Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Yasin özcan Tarafından Yapılan Yorumlar
Mahmut Göloğlu’nun okumuş olduğum ilk kitabıdır.Yazar yakın tarih konusunda yapmış olduğu araştırmalarla meşhur bir insandır.Yakın tarih üzerine yazılmış olan bir çok eser,yazarın kitaplarını kaynak olarak kullanmaktadır.Bu kitabı 6 ciltlik bir seri olan yakın tarih çalışmasının da ilk cildidir.
Yazarın Trabzonlu olmasından ötürü Trabzon ve Trabzonluları öne çıkarması gözlerden kaçmamaktadır.Aslına bakarsanız;bu yazarı okurken sanki bir ders kitabı okurmuş gibi hissediyorsunuz.Sanki objektif anlamda kaleme alınmış bir tarih değil de sipariş üzerine yazılmış bir tarih hissi uyandırıyor.
Erzurum kongresini mümkün olduğu kadar detaylı ve fakat taraflı olarak anlatmaya çalıştığını düşünüyorum.Tarihimiz ve tarihçilerimiz ne zaman bu prangalardan kurtulup da daha iyi eserler verecek diye de merak ediyorum.Yani kendi ayaklarına vurdukları kendi prangalarından.
Yazarın bu serisinin ikinci kitabı olan “Sivas kongresi” isimli çalışmasının baş tarafına koyduğu” Genel kurmay başkanlığı tarafından tavsiye edilmiştir” ibaresi de gerçekten çok ilgi çekici.Acaba yazar bu ibare ile ne anlatmak istiyor olabilir ? Yoksa yazdığı kitaba bir meşruiyet kazandırma çabası mıdır ? Malum olduğu üzere Genel kurmay başkanlığının tarih görüşü ve bu konuda durduğu yer milletimize pek yabancı sayılmaz.Bence yazar yanlış bir yerde meşruiyet aramaktadır.
Bununla beraber elbette ki kitapta faydalanılacak yerlerde mevcuttur.Fakat unutmayın ki;yazar bir Atatürkçüdür ve okumalarınızı da buna göre yapınız.
Hatıratların en büyük özelliği belki de en kötü tarafı yazarının kendini oldukça fazla olarak ön plana çıkarmasıdır.Bir tür ben yaptım ben ettim psikolojisi çok yoğun şekilde göze çarpar.Bu hatıratların klasik bir boyutudur.
Aslında bu kitap da bir hatırattır.Oldukça kısa olmasına rağmen ve kitabın isminde de böyle bir iddia bulunmamasına rağmen bu böyledir.Normalde kitabın serlevhası size başka bir şeyleri çağrıştırırken;mesela harbiye mektebinde ki hürriyet mücadelesini,zannediyorsunuz ki bu konu etrafında yazılmış bir monografidir.Fakat yazar resmen hatıratını yazmıştır.Çocukluğundan ve ailesinden de kitapta bolca bahsetmektedir.
Yazarın talebelik yaptığı dönem oldukça ilginç bir dönemdir.Konulara bizzat şahitlik etmesinden dolayı vereceği bilgiler oldukça önemli olabilirdi.Fakat maatteessüf yazarda bir derinlik olmadığı için olayları oldukça yüzeysel olarak aktarmaktadır.
Hatıratların klasik bir hastalığı olan ben ettim ve ben yaptım edebiyatını da oldukça rahat bir şekilde hissedebiliyorsunuz.Bir talebe olmasına rağmen,yaşından hiç beklenmeyecek düşüncelerde ve eylemlerde bulunmuş olmasını ben bir mübalağa olarak görüyorum.
Yazarın anlaşılamaz bir şekilde Sultan Abdülhamid düşmanlığı var.Belki o dönemleri yaşamadığımız için psikolojik bir tahlil yapmak doğru olmayacaktır.Fakat İttihat ve Terakki’nin zorba yönetimini tatmış olan biri için Abdülhamid dönemini daha ehven görmesi de çok anlamlıdır.Ne demişler;gelen gideni aratır.
Harold Lamb’ın okumuş olduğum ilk kitabıdır.Daha önce de Moğollar üzerine bir çok kitap okumuştum.Yazar objektiflik konusun da bende iyi bir etki bırakmıştır.Kitabın bazı bölümleri yazım tekniği yönünden oldukça sıkıcıdır.Bunu herhalde tercümeye bağlamak daha uygun olur.
Aslında Cengiz han gibi bir lider için yazılmış kısa bir eserdir diyebiliriz.Eser daha detaylı olabilirdi.Fakat Cengiz han ve Moğolları merak eden insanlar için bir giriş kitabı olabilir.Daha detaylı bir Moğol monografisi için Jean Paul Roux’un “Moğolların tarihi” isimli kitabını tavsiye edebilirim.Ve yine Moğolların içtimai teşkilatı konusun da bilgi edinmek isteyenlere de Vladimitsov’un kitabını tavsiye ederim.Ayrıca Türk Tarih Kurumundan çıkmış olan “Moğolların gizli tarihi” adlı eserde çok hoş bir kitaptır.İlgililere duyurulur efendim..
Moğolları iyi incelemek gerektiğine inanıyorum.Bu adamlar saman alevi gibi de olsa dünyanın gidişatını değiştirmiş adamlardır.
İnsanın kanını donduran eylemleri ile tarihe damgalarını vurmuşlardır.
Ahmet Refik'in okumuş olduğum ilk kitabıdır.Yazarın methini daha önce bir çok kişiden duymuştum.Türkiye de popüler tarihçiliğin kurucusu olarak anılan yazarın,bu kitabı 1683 ve 1699 seneleri arasında cereyen eden acıklı olayları konu almaktadır.
Yazarda bir ittihatçılık gayreti görülmektedir.Veya en azından bana öyle geldi.Kitap devrin şartlarına göre ve devrin moda söylemine uygun olarak kaleme alınmıştır.Kitapta dikkati çeken bazı noktalar vardır.Mesela II. Viyana kuşatmasına giderken Yeniçerilerin kadın çocuk demeden katl yaptıkları gibi...
Bu tip iddiaların titizlikle incelenmesi gerekir.Bana oldukça tuhaf geldi doğrusu.
Yine bir Mustafa Armağan klasiği ile karşı karşıyayız.Bu yazarın kaleme almış olduğu yazıları tanımak pek güç değil.Kendine has bir üslubu var yazarımızın.Aslında kitabın adına baktığınızda ve yayın tarihine şöyle bir göz attığınızda “Büyük Ortadoğu projesi” BOP’a göndermede bulunduğunu ve ona nazire olsun diye yazılmış olduğunu düşünüyorsunuz fakat öyle değil.Kitabın adı “Büyük Osmanlı projesi” yani sonuçta buda bir BOP oluyor.
Yazar yine çok kısa olan yazılarla kitabını doldurmuştur.Birbiri ile pek alakası bulunmayan yazıları bir araya getirerek eserini noktalamıştır.
Mustafa Armağan iyi güzel de kendisini de seviyoruz fakat şu Osmanlı taassubu yok mu işte bu iyi değil.Osmanlı’nın hep iyi taraflarını ortaya koyarak yazılarını yazıyor.
Bakıyorsunuz tarihten verdiği tek bir örnekle Osmanlıyı anlatmaya çalışıyor.Tabi buda pek şık olmuyor doğrusu.Galiba birazda komik kaçıyor.