26 Ocak 2008 tarihinde Beyoğlu’nda ki Tarık Zafer Tunaya kültür merkezinde “30, vefat yıldönümünde büyük tarihçi Osman Turan” adlı bir anma toplantısı düzenlenmişti.Oturum başkanlığını Prof dr İsmail Kara’nın yapmış olduğu bu toplantıda çok değerli akademisyenler,Osman Turan hoca hakkında açıklamalar yapmıştı.Oldukça faydalı bir toplantı olduğunu söyleyebilirim.Osman Turan üzerine bir eser yazmış olan prof dr Ali Birinci,çok değerli bir tarihçimiz olan ve heterodoks İslam anlayışı üzerine çalışmaları ile meşhur hocamız prof dr Ahmet Yaşar Ocak ve iki tane de Doç. Doktor’un katılımı ile Osman Turan hayatı ve eserleri ile anılmıştı.Bu okuduğum kitap da o toplantı sonunda katılımcılara hediye edilmişti.
Selçuklular tarihi ve Türk-İslam medeniyeti ismini taşıyan eseri iki ana bölümde mütalaa edebiliriz.Birinci bölüm Selçukluların tarih sahnesine çıkışları ve çöküşlerine kadar olan siyasi tarihlerini içeriyor.Her siyasi tarih de olduğu gibi bu bölümde oldukça sıkıcı fakat tarih seven bir insan için katlanılmaya değer bir sıkıntı.İkinci bölüm ise Selçukluların medeniyet tarihini içeriyor ve okuması oldukça zevkli.Tabi her medeni tarih gibi..
Selçuklu siyasi tarihi konusunda çok derin bir bilgi sahibi olmadığım için ve Osman Turan hocanın da objektif bir bilim adamı olduğuna inandığımdan,kendimi bu eserden istifade etmiş birisi olarak kabul ediyorum.Fakat aynı duyguları medeni tarih ve fikir yönünden söylemem mümkün görünmüyor.Onun içindir ki;Osman Turan hocaya bazı noktalarda eleştirilerimi yöneltmek istiyorum.Tabi ki Osman Turan hocanın okuyucu kitlesini göz önüne aldığımızda benim bu eleştirilerimi haksız bulanlar da olacaktır.Ve yine her zaman olduğu gibi haksız bir taarruza uğrayacağımı bilerek eleştirilerimi yapmak istiyorum.Amacım büyük bir tarihçiye hakaret değil sadece bazı doğru bildiğim noktalara temas etmektir.
Osman Turan hoca,kitabının 63 68 ve 390, sayfalarında Türklerin İslam dan önceki dinleri olan Şamanizm’in de tek tanrı inancını benimsediğini ve cennet ve cehennem inançlarının bulunduğunu söylemektedir.Bu inanç dolayısı ile de İslam’ı daha kolay bir şekilde kabul ettiklerini söylemektedir.Bu tespite katılmak mümkün değildir.Türklerin İslam dan önceki dinleri olan Şamanizm’in tek tanrı inancı ile uzaktan yakından alakası yoktur.Şamanizm de Animizm,Fetişizm ve Natüralizm gibi Tevhid ilkesi ile bağdaşmayan ve bağdaşması mümkün olmayan inanç türleri mevcuttur.Ayrıca Şamanizm içerisin de Totemist ve Politeist unsurları da barındırmaktadır.Hal böyle olunca Şamanizm’in İslam da ki Tevhid akidesi ile uzak yakın bir bağlantısının olmasını düşünmek muhaldir.Ayrıca Şamanizm de ki öte dünya inancı da çok farklıdır ve bir cennet,cehennem inancı kesinlikle mevcut değildir.
Osman Turan hoca,sayfa 180 de Malazgirt savaşını anlatırken “Hepsi Türk İslam mefkuresi uğrunda birleşmiş ve mağlubiyet halinde akıbetin büyük tehlikeler ile dolu olduğunu kavramış askerler idi.” Tespitinde bulunuyor ki buna katılmak mümkün gözükmüyor.”Türk-İslam mefkuresi” tabiri bırakın 1070’li yıları daha 20, yüzyılda ortaya atılmış bir fikirdir ki bunu Alparslan ve askerlerine mal etmek oldukça büyük bir haksızlık olur.Ayrıca hoca sayfa 178 de Malazgirt savaşına Mervanilerden 10,000 gönüllü Kürt askerinin de katıldığını söylüyor.Bu da hocayı kendi içerisin de bir çelişkiye düşürmektedir.Ve yine sayfa 447 de ki bir tespitte bunu daha fazla açığa çıkarıyor.sayfa 447 de hoca şöyle söylüyor “I, Alaeddin Keykubad zamanında Türkiye Selçukluları,Kırım seferi münasebeti ile,savaştıkları Şamani Kıpçakları Türk adı ile zikrediyor ve ayırıyor,Müslümanları bir millet sayan dini millet anlayışına uygun hareket ediyorlardı.” Burada ki beyanatta açıkça eleştirdiğimiz konuya ters düşmektedir.Zaten o devirde Türk,Arap ve Kürt gibi etnik kökenlerle uğraşan yoktu.Bu ırk ile uğraşma meselesi yine Avrupa’nın bize bir hediyesi olmuştur.
Osman Turan hoca,sayfa 295 de Sultan Alaeddin Keykubad’ın Moğollar ile sulh yaptığını ve hiçbir hükümdara nasip olmayan bir şekilde karşılanarak Moğol tehlikesini uzaklaştırdığını söylemektedir.Bu konuda biraz eksik anlatım mevcuttur.Moğollar kendisi gelip de tabiiyetini bildirenlere zaten dokunmazlardı.Bu onların “yasak”ın da mevcuttur.Baş eğer ve haraçgüzar olursanız sizi hem kendi yerinizde bırakır hem de bir problem çıkarmazlardı.Eğer direnirseniz o zaman bütün halkı da kılıçtan geçirirlerdi.Burada dikkat çekmek istediğim husus Sultanın gidip tabi olması ve haraçgüzar duruma düşmesidir.Yoksa askeri veya siyasi bir dehadan söz edilemez.
Osman Turan hoca,sayfa 319 da Batınilerin Türk-İslam büyüklerine suikast yaptıklarını söylüyor.Bu da son derece yanlış bir bilgi ve ya en azından çok eksik.Batıniler bütün Müslüman devlet adamları ve alimlere suikast yapıyorlardı.Bunu sadece Türklere hasretmek çok yanlış bir tutumdur ve tarih ile uyuşmaz.
Aslında daha çok eleştirilerim olacaktı fakat yerimiz dar olduğu için bu kadarı ile iktifa etmek durumunda kalıyorum.Her kitaptan olduğu gibi bu kitaptan da öğrenilecek çok şeyler olduğu muhakkak.
Osman Turan hoca kendi fikir dünyası ile ortaya koymuş olduğu “Türk-İslam” modelini tarih ilmi ile ispatlamaya çalışarak büyük bir hataya düşmüştür.Belki de bunu kitabın yazılmış olduğu tarihle irtibatlandırırsak daha doğru yapmış oluruz.1965 yılında Komünizmin en zirvede olduğu dönemlerde kaleme alınmış olması da bu konuda etkili olmuş olabilir.Tıpkı “Türk cihan hakimiyeti mefkuresi” kitabında olduğu gibi…
Selçuklu tarihi konusunda uzman olan Osman Turan hocamızı rahmetle anıyoruz.Allah mekanını cennet eylesin,AMİN