarih meraklılarına, öğretmenlerine özellikle tavsiye ederim.
09.10.2007

Ruh ve gönül mimarlarımızdan Yunus Emre hakkında kısa; ama doyurucu bir biyografi. Özellikle Yunus ile ilgili belli başlı rivayetlerin yanında O'nun hayata ve sanata bakışı çok güzel şekilde belirtilmiş.
Kitapta Yunus'un şiirleri eski Türkçe ile yazılmış. Her ne kadar bu haliyle de anlaşılıyorsa da yanına bugünkü Türkçe ile veya eski kelimelerin günümüzdeki karşılıkları da yazılsa iyi olurdu. Yunus'u biraz daha ayrıntılı tanımak isteyenler için iyi bir başlangıç kitabı.