Toplam yorum: 3.285.048
Bu ayki yorum: 6.574
E-Dergi
Necmi Çoban Tarafından Yapılan Yorumlar
İki Genç Kızın Romanı, ya da olması gereken ismi ile İki Genç Kızın Zırvalıkları okuyucuya hiçbir şey vermeyen; bilakis ondan birşeyler koparmaya çalışan bir kitap. Perihan MAĞDEN'in niye kendini zahmete sokarak böyle satırlar karaladığını sorup öğrenmek lazım. İçinde her türlü kötü alışkanlık ve ahlaksızlık olan böyle bir eser niye yazılır; anlaşılır iş değil! Genç kızlarımızın sigara, içki, fuhuş ve kötülük adına ne aranırsa bu kitapta bol bol bulunuyor. Ayrıca yazar herhalde dilbilgisi dersleri de görmemiş! Bu kitabı okumayı düşünüyorsanız hemen bu düşüncelerinizden kurtulmanızı öneririm.
Türk-İsrail Gizli Savaşı ismini taşıyan bu kitap geçen aylarda yaşanan Amerika-Türkiye krizi ile daha da bir değer kazandı bana göre. Kitapta yazılanlara bakıp da onu toplatma kararı alanları bu olaydan sonra görmek isterdim. Ülkeler arasında dışarıdan ne kadar da dostuz deseler yaşanan soğuk savaş zaten bilinçli kişilerce bilinip dile getiriliyordu. Yazar cesurca çıkarak bunları kaleme alarak; hem de belgeleriyle kaleme alarak önemli bir mmisyonu yerine getirmiştir. Yazarı ve kitabı eleştirenlerin daha iyi bir çalışma ortaya koyduktan sonra bunu yapmalarını beklerim. Yoksa ağızlarını açmaya hakları yok. Acı gerçekleri ve gizli mücadeleyi öğrenmek istiyorsanız ve hala bu kitabı okumadı iseniz o zaman daha fazla geç kalmayın derim.
Araştırmacı, gazeteci ve yazar Mustafa ARMAĞAN'dan tarih alanında çok hoş bir eser : İnsanlığın Son Adası Osmanlı. İsmini kitabın kapağını süsleyen ve padişah Abdülaziz'in bastırdığı madalyondan alan kitap yazarın tarih bilimi ile ilgili açıklamaları ile başlıyor. Burada cidden önemli noktalara parmak basan yazar okuyucuyu da ilerideki sayfalara hazırlamayı amaçlamış. Özellikle haritacılıkta yapılan sahtekarlıklar akıllara durgunluk verecek cinsten. Kitapta genel olarak verilmek istenen tarihin nasıl tarih olacağı. Yani gerçek tarih nasıl oluşturulur ve nasıl okunur? İşte bu soruları yanıtlayan yazar tarihte kasten yanlış gösterilen olaylara da parmak basmış. Bir kaç örnek vermek gerekirse Patrona Halil isyanı, Lale Devri, Osmanlı'nın gerilemesi ve II. Abdülhamid bu bağlamda ele alınan konular olmuş. Kitapta sanki daha sonra çıkacak ve bu eseri tamamlayacak bir eserin havasını sezdim. Zaten tarih okumalarına ve araştırmalarına kendini iyiden iyiye kaptırdığını söyleyen yazarın bundan sonra durmayacağını bilmek için kahin olmak gerekmez. Zaten yazarın daha önceden çıkarttığı altı-yedi tane daha tarih konulu kitapları var. Artık bundan sonraki hedefim yazarın bu kitaplarını temin ederek okumak olacaktır. Sizlere de akıcı üsluba sahip bu yazarı tavsiye ederim.
Roman türündeki ilk kitabı olan Afrikalı Leo'dan sonra yazar bu sefer de sıra Selçuklular'a gelmiş diyerek onlara giydirmeue başlamış. Bu arada büyük devlet adamı Nizamülmülk'e de dil uzatmaktan geri kalmamış. Tam bir oryantalist zihniyeti ile olaylara yaklaşan yazardan da zaten ancak böylesi beklenebilirdi. Tarihi roman yazacaksan ya gerçekleri yazar, onlara kendi kahramanlarını yan öğe olarak koyarsın; ya da gider kendi tarihin ile dalga geçersin. Adamın ele alacağı şanlı bir tarihi olmadığı için biz Türkler'in şerefli geçmişine hiç de çekinmeden girmesi affedilir bir şey değil! Ben bunu kendi tarihi olmayan bir ulusun uluyan bir ferdinin yazıları olarak yorumluyorum. Bence önce tarihi doğru kaynaklardan öğrensin, sonra da nasıl adam akıllı tarihi roman yazılırın eğitimini alsın. Ondan sonra çıkıp ben tarihi roman yazdım desin. Bence bu adam Türk düşmanlığı yapıyor. Hem de gizli değil, açıktan açığa. Tamam Ömer Hayyam, Nizamülmülk, Hasan Sabbah bir araya getirilebilir bir yere kadar ama tarihi gerçekleri sapıttırmanın bir anlamı yok. Keşke tarihimiz ile ilgili doğru içerikli romanların daha çok reklamı yapılsa da okuyucu da bu tip eserlere yönelse.
Gazeteci, yazar Ahmet RASİM'den devrinin olaylarına ışık tutan makalelerden oluşan eserinin adı Ciddiyet ve Mizah. Bir ara gazetesinde de Cidd ü Mizah adını köşesinin başlığına taşıyan yazar daha sonra 57 yazıdan oluşan kitabınaa da bu ismi vermiş. Yazıların çoğu zamanın gazetelerinden Tasvir-i Efkar'da çıkmış. Balkan Savaşı sonrası olduğu için yazar özellikle savaş ve etkileri üzerinde durmuş. Bulgarlar'ı sıklıkla örnek vermesi de dikkat çekici bir husus.