Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hislipalyaco Tarafından Yapılan Yorumlar

07.05.2007

uğradığı iftira sonucu ondört yıl İf şatosuna hapsedilen denizci Edmond Dantes'in kendisine iftira atanlardan aldığı intikamın öyküsü.Dantes nişan gününde tutuklanır,İf şatosunun zindanına hapsedilir.Geride yaşlı babası ve sevgilisi Mercedesi bırakarak.
zindanda tam herşeyden umudu kesmişken Rahip Farya adındaki tutukluyla tanışır.Farya Dantes'e tüm bildiklerini öğretir.yıllar sonra Dantes İf şatosundan kaçmayı başardığında Rahip Farya'nın Monte Kristo adasındaki gömülü hazinesine ulaşır ve artık o fakir Denizci Edmond Dantes değil Monte Kristo kontudur.bundan sonra intikamı için yaşar ve hepsi birbiriyle bağlantılı olaylar silsilesi başlar...
Çok severek okudum,600 sayfa olması ve yazı boyutunun küçük olmasına karşın anlatım akıcı ve sürükleyici olduğu için kısa zamanda okunuyor.Morrelleri,
Valentine'i,Heydi'yi,Albert'ı sevecek; Kadrus,Vilför,Ferdinand ve Danglars'ı bekleyen kötü sürprizlere şaşacaksınız.okunması gereken çok güzel bir klasik.
03.05.2007

sevelim ya da sevmeyelim ama Ümit Yaşar'ın iyi bir şair olduğu muhakkak özellikle de taşlamalarının olduğu bu kitabı oldukça başarılı ve komik.şairin kaleminden herkes nasibini almış.politik taşlamalardan tutun da doktorundan öğretmenine,müteahhitinden kapıcısına,sporcusuna,avukatından,çiftçisine
öyle geniş bir yelpazede iğnesini batırmış ki bir yandan gülüyor bir yandan da hak veriyorsunuz şaire.Sezen Aksu'dan dinlediğimiz Namus şarkısının da şairi kendisidir ayrıca.Yine kitap da İntihara Yergi gibi,Kebuter Hanım gibi,İstanbul'un Kızları gibi,Bir Politikacı Konuşuyor gibi,Sadrazam gibi komik ve düşündürücü şiirleri bolca mevcut.taşlama türünü sevenlere fikri ne olursa olsun tavsiye edilebilir çünkü kaleminin ucunun değmediği,iğnesini batırmadığı hiçbir şey kalmamış denilebilir:-)
02.05.2007

kitap bir akaid kitabı.iki ana bölümden oluşuyor;imanın temel esasları ve iman ve islamla ilgili temel konular.imanın temel esaslarında imanın altı şartını oldukça güzel ve detaylı bir şekilde anlatıyor,özelikle esmaül hüsnayı güzel bir şekilde anlatmış.ikinci bölüme gelince;önemli konu başlıkları altında merak ettiğimiz ve bilmemiz gereken konulara yer vermiş.elest bezmi,imanın sıhhatinin şartları,yakin ilmi,vesvese, şirk,maddenin putlaştırılması gibi önemli konuları güzel bir şekilde anlatmış.
Kitabın kapağında düz yeşil zemin üzerine Allah yazısı var,çok estetik düşünülmüş bir kapak olmuş.kısacası içiyle dışıyla güzel bir kitap.
02.05.2007

Namık Kemal'in "uyanış" anlamına gelen İntibah romanı aşk-nefret-intikam üçlemesi içinde Ali Bey'in yaşadıklarını, en sonunda çok geciken uyanışını anlatıyor.Konu itibariyle başlarda Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası romanına benzese de (İkisinde de kahramanlar Çamlıca'da mesire yerlerinde gezerken karşılaştıkları hafifmeşrep kişilere aşık oluyorlar) İntibah'da daha çok olay yaşanıyor.aşklar,yalanlar,intikamlar.Ali Bey, kötü ahlaklı Mahpeyker'e aşık oluyor.Annesi onu bu durumdan kurtarmak için ona Dilaşup adında bir cariye alıyor.Mahpeyker'in oynadığı oyunlarla Ali Bey Dilaşup'tan şüphelenip onu evden kovuyor.Daha sonra Ali Bey'in sıkıntılı günleri başlıyor,önce annesini kaybediyor sonra kendisini de ölüme götürecek olaylar silsilesi başlıyor.Türk filmi tadında bir kitap.dili kolay ve anlaşılır.
Kitabın basımına gelince;diğer yayınevlerinden çıkan benzerlerine göre daha fazla sayfa sayısı var çünkü oldukça büyük puntoyla yazılmış.nerdeyse okumayı yeni öğrenenler için yazılmış denecek boyutta büyük yazılmış.onun haricinde iyi sayılır.klasik sevenlere tadımlık bir kitap olduğunu belirterek tavsiye ederim.
01.05.2007

Goethe'yi önce Avrupa'da,sonra bütün dünyada tanıtan ilk romanı Werther, genç şairin başından geçmiş bir aşkın verdiği ilhamdan doğmuştur.Goethe, Strasburg'dayken,Charlotte(ya da kısaca Lotte) adında bir kızı sevmişti.Sonradan Werther'in kadın kahramanı olan Lotte,gene romandaki gibi,nişanlıydı.Bu elbette ki Genç Werther gibi genç Wolfgang'a da büyük ıstırap veriyordu.Yalnız o sırada (1772'de) Wetzlar'da Jerusalem adında bir delikanlı aşk yüzünden canına kıymasaydı, belki de Goethe böyle acıklı bir roman yazmayacaktı,Çünkü o aşk yüzünden kendini öldürmeyi hiçbir zaman düşünemezdi.Goethe,ıstırabını ağır vakarı altına gizlemesini bilmiş,hatta Lotte ile nişanlısı Kestner evlenirken onların nikah yüzüklerini kendisi alıp hediye etmişti.Yalnız,Jerusalem adındaki delikanlının çaresiz bir aşk yüzünden canına kıyması olayı o sırada bütün Almanya'yı öylesine titretmişti ki Goethe,kendi ıstıraplarını dile getirip bunu gerçek bir olaydaki sonuçla birleştirerek Farnkfurt'a döndükten sonra, Die Leiden des Jungen Werther (Genç Werther'in Istırapları)'i yazmaya başladı...
Werther'in aşkı, şartsız;yani,kendinden başka bir kanun tanımıyor.Werther,utanabileceği,kendini koruyacak sorumluluğunu duyabileceği bir toplum içinde yaşamıyor.Aşkın etkisiyle kendinden geçen genci ne bir dost, ne bir aile, ne de yurdu,hatta din kendine bağlayamıyor.Onun aradğı tek şey "sevgilisi ile ilişki kurabilmesi".Buna da imkan olmadığı için bu dünyadan ayrılmaya karar veriyor.
Alman edebiyatının dünyaya armağanı...